KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11534 E., 2023/13741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/962 Değişik İş, 2021/962 Karar
- Hüküm/karar
- Davanın Kabulü - İtirazın Kısmen Kabulü,
Karar Metni
1.462 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı kazadan dolayı yaya müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.08.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 115.761,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kazaya karışan aracın türünün tespit edilemediğini, kusuru kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun usule uygun olduğu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı gerekçesiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulü ile 115.761,00 TL’nin 10.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek başvurana ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, iyileşme süresinin dolmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, uzlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza zamanaşımının dolmadığı, kusur raporunun denetime elverişli olduğu, maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olduğu, davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, geçici bakıcı gideri ve rapor ücreti talebi bulunmadığı, davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle SGK'ca ödeme yapılmasının söz konusu olamayacağı, davacının şahsi haklarından vazgeçmediği,
davacı yaya olduğundan hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin söz konusu olamayacağı ve vekalet ücretinin doğru olduğu gerekçesiyle itirazın kısmen kabulü ile başvurunun kısmen kabulüne, 108.523,00 TL’nin 10.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek başvurana ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, iyileşme süresinin dolmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, uzlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı 04.10.2019 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmasına, iyileşme süresinin dolmuş olmasına,, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın uygun olmasına, zamanaşımının dolmamış olmasına, davacı yaya olduğundan müterafik kusur indirimine yer olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. TBK'nın 50 ve 51 inci maddeleri aşağıdaki şekildedir:
Madde 50: "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
Madde 51: "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür."
Zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü, zarar görendedir. TBK'nın yukarıda yer verilen 50 nci maddesi uyarınca zarar gören zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında ise de, somut olayda olduğu gibi kusurun kesin olarak belirlenemeyeceği hallerde kanun koyucu hakime zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi vermiş; aynı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince de tazminatın kapsamının, ödenme biçiminin, durumun gereğinin ve özellikle kusurun ağırlığının göz önüne alınarak belirlenebileceği öngörülmüştür.
Her somut olayda TBK'nın 50 nci maddesi anlamında kusurun dağılımı mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda hakime takdir yetkisi tanınması hakkaniyete daha uygundur. Somut olayda olduğu gibi hangi tarafın daha kusurlu olduğu kesin olarak belirlenemeyecek durumlarda her iki tarafın da eşit kusurlu kabul edilmesi bu ilkelerden hareketle ulaşılabilecek en adil ve hakkaniyetli çözüm yolu olacaktır. Hakim takdir yetkisini dosyaya sunulan deliller, olayın oluş şekli ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak hakkaniyete uygun şekilde belirleyecektir.
Hakime tanınan takdir yetkisi keyfiliğe varacak ölçüde sınırsız olmadığı gibi dosya içerisindeki maddi vakıaya uygun, olayın oluş şekline ve zararın varlığına ilişkin bir kanaat oluşturabilecek somut delillerle desteklenmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kaza yerinde olay sonrası yapılan araştırmada herhangi bir iz bulunamadığına dair tutanak tutulduğu, taksi durağında çalışan bir kişinin soruşturma aşamasında ifadesinin alındığı, bu kişinin ifadesinde kazanın oluşuna yönelik herhangi bir beyanda bulunmadığı, kaza sonrası tedavi evrakı ve ekleri ile tanık beyanı gözetildiğinde yaralanmanın trafik kazasından kaynaklandığı noktasında tereddüt bulunmadığı, Hakem Heyetince plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı,
davacının olay tarihinde 7 yaşında bir çocuk olup davacının da kazanın meydana gelmesinde kusuru olabileceği değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Hakem Heyetince, kusurun kesin olarak belirlenebilecek bir bilgi ve bulgunun yer almaması karşısında her iki tarafın % 50'şer oranda kusurlu olduğu şeklinde sonuca varılması zorunlu iken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
3. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.
Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
HMK'nın 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosya kapsamından, kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (2) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11534, K. 2023/13741, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama