KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11854 E., 2024/6412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/303 E., 2021/198 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili bankanın Trabzon Şubesinde servis görevlisi olarak görev yaptığı sırada, 23.09.2002 tarihinden itibaren başlayarak çeşitli zamanlarda muhtelif banka müşterilerine ait hesaplardan mudilerin bilgi ve rızası olmaksızın imzalarını taklit etmek sureti ile para çektiğini, bu paraları zimmetine geçirdiğini belirterek 31.673,30 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 2003 yılında davalının, müvekkilinin müşterisi ...'un hesabından bilgisi dışında para çektiğini, bu eylemi nedeniyle işten çıkarıldığını ve hakkında zimmet suçundan ceza davası açıldığını, önceden açılan alacak davasına ek banka alacağı olduğunun teftiş raporuyla tespit edildiğini belirterek 5.266,86 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; davacı tarafın tüm iddialarının doğru olmadığını, mudilerin bilgisi dışında para çekmediğini, bir kısmının paralarını kendilerine ödediğini, bankadan olan alacaklarının zararı karşılayacağını, karşılamaması halinde mudileri mağdur etmeyecek şekilde ödemede bulunacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.03.2016 tarihli ve 2003/409 Esas 2016/187 Karar sayılı kararı ile; davalının davacı banka şubesinde görevli iken mudilerin imzasını taklit etmek sureti ile zimmetine para geçirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 31.334,76 TL'nin 20.10.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 08.04.2019 tarihli ve 2019/175 Esas, 2019/2108 Karar sayılı ilamıyla; "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; asıl ve birleşen davalarda ayrı ayrı alacak isteminde bulunulmasına rağmen, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden kabul edilen miktarlar, taraflara yüklenecek hak ve borçlar konusunda ayrım yapılmadan tek bir hüküm kurulmuştur. Bu haliyle davaların birleştirilmesi halinde birleşen davalar ayrı dava olma özelliğini korumalarına rağmen, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye aykırı hüküm kurulmuştur.
Şu durumda, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza mahkemesi dosyasına konu kovuşturma sonunda davalının müşteri hesaplarından çekilen tutarın asıl dava dosyasına konu miktar bakımından 25.066,95 TL olduğu, birleşen dava dosyasına konu miktarın ise 2.647,05 TL olduğu,
davalının zincirleme eylemi bakımından kesintinin gerçekleştiği tarih nazara alınarak haksız fiil tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 25.066,95 TL'nin (Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/185 E. sayılı dosyasından hükmedilen bedel nazara alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 02.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte,
birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.647,05 TL'nin (Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/185 E. sayılı dosyasından hükmedilen bedel nazara alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 28.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zararın hüküm altına alınan miktardan daha fazla olduğunu, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, asıl ve birleşen dava yönünden eksik inceleme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı bankada servis yetkilisi olarak görev yapan davalının muhtelif banka müşterilerine ait hesaplardan mudilerin bilgi ve rızası olmaksızın imzalarını taklit etmek sureti ile zimmetine para geçirmesi nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 41 vd maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; 07.10.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporundaki belirlemelerin dosya kapsamına uygun olmasına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
19.12.2005 gün ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140 ıncı maddesi gereğince davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11854, K. 2024/6412, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama