KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/9861 E., 2024/6079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/627 E., 2022/527 K.
- Hüküm/karar
- Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine /davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/49 E., 2021/506 K.
Karar Metni
1.175 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ...'nun tescilsiz motosiklet ile tek taraflı trafik kazası sebebiyle vefat ettiğini, vefat eden sürücünün eşi tarafından açılan davada tazminat ödenmesine karar verildiğini, bu ilamın icrası için müvekkili kurum aleyhinde Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2015/8447 E. sayılı takip dosyası ile davalılardan Zeliha tarafından takip yapıldığını, müvekkilli tarafından 24.12.2015 tarihinde takip dosyasına 141.425,05 TL ödendiğini, ayrıca bakiye karar harcı olan 7.222,28 TL'sinin 31.12.2015 tarihinde yatırıldığını,
davacı tarafından müteveffanın mirasçıları aleyhine mezkur ilama dayalı icra takibine yapılan ödeme tutarının tahsili için Denizli 9. İcra Müdürlüğünün 2015/8722 sayılı ve ilamdan kaynaklanan ve ödenmek zorunda kalınan bakiye karar harcının tahsili için Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2016/997 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalılar tarafından haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kazanın davalıların desteği Hüseyin'in yönetimindeki henüz trafiğe tescil edilmemiş ZMMS sigortası bulunmayan araç sürücüsünün tam kusuru ile meydana geldiğini, kazada tam kusurlu olan davalıların desteğinin öldüğünü, davacının ancak aracın işletenine/malikine rücu edebileceğini, ölen ile kan bağı olmasının rücu sebebi sayılamayacağını, davalıların üçüncü kişi konumunda olduğundan tazminata hak kazandıklarını, Yargıtay kararlarında açıklandığı üzere destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hakkın salt miras yoluyla geçen bir hak olmadığını,
destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararının desteğinin ölümü sebebiyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarar olduğunu, bu zarardan doğan hak, desteğe ait olmadığına göre onun kusurunun bu hakka etkili olamayacağının açık olduğunu, ölen kişinin kendi kusuru nedeniyle davalıların maddi ve manevi zarara uğradığını, yani sürücünün ölümü zararı doğurmakla birlikte zararın doğrudan 3. kişi konumundaki destekten yoksun kalanların zararı olduğunu, nihayette zararın mirasçıların bu sıfatla devraldıkları murisin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar olmadığını,
davacının rücu hakkının söz konusu olamayacağını savunarak öncelikle davanın derdestlik ve kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, davacının müvekkillerinin üçüncü kişi sıfatları nedeniyle davanın esastan reddine, kötü niyetli takip ve dava açan davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılmış, mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte müteveffanın mirasçısı sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu oldukları, ...
Yönetmeliği'nin 16/a bendi uyarınca davacının kaza anında ZMMS poliçesi bulunmayan müteveffanın mirasçılarına yönelik rücu hakkının bulunduğu, davalıların murisin mirasının reddi için açtıkları herhangi bir davanın bulunmadığının tespit edildiği,
her ne kadar istinaf ilamından sonraki aşamada davalılar murisin terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek mirasın hükmen reddi şartlarının oluştuğundan bahisle davanın reddi gerektiğini iddia etmişler ise de, davalıların Acıpayam Vergi Dairesi'ne 30.09.2011 tarihinde veraset ve intikal vergi beyannamesi verdikleri, muris adına kayıtlı Acıpayam İlçesi, Kelekçi Köyü 7591, 3590, 4793, 5683, 5814, 5834, 7181 ve 7579 parsel sayılı taşınmazları sahiplenme iradesi ile hareket ettikleri,
bu itibarla davalıların terekenin borca batık olduğuna dair iddialarının davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı borçlular tarafından Denizli 4. İcra Müdürlüğünün 2016/997 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 7.222,28 TL asıl alacak, asıl alacağa ödeme tarihi olan 24.12.2015 tarihinden takip tarihine kadar işleyen 62,33 TL yasal faiz olmak üzere toplam 7.284,61 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
davalı borçlular tarafından Denizli 9. İcra Müdürlüğünün 2015/8722 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 141.425,05 TL asıl alacak, asıl alacağa ödeme tarihi olan 31.12.2015 tarihinden takip tarihine kadar işleyen 139,49 TL yasal faiz olmak üzere toplam 141.564,54 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacağın likit olmadığı değerlendirildiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; miras bırakanın hissedarı olduğu taşınmazların, araçların değerlerinin ölüm tarihine göre belirlenmiş olması gerektiğini, TMK 605/2 maddesi gereğince murisin aktif ve pasifinin tereddüde yer vermeyecek şekilde tespiti gerektiğini, davalıların veraset ve intikal vergisi beyannameleri vermiş olmalarının, yasal süresi içerisinde verilmemesinin sorumluluk yaratacağı gözetildiğinde mirası kabul anlamında yorumlanamayacağını, ayrıca yıllar sonra açılan tazminat davası ve eldeki davayla müvekkillerinin terekeye dahil olan bu borcu yeni öğrenmiş olacaklarından bu hususun da nazara alınması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların ölümden uzun zaman sonra mirası red yönünde hiçbir tasarrufta bulunmadan terekenin borca batık olduğunu ileri sürmelerine, murisin taşınmazları bulunup borcunun bulunmamasına, işbu dava dosyasına konu borcun tereke borcu içerisinde değerlendirilemeyecek olmasına göre, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçeleri ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 03.09.2011 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeni ile desteğin yakınlarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının mirasçılardan rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalıların süresi içerisinde mirası reddetmediği, murise ait taşınmazları sahiplenme iradesiyle hareket etmeleri, öncesinde mirasın hükmen reddine ilişkin başkaca dava da açmadıklarının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9861, K. 2024/6079, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama