KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/9371 E., 2022/12429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen başvurunun kısmen kabulüne dair karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine ... tarafından verilen 02.11.2019 tarih 2019/İHK-15663 sayılı itirazın reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya ... sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminat ile 500,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faiz ile beraber davalı ... şirketinden tahsilini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 156.333,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kısmen kabulüne, 125.066,40 TL tazminatın 01.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; ... kararına karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verilmiş; ... kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, ... kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, kaza tarihindeki yürürlükteki yönetmeliğe göre davacı vekili tarafından dosyaya sunulan Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 13.02.2019 tarihli raporunda, davacının muayene edilmeden evrak üzerinden maluliyet oranının tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacının bizzat muayene edilmeden maluliyet oranının tespit edilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca davalı ... tarafından işleten aleyhine Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/447 Esas sayılı dosya ile açılan rücuya dayalı tazminat davasında dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 17.06.2019/10040 karar numaralı raporunun incelenmesinde; davaya konu kaza nedeniyle davacı ...’ün 13.07.2011 tarihinde maruz kalmış olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının, olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde maluliyetine neden olacak derecede araz bırakmadığı, bu nedenle davacıda maluliyet tayinine mahal olmadığı hususunda belirleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, eldeki tahkim yargılamasında alınan 13.02.2019 tarihli maluliyet raporu ile rücu davasında alınan 17.06.2019/10040 karar numaralı Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki oluştuğu gözetilerek olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, davacının bizzat muayenesi yapılarak ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3-Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinde "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9371, K. 2022/12429, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama