KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/12205 E., 2024/11586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2022/258- Esas 2023/70 Karar
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/7766 esas sayılı dosya numarası ile müvekkili hakkında yapılan ilamsız icra tekibine ve borca itiraz ettiklerini, ilamsız icraya konu olan paranın zorunlu trafik sigorta poliçesi teminatından verilen tazminat olduğunu, söz konusu ödeme için davalı tarafça belirtilen eksikliğin olmamasına karşın rücu edildiğini, bu rücunun hukuken yersiz ve haksız olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafın alacağı olmadığı halde icra takibi yapması ve kötüniyetli olması nedeniyle %40 kötüniyet tazminatı talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde.
31.10.2010 tarihli kazada düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında davalı sigortanın davacı adına kayıtlı aracın sürücüsü olan ... için "sürücü belgesi yoktur" ibaresinin açıkça yazılı olduğunu, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararında şahsın sürücü belgesinin olduğuna dair herhangi bir bilginin mevcut olmadığını davacı vekilinin ölen sürücünün ailesi için destekten yoksun kalma talebi ile ilgili müvekkili şirkete gönderdiği yazıda sürücü ehliyetsiz olduğundan ibraz edilemediğinin ifade edildiği,
davacının Diyarbakır 2 İcra Müdürlüğü'nün 2011/7716 sayılı dosyasına araç sürücüsü ...'ın ehliyetini ibraz ederek 04.11.2011 tarihinde vaki itiraz sonucunda icra takibinin durduğunu, bu nedenle itirazın iptali davası açmadıklarını, davacının açtığı menfi tespit davasını açmakta hukuki menfaat olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Diyarbakır 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.03.2015 tarihli ve 2013/1284 Esas 2015/93 Karar sayılı kararıyla.
Diyarbakır 2. İcra Dairesinde yapılan 2011/7716 esas sayılı takibin alacaklı tarafının trafik kazası tespit tutanağında borçlunun sürücü belgesi yoktur şerhi ve davalı ... tarafından davacıya yapılan bildirime rağmen davacı tarafça sürücü ehliyetsiz olduğundan ibraz edilemediği beyanı üzerine takip yapıldığı, icra takibi sırasında borçlunun tarihsiz itiraz dilekçesi ekinde sürücü belgesi ibrazı ile borcun tamamına itiraz olunduğu ve bu suretle davacı borçlu hakkındaki icra takibinin durdurulduğu ve alacaklı tarafça itirazın iptali yoluna başvurulmadığı,
davalı tarafça cevap dilekçesinde de ehliyetin icra dosyasına borçlu tarafından ibraz edilmesi üzerine rücu sebebinin ortadan kalktığı ve itirazın iptali davası açılmadığı, şirket nezdindeki rücu dosyasının kapatıldığı beyan edilmiş anlaşılmakla bu haliyle de davanın eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 2019/671 Esas-2020/6782 Karar sayılı 10.11.2020 tarihli kararı ile;" Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğundan (dava şartı) usulden reddine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114/h maddesinde, hukuki yarar açıkça dava şartları içerisinde sayılmıştır. Davacının dava açmaktaki yararı, hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir.
Davacı, hakkına kavuşmak için mahkemenin kararına muhtaç bulunmalıdır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlığını taşımakta; maddenin 2.fıkrasında ise "davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur" düzenlemesi bulunmaktadır.
Buna göre tarifenin açıklanan 7/2 maddesi hükmü gereğince; konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan bir şey olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez.
Mahkemece, AAÜT 7/2 maddesi gereğince vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekili tarafından mahkeye davayı takip etmeyecekleri yönünde dilekçe sunulduğu, mahkemenin 20.10.2022 tarihli duruşmasında, tarafların duruşmada hazır bulunmadığı, dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç aylık süre içerisinde yenilenmediği, davanın HMK'nın 150/5. maddesi gereğince yasal sürenin dolduğu gün itibari ile açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın, HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca ve 21.01.2023 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; avukatı hakkında kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle şikayetçi olduğunu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/54240 soruşturma sayılı dosyasının derdest olduğunu, avukatının 20.10.2022 tarihli duruşmaya girmeyerek dosyanın işlemden kaldırılmasına sebep olduğunu, kusurunun olmadığını, dosyanın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C.Gerekçe
Uyuşmazlık İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek
nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12205, K. 2024/11586, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama