KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/10934 E., 2023/13296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/393 Değişik İş, 2021/403 Karar
- Dava tarihi
- 08.10.2020
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul/İtirazın Reddi
Karar Metni
1.931 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Ek Karara Yönelik Davacı vekili
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından, davacının tavzih talebinin kabulüne ilişkin ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası(ZMSS) ile teminat altına alınan aracın 29.11.2019 tarihinde yaya olan müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, kaza tespit tutanağında müvekkilinin asli kusurlu olarak gösterildiğini,
ancak sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kazada asli kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 100,00 TL geçici iş göremezlik ile 4.901,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 02.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 165.000,00 TL'ye. 25.05.2021 tarihli dilekçesi ile 269.284,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından sunulan raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, ayrıca raporun Yönetmelikte belirlenen yetkili hastaneden alınmadığını, bu nedenle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, sigortalı aracın kusurunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan maluliyet raporuna göre meydana gelen kaza sonucunda davacının %15 oranında sürekli maluliyeti olduğunun belirlendiği, konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporunda davacının %25 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının zararının PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlendiği,
maluliyet raporunda geçici iş göremezliğe ilişkin tespit bulunmadığından geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 165.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 05.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, ayrıca raporun yönetmelikte belirlenen yetkili hastaneden alınmadığını, yine raporun iyileşme süresi tamamlanmadan düzenlendiğini, bu nedenle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, kusura ilişkin çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunda davacıya 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68 inci maddesinin ihlal etmesi nedeniyle kusur atfedildiğini, bu kural ihlalinin de asli kusur olarak kabul edilen hallere ilişkin olduğunu,
dolayısıyla davacıya %25 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, her ne kadar sigortalı araç sürücüsü kaza sırasında alkollü ise de bu durumun kazaya etkisinin olmadığını, davacı yaya kaldırımı olmasına rağmen kaza sırasında taşıt yolu üzerinde yürüdüğünü, bu durumda davacıya atfedilen %25 kusurun kazanın oluşuna uygun olmadığını, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde esas alınması gereken yönetmeliğe uygun şekilde hazırlandığı, maluliyetin sürekli olduğu, davacının kişisel muayenesinin yapıldığı ve uzman hekimler tarafından düzenlendiği, bu nedenlerle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, kusur raporunun konusunda uzman bilirkişi tarafından dosyadaki tüm deliller dikkate alınarak Yargıtay kararlarına, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak hazırlandığı,
Yargıtay uygulamalarına göre davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile belirlenmesi gerektiği, heyetçe alınan ek raporda anılan yönteme göre davacının zararının daha yüksek belirlendiği, bu nedenle davalının bu yöne ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin 03.07.2021 tarihli ek kararıyla; ikinci ıslah harcı olan 1.565,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili, ek karara karşı ise davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, ayrıca raporun yönetmelikte belirlenen yetkili hastaneden alınmadığını, yine raporun iyileşme süresi tamamlanmadan düzenlendiğini, bu nedenle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, kusura ilişkin çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunda davacıya 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68 inci maddesinin ihlal etmesi nedeniyle kusur atfedildiğini, bu kural ihlalinin de asli kusur olarak kabul edilen hallere ilişkin olduğunu,
dolayısıyla davacıya %25 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, her ne kadar sigortalı araç sürücüsü kaza sırasında alkollü ise de bu durumun kazaya etkisinin olmadığını, davacı yaya kaldırımı olmasına rağmen kaza sırasında taşıt yolu üzerinde yürüdüğünü, bu durumda davacıya atfedilen %25 kusurun kazanın oluşuna uygun olmadığını, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, lineer interpolasyon yöntemi kullanılmasının hatalı olup bu nedenle yaşam olasılıklarında kayma olduğunu ve irat katsayısının gerekenden fazla çıktığını,
davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde.
İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı tavzih talebinde bulunulduğunu, ancak talebi karşılamayan 6100 sayılı Kanun'a aykırı ve usulen karmaşaya sebep olan bir ek karar verildiğini, ek karara yapılan itiraza da cevap verilmediğini, itiraz aşamasında yeniden hesap raporu alındığını ve başvurunun ıslah edildiğini, ancak hükümde ıslah edilen kısım üzerinden karar verilmediğini, tavzih talebi üzerine verilen ek kararın da hatalı olduğunu, ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne ve vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, ıslah kabul edilmediyse ise ıslah harcının iade edilmesi gerektiğini,
ayrıca itiraz aşamasında yatırılan bilirkişi ücretinin müvekkili tarafından yatırıldığı halde davalı tarafından ödenmiş gibi davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti ek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında %1,8 teknik faizin uygulanma imkanı olmamasına, hükme esas alınan hesap raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer itirazlarına gelince;
a. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 29.11.2019 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Engel Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
b. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosyanın incelenmesinde; olaya ilişkin kaza tespit tutanağına göre davacının kaza sırasında yaya kaldırımı ile yol şerit çizgisi arasında yürüdüğü, tutanakta davacının asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının taşıt yolunda yürümesi nedeniyle tali ve %25 kusurlu olduğunun bildirildiği görülmektedir. Ancak hükme esas alınan rapor olayın oluşunda tarafların kusuruna ilişkin tereddütü giderecek nitelikte değildir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, kusur konusunda tüm tereddütleri giderecek ve kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
c. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.
Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2/a, b ve c) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10934, K. 2023/13296, 11 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama