KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/9283 E., 2025/10176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1096 E., 2022/733 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kdz.Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/155 E., 2021/26 K.
Karar Metni
919 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça, ... hakkında Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/1194 Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, alacağın kaynağının 06.12.2005 tarihli kredi sözleşmesi olduğunu, ödeme emrinin 20.09.2018 tarihinde "...
Karadeniz Ereğli" adresinde bulunan ve ...'ın yengesi olduğunu beyan eden ... imzasına tebliğ edildiğini, davacının icra dosyasından gönderilen ödeme emrinde bulunan adreste hiçbir zaman ikamet etmediğini ve "..." isminde yengesi bulunmadığını, durumdan davalı bankaya para çekmeye gittiğinde hesabında haciz şerhi bulunduğunun ortaya çıkması ile haberdar olduğunu, bu hacizlerin kaldırılması için talepte bulunulmuşsa da bu haciz işleminin kaldırılmadığını, bunun üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, borçlu olmadığının tespiti için de menfi tespit davası açıldığını,
borçlu olmadığının tespit edildiğini ve kararın kesinleştiğini tüm bu dava süreçlerinde icra tehdidi altında yıprandığını ve üzüntü duyduğunu, icra takip dosyasında gerekli özeni göstermeyen ve basiretli bir tacir gibi davranmayan davalının tüm bu süreçte yaşananlardan sorumlu olduğunu belirterek uğramış olduğu manevi zararlarına karşılık 170.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kimlik numarası ile uyap sitemine eklendiği tarihten önce dosyanın ...
A.Ş.'ye temlik olduğunu, dosyada artık davalı bankadan başka bir alacaklı şirketin ve vekilinin olduğunu, davacının banka ve mal varlığına ilişkin haczin icra dosyasının temlik olduktan sonra temlik alan tarafından gerçekleştirildiği hususlarının göz önünde bulundurularak davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, manevi tazminat davasının açılması için gerekli şartların oluşmadığını, davacının kimlik numarası ve taraf olarak dosyaya eklenmesinin dosya temlik olduktan sonra ...
Şirketinin vekilinin talebi ile gerçekleştirildiğini, bankanın davacının mal varlığına ilişkin haciz talebi ve talep doğrultusunda yapılmış herhangi bir haciz işlemi yokken icra takip dosyasının temlikinden sonra yapılan haciz işlemlerinden dolayı sorumlu tutulmaya çalışılmasının hukuka ve hakkaniyet aykırı olduğunu belirterek davanın davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; takibe dayanak kredi sözleşmesini ..., ..., ..., ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen kefil sıfatı ile imzaladıkları, takibin asıl borçlu ve müşterek ve müteselsil kefillere karşı başlatıldığı, 09.09.2008 tarihli takip talebinde alacaklı banka tarafından borçlu ...'ın adresinin genel kredi sözleşmesindeki adresi olan "...
Ereğli" olarak gösterildiği ve örnek no 7 ödeme emrinin bu adrese çıkarılarak 20.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği, savcılık soruşturma dosyası incelendiğinde takibe konu genel kredi sözleşmelerinin ... TC kimlik numaralı ... tarafından imzalandığı, bu hususun ... TC kimlik numaralı ... isimli şahsın savcılık ifadesi ile de sabit olduğu, ancak ...
TC kimlik numaralı davacı ...'ın bilgilerine yer verildiği, davacı üzerine kayıtlı herhangi bir taşınmaz veya taşınır mal, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı bulunmadığından hakkında ayrıca haciz işlemi uygulanmadığı, manevi tazminata hükmedilebilmesi için bu işlemlerin ağır kusurla veya kötü niyetle yapılması gerektiği, davalı bankanın ağır kusurunun bulunmadığı gibi kötüniyetle hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davacının taşınır veya taşınmaz mallarına veyahut maaşı üzerine herhangi bir haciz işleminin de uygulanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada mevcut kredi sözleşmeleri incelendiğinde; kefilin TC kimlik numarasının alınmadığı, icra takibi başlatılırken gerçek kefilin TC kimlik numarasının belirtilmeyip haciz taleplerine hatalı olarak davacının TC kimlik numarasının yazıldığı, sonrasında alacak ... yönetim şirketine devredilmiş olsa da davacıya ait kimlik bilgilerinin banka tarafından icra dosyasına sunulduğu ve sonrasında davacının banka hesaplarına bloke konulmuş olduğu, davalı bankanın gerek sözleşmenin hazırlanması,
gerekse icra takibinin başlatılması esnasında gerçek borçlunun kimlik bilgilerini usulünce tespit etmeyerek davacının borçlu gibi gösterilmesine yol açtığı ve basiretli bir tacire uygun şekilde hareket etmediği, yapılan haciz işlemlerinin haksız olduğu ve davacının kişilik haklarının zarar gördüğü gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kendisinin borçlu olmadığını ispatlamak adına yıllardır hukuk mücadelesi verdiğini, değişen ekonomik şartlar ve koşullar nedeniyle bölge adliye mahkemesince hükmedilen tazminat miktarı geçen yıllar içerisinde yetersiz kaldığını, defalarca alacaklı kuruma borçlu şahsın kendisinin olmadığını ve bunun yanında yasal yollara başvurmasına rağmen gerek savcılık dosyasından yapılan imza incelemesinde gerekse yerel mahkemesin menfi tespit davası süresince de hacizleri kaldırmadığını, taşınmazında ve banka hesaplarında yargılama süresine haciz ve blokelerin kaldırılmadığını,
hesaplarında haciz olması ve hakkında icra takibi bulunmasından dolayı yıllardır bankacılık işlemlerini sağlıklı bir şekilde yapamadığını, ekonomik sıkıntılar yaşadığını, hükmedilen tazminatın çok az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; icra takibinin gerçek borçlu ve davacı olmayan ... için başlatıldığını, ödeme emrinin de gerçek borçlu ve davacı olmayan ...'a gönderildiğini, davacının kimlik bilgilerinin alacağın temlikinden sonra icra dosyasına eklendiğini, davanın reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalının kusurunun derecesi, olayın oluşu ve iddiaların aksine, alacağın temlikinden önce 15.07.2009 tarihli haciz talep yazısında davacının TC Kimlik numarasının yazılmış olmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9283, K. 2025/10176, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama