KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/1189 E., 2023/3489 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
- Mahkemesi
- Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/364-2022/452
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.734 kelime·9 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı K.. D.. vekili ve M.. K.. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, borçlu M.. K.. hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazlarını mal kaçırma amacı ile 20.04.2012 tarihinde diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI (1)
Mahkemenin 24.03.2015 tarihli ve 2014/291 Esas, 2015/119 sayılı kararıyla; davalı M.. K.. ile H.. K..'un kardeş olduğu davalı H.. K.. tarafından 411 nolu parselin ilk satıştan kısa bir süre sonra diğer davalı M.. G..'ye satışı yapıldığı, taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin altında bir değer davalılar arasında satış yapıldığı, satış yapıldığı tarihte taşınmazlar üzerinde bir çok takyidat bulunduğu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında yapılan tasarruf işlemlerinin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığın gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı (1)
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar M.. G.. ve K.. D.. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 13.10.2015 tarih ve 2015/12192 Esas, 2015 /10580 Karar sayılı ilamında ;
"......Davalı K.. D.. vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dava konusu taşınmazın üzerinde haciz veya ipotekle alınması halinde tapudaki satış bedeline mevcut ipotek ve haciz miktarı ilave edilerek satış bedelinin belirlenmesi gereklidir. Somut olayda dava konusu 2211 parsel 1. kat 4 nolu bağımsız bölüm davalı borçlu tarafından 26.3.2012 tarihinde; üzerinde ...
İcra Müdürlüğünün 13.2.2012 tarih 2012/67 talimatından 15.2.2012 tarihli haciz ve ...6 icra müdürlüğünün 29.2.2012 tarih 2012/1829 Esas sayılı dosyasındaki hacizlerle birlikte 3.000,00 TL bedelle davalı K.. D..'ye satılmıştır. Bilirkişi tarafından anılan taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri 41.800,00 TL olarak belirlemiştir.
Dava konusu taşınmaz, üzerindeki iki adet hacizle birlikte alındığından anılan haciz miktarları ilgili İcra Müdürlüklerinden sorularak bu miktarın tapudaki satış bedeline eklenmesi; bulunacak miktar ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında misli fark bulunması halinde anılan tasarrufun İİK'nun 278/3-2 medde gereğince iptaline karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Davalı M.. G..'nün temyiz itirazları yönünden:
Dava konusu 411 parselde kayıtlı taşınmazın 1/4 hissesi 26.3.2012 tarihinde borçlu tarafından üzerinde ... İcra Müdürlüğünün 13.2.2012 tarih 2012/67 talimatından 15.2.2012 tarihli haciz ve ...6. İcra Müdürlüğünün 29.2.2012 tarih 2012/1829 Esas sayılı dosyasındaki hacizlerle birlikte 6.500 TL bedelle kardeşi davalı H.. K..'a, onun tarafından da aynı hacizlerle birlikte 1/2 hisse olarak 20.4.2012 tarihide 17.000,00 TL bedelle davalı M.. G..'ye satılmıştır.
Anılan taşınmaz tapuda fırın ve dükkanlı ev olarak kayıtlı olmasına rağmen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmaz üzerinde iki adet karkas tek katlı dükkan olduğu tasarruf tarihindeki değerinin toplam 70.743,75 TL olup Mehmet'in 1/2 hissesinin 35.371,87 TL olduğu belirlemiştir.
Mahkemece satış tarihlerinin yakınlığı, bedel düşüklüğü ve taşınmazın hacizle alınması davalı Mehmet yönünden iptal nedeni olarak kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalı M.. G.. dava konusu taşınmaz hissesini borçludan değil borçlunun satış yaptığı kardeşi davalı Hasan'dan satın aldığından 4. kişi durumundadır.
4. kişi hakkında iptal kararı verilebilmesi için onun İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında kötüniyetli olduğunun yani borçlunun durumunu ve amacının bilerek tasarrufta bulunduğunun davacı tarafından ispatlanması gereklidir. Davacı tarafından davalı 4. kişi M.. G..'nün kötüniyetli olduğu ispatlanamamakla birlikte davalı M..
G.. vekili temyiz dilekçesinde anılan taşınmaz hissesini 140.000,00 TL bedelle aldıklarını, (beyana göre 1/2 hisse bilirkişi tarafından belirlenen taşınmazın tamamının rayiç değerinin yaklaşık iki katı) borçlunun Gaziantep'de adına başlatılan icra takibine konu borcunu ödeyerek haczi kaldırdıklarını,borçlu Mehmet'in borçlarının ödenerek taşınmazın alındığını beyan ettiğinden anılan beyanlar doğrultusunda davalı M..
G.. yönünden İİK'nun 280/1 madde kapsamında değerlendirme yapılarak onun kötüniyetli olduğu sonucuna varılması halinde dava konusu 411 parsel yönünden 1/4 hisse ile sınırlı olarak 20.4.2012 tarihli tasarrufun da iptaline; aksi halde yani davalı Mehmet'in kötüniyetli olduğu kabul edilmezse hakkındaki davanın reddine, davalı üçüncü kişi olan H..
K.. hakkındaki davanın İİK'nun 283/2 madde gereğince bedele dönüşmesi nedeniyle davacının dava konusu takip dosyalarındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak dava konusu taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değeri olan (borçludan 1/4 hisse alındığından) 17.685,93 TL tazminatın davalı H.. K..'tan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.,
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (1)
İlk Derece Mahkemesi, 19.12.2017 tarih 2016/236 Esas 2017/727 sayılı kararında "Dava konusu 411 parselde kayıtlı davalı M.. K..'a ait 1/4 hisse yönünden davalı M.. K..'un taşınmazdaki hissesini önce kardeşi olan H.. K..'a satmış olduğu, H.. K..'un da davalı M.. G..'ye satış suretiyle devrettiği, davalı M.. G..'nün kötü niyetinin ispat edilemediği, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere H.. K.. hakkındaki davanın İİK'nun 282/3 maddesi gereğince bedele dönüşmesi nedeniyle taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki değeri olan 17.865,92 TL'nin davalı H.. K..'tan tahsil edilerek davacıya verilmesi" gerekçesi ile davalı K.. D.. ve M.. G.. hakkındaki davanın reddine, H.. K..'un 17.965,92 TL bedel ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı (2)
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 03.11.2020 tarih ve 2018/1369 Esas, 2020 /6416 Karar sayılı ilamında ;
"....1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmaya uygun olarak karar verilmiş bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Bozmadan sonra gelen kayıtlara göre dava konusu 2211 nolu parsel üzerinde bulunan ... İcra Müdürlüğünün 2012/67 sayılı talimat dosyası borcunun 79.966,00 TL olarak, ...6. İcra Müdürlüğünün 2012/1829 sayılı takip dosyası borcu olarak 19.849,13 TL borcun ödenerek kapatıldığı belirlenmiştir. Bu borcun 3. kişi K.. D.. tarafından yatırıldığına dair bir belge sunulmadığı gibi, bu borçların anılan davalı tarafından yatırılmış olması halinde ise değeri 41.800,00 TL olan bir taşınmaz için yaklaşık 100.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu halde ise dikey bir bedel farkı ortaya çıktığından bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (3)
İlk Derece Mahkemesi, 01.09.2021 tarih 2021/24 Esas 2021/275 sayılı kararında "Davanın, işlemden kaldırıldığı 21.04.2021 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından, HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, " karar verilmiştir.
E. Bozma Kararı (3)
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 08.02.2022 tarih ve 2021/23382 Esas, 2021 /1893 Karar sayılı ilamında ;
"..1- 6100 sayılı HMK'nın 150/5 maddesi uyarınca İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Aynı Kanunun 104. maddesine göre ise adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Adli tatilin hangi tarihler arasında uygulanacağını belirleyen 102. madde hükmü gereğince adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuzbir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar. Tasarrufun iptali davaları HMK’nın 103. maddesinde sayılan ve adli tatilde görülmesi gereken işlerden değildir.
Somut olayda, dava dosyasının işlemden kaldırıldığı günden itibaren davanın yenilenmesi için kanunca davacıya tanınan 3 aylık süre 21.07.2021 günü sona ereceğinden bu tarihin adli tatil içine isabet etmesi nedeni ile HMK 104. maddesi uyarınca sürenin adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılması gerekecektir. Nitekim Yargıtay HGK nun 2006/2-775 Esas 2006/779 Karar sayılı ilamında da davanın yenilenmesi için 3 aylık sürenin sona ermesi adli tatil içine rastlarsa adli tatile tabi işlerde sürenin tatilin bitiminden itibaren 1 hafta uzamış sayılacağına değinilmiştir. Somut olayda 08.09.2021 günü yenileme süresinin dolacağı gözetilmeden 01.09.2021 günü davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de 21.04.2021 tarihli celsede, davacı vekili mazeret bildirmeden duruşmaya gelmemiş, ancak davalılardan Kamil Demir vekili mazeret dilekçesi göndermiştir. Hal böyle iken Mahkemece bu mazeret dilekçesinin kabul veya reddine karar verilmeden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi de isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (4)
İlk Derece Mahkemesi, 23.11.2022 tarih 2022/364 Esas 2022/452 sayılı kararında,
"...Bozmaya uygun olarak karar verilerek, bozmadan sonra gelen kayıtlara göre dava konusu 2211 nolu parsel üzerinde bulunan ... İcra Müdürlüğünün 2012/67 Esas sayılı talimat dosyası borcunun 79.966,00 TL olarak, ...6. İcra Müdürlüğünün 2012/1829 Esas sayılı takip dosyası borcu olarak 19.849,13 TL borcun ödenerek kapatıldığı, borcun 3. kişi K..
D.. tarafından yatırıldığına dair bir belge sunulmadığı gibi, bu borçların anılan davalı tarafından yatırılmış olması halinde ise değeri 41.800,00 TL olan bir taşınmaz için yaklaşık 100.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunun kabulünün gerekeceği, bu halde ise dikey bir bedel farkı ortaya çıktığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile davalı M.. G.. hakkındaki davanın reddine, davalılar M.. K.., H..
K.. ve K.. D.. yönünden açılan davanın kabulüne, 17.865,92 TL'nin davalı H.. K..'dan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı K.. D.. vekili ve M.. K.. temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı K.. D.. vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin borçlu ile akrabalığı olmadığı, iyiniyetli olduğunu, borçlunun aciz halinin olmadığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı M.. K.. temyiz dilekçesinde, borçlunun haciz halinin oluşmadığını, kendisinin iyiniyetli olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ikinci bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı K.. D.. vekili ve M.. K..'un yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı K.. D.. ve M.. K..'a yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1189, K. 2023/3489, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama