KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/9744 E., 2022/15870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.165 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile davalıya ait üyesi oldukları emekli maaş sisteminden kaynaklanan alacak istemi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesinde; tarafların istinaf başvurusunun kabulüne dair verilen karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARŞI OY
205 sayılı ... Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında davalı Kurumun statüsünün“bu kanun ile hususi hukuk hükümlerine tabi olup, mali ve idari bakımdan muhtar ve hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun’un 17/b maddesinde ise “Uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Kumandanlığı teşkilatında, ... ve bu Kurumun sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip olacağı veya iştirak edeceği şirketlerde çalışan bilumum maaşlı ve ücretli memur ve müstahdemlerden arzu edenler Kuruma daimi üye olabilirler” denilerek kuruma isteğe bağlı üye olabileceklerin sayıldığı, davacının da anılan düzenlemeye dayanarak daimi üye olma istemi ile başvurduğu anlaşılmaktadır.
Hukuki statüsünün incelenmesinden; davalı OYAK’ın Milli Savunma Bakanlığı’nın ana hizmetlerine ilişkin bir görev üstlenmediği, 205 sayılı Kanun ile üyelerine kanunda düzenlenen sosyal yardımları ve hizmetleri sağlamak amacı ile kurulmuş, özel hukuka tabi bir kuruluş olduğu, bir bakanlık ile arasında hiyerarşik ilişki veya vesayet bağının olmadığı, 205 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtildiği üzere yönetim kurulunun, Genel Kurulu tarafından ibra edildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından denetlenmediği, denetimin kendi denetim organı tarafından gerçekleştirildiği,
Milli Savunma Bakanlığının organlarının oluşumunda sınırlı bir yetkiye sahip olduğu, üyelerin atanması, azli gibi üstün yetkileri haiz olmadığı, asli ve sürekli hizmetlerini yürüten personelin kamu görevlisi statüsünde olmadığı, gelirlerinin; üyelerinin aylıklarından yapılan kesintilerden, kurum mevcutlarının işletilmesinden elde edilen kazançlardan ve yapılan bağışlardan oluştuğu, kamu kaynaklarını kullanmadığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda kamu bütçesi içinde yer alan kurumların ekli cetvelde sayma sureti ile belirlendiği ve ekli cetvellerde belirtilen kurum ve kuruluşlar arasında davalı OYAK’ın yer almadığı,
keza 205 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasında açıkça OYAK’ın özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun belirtildiği, aynı Kanun'un 33. maddesinde de OYAK'ın ticaret şirketi gibi faaliyette bulunmasına ilişkin düzenlemeye Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yer verildiği, OYAK’ın 26.07.1962 tarihinde Ankara Ticaret Odasına 11267 sicil numarası ile kayıt yaptırdığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince basiretli bir tacir (m 18) gibi hareket etme yükümlülüğü de bulunan OYAK'ın kuruluşundan itibaren bir ticari şirket gibi faaliyette bulunmasının amaçlandığını açıktır. Özel hukuk hükümlerine tabi diğer şirketlerle eşit koşullarda rekabet edebilmesi için de OYAK'ın bir özel hukuk tüzel kişisi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, her ne kadar 205 sayılı Kanunda “Milli Savunma Bakanlığına bağlı”(m 1/1) ifadesine yer verilse de, bu ifade ile idare hukuku açısından teknik anlamda bakanlık bağlı kuruluşu kastedilmemektedir. Zira davalı kurum, bağlı kuruluş olmanın önşartı olan bakanlığın asli görevlerini ifa etmediği gibi Milli Savunma Bakanlığı ile arasında hiyerarşik veya vesayet bağı da bulunmamaktadır.
Kaldı ki, OYAK'ın mali ve idari bakımdan özerk olduğunun belirtilmesi(205 SK 1), başka bir idari makamın onayına ihtiyaç duymaksızın tek başına karar alıp bu kararları yürütebilme, kendi bütçesini oluşturabilme ve oluşturduğu bütçeyi kurumun amaçlarını gerçekleştirmek için kullanabilme yetkisine sahip olmasını ifade etmektedir.
Bağlı kuruluş, tanımı ile idari ve mali özerklik kavramları birbiriyle örtüşmeyeceğinden idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluşun bağlı kuruluş olarak nitelendirilmesi hukuken de mümkün değildir. Son olarak belirtilmelidir ki, davacı ne asker kişidir ne de askeri hizmete ilişkin bir uyuşmazlık söz konusudur.
Davacı, yukarıda zikredilen 17/b madde uyarınca kurumun sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip olduğu iştiraklerinde çalışan bir kişi olup isteğe bağlı üyelik statüsündedir. Asker kişi olmayan üyelerle, askeri hizmetten kaynaklanmayan kurum-üye arasındaki davalarda adli yargının görevli olduğu tartışmasızdır.
Açıklanan bu sebeplerle davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, dolayısıyla işin esasının incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun yazılı gerekçe ile kararın onanması görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9744, K. 2022/15870, 30 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama