KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/8985 E., 2024/6634 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/974 E., 2022/549 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kabulü
Karar Metni
1.424 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.08.2014 tarihinde davalıya ait olan üst kattaki süpermarketin mutfak kısmından gelen atık suyun sızması sonucu davacı şirket nezdinde sigortalı bulunan işyerinde zarar meydana geldiğini, tespit edilen 11.401,29 TL'lik hasar bedelinin sigortalısına ödendiğini, davalının ödenen hasar miktarından sorumluluğu bulunduğunu, ödenen bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçe hükümlerini tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/02/2016 tarih ve 2015/211 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davalının Kastamonu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/8846 sayılı icra dosyasına vaki itirazının 11.401,29 TL üzerinden iptaline, takibin 11.401,29 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktara 22.10.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.10.2019 tarih ve 2016/17298 Esas, 2019/8811 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı dava dilekçesinde işyeri sigorta sözleşmesi gereğince sigorta şemsiyesi altına bulunan işyerinin davalı şirkete ait marketin mutfağındaki termosifona bağlı su borusunun patlaması sebebi ile hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalısına ödediğini ileri sürerek zarar sorumlularından rucüen tazmin isteminde bulunmuştur.
Davacı ..., bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği" düzenlemesine ve 17/3. maddesinde ise "kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Davacının sigortaladığı işyerinin bulunduğu binanın tapu kayıtları dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenle ilgili tapu müdürlüğünden dava konusu sigortalı işyerinin bulunduğu taşınmazda kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulu olup olmadığının tespiti bakımından incelenmesine gerek görülen taşınmazda kat mülkiyeti ya da kat irtifakının kurulup kurulmadığı hususunun sorulması ve kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş ise buna dair bilgileri de gösterir şekilde güncel tapu kayıt örneklerinin celb edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; taşınmazda kat mülkiyeti kurulu olup olmadığı ya da kat irtifakı kurulu ise de KMK'nun 17/3. maddesi gereği, hasar tarihi itibariyle anataşınmazın üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanılıp başlanmadığının araştırılması ve üçte ikilik kullanımın olması halinde, uyuşmazlığa yine kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak,
davada Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olacağından HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli ve 2020/28 Esas, 2021/114 Karar sayılı ilamıyla Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, HMK'nın 114/1-a, 114/1-c, 115/2 ve 20 maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, tarafların temyiz etmemesi üzerine karar kesinleşmiştir.
Kastamonu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından sigortalı bulunan Boran Mobilya Dayanıklı Tük. Mal. Tic. ve San. Tic. Ltd.
Şti.'ye ait iş yerinde 27.08.2014 tarihinde davalıya ait olan üst kattaki süpermarketin mutfak kısmından gelen atık su nedeni ile zarar meydana geldiği, dava konusu dosyaya davacı şirket nezdinde sigortalanmış bulunan Boran Mobilya şirketine ait iş yerinde üst kattaki süper marketin mutfak kısmından su borusunun patlamasından dolayı gelen su nedeni ile zarar meydana geldiği,
iş yerinde ve ticari ürünlerde zararların oluştuğu, oluşan zarardan dolayı davalının kendi kullandığı bölümde gerekli ve yeterli tedbirleri almadan çalışması nedeni ile sorumlu olup meydana gelen zararı karşılamasının gerektiğini, oluşan zarar nedeni ile sigortalı şirkete 11.401,29 TL tutarında ödeme yapıldığı, sigortacı şirketin haksız fiilden sorumlu olanlardan, sorumlulukları ölçüsünde talep etme hakkının olduğu,
dava açılmadan önce davalı şirkete karşı yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesinden dolayı takip konusu miktarın % 20 sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı, alınan teknik bilirkişi raporuna göre hasarın su sızıntısından oluştuğu, sigortalı şirketin üst katında davalıya ait işletmenin bulunduğu, su sızıntısı nedeniyle davacı sigortalısının iş yerinde su basmasından kaynaklanan asma tavan, elektrik tesisatı ve zemin kaplamaları ile satış teşhir ürünlerinde oluşan zararın 11.401,29 TL olduğu,
asıl alacak miktarı ile bilirkişi raporunda belirlenen miktar aynı yani alacak belirli olduğu için alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.280,25 TL icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/8846 sayılı dosyasına yapılan itirazın 11.401,29 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 11.401,29 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren takipteki talebi aşmamak üzere değişik oranlarda avans faizi işletilmesine,
takip öncesi faiz olarak hesaplanan 209,91 TL işlemiş faiz yönünden reddine, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.280,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıya sigortalı mağazada meydana gelen hasarın davalı şirketten kaynaklandığının ispat edilemediğini, davacının iddiaları kabul edilmemekle davalı tarafın tüm önlemleri aldığından kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; işyeri sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi birinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya kapsamındaki talep iş yeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacının zararın rücuen tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Rücuen tahsile konu gerçek zararın saptanması tazminat hukukuna göre yapılan kusur ve hasar açısından incelemeleri sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile çözümlendiğinden, gerek icra takibi tarihinde gerekse dava tarihinde tazminat alacağı henüz likit halde değildir. O halde, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı Kanun'un 438/7 nci maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının gerekçesinde ve hükmün 4 numaralı bendinde yer alan "4-Asıl alacağın %20 si oranında hesaplanan 2.280,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkartılarak buna göre bent numaralarının yeniden teselsül ettirilmesine ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8985, K. 2024/6634, 27 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama