KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/13132 E., 2024/524 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/998 D. İş, 2022/995 K.
- Sayısı
- KIT/2022/12142
- Davacılar
- 1-..., 2-... vekili Avukat ...
- Dava tarihi
- 24.10.2019
- Hüküm/karar
- Davacının İtirazının Kabulüne ve Davanın Kısmen Kabulüne
- Sayısı
- K-2020/27270
Karar Metni
1.501 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, İtiraz Hakem Heyetince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.06.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında karşı araç sürücüsü davacıların oğlunun vefat ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.001,00'er TL tazminatın yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, talebini davacı Sevda için 197.467,14 TL, davacı ... için 117.749,10 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin 10.08.2020 tarihli ve 2020/İHK-12142 sayılı kararı ile; davacılar vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 15.03.2022 tarih 2021/11885-2022/4839 sayılı kararı ile; ''Kaza tespit tutanağında; destek sürücünün şerit izleme ve değiştirme kuralına uymamak ve yolun virajlı, dönemeçli ve ıslak olması nedeniyle aracının hızını dönemeçlere girerken azaltmamak kuralını ihlal ettiği, sigortalı araç sürücünün ise dönemeçli yola girerken hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiği belirtilmiş.
Dava konusu kazaya ilişkin soruşturma aşamasında hazırlanan 16.10.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; destek sürücünün asli, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, Sinop Ağir Ceza Mahkemesi'nin 2019/330-2020/87 sayılı dosyasında yapılan yargılama da sigortalı araç sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek HAGB kararı verilmiş, karar 24.07.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Eldeki hakem heyeti dosyasına hazırlanan 14.02.2020 tarihli emekli trafik polis memuru raporunda ise destek sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücünün kusurunun olmadığı tespiti yapılmış, hakem heyetince bu raporda belirlenen kusur oranları hükme esas alınarak başvurunun reddine karar verilmiştir.
Ceza yargılaması ve dosyada alınan bilirkişi raporu arasında açık çelişki bulunmaktadır. Ceza yargılamasında düzenlenen kusura yönelik raporun da dosyaya teminin ardından ...Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişiden tüm dosya kapsamı ve deliller ile ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ile ve dosyamızdaki bilirkişi raporu incelenerek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde dava konusu trafik kazasında kazanın taraflarının kusur oranının tespit edilmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir....'' gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda davacılar desteğinin %85 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacılar vekilince sunulan evraklara göre davacılar desteğinin şirketin tek ortağı olduğu ispatlanmakla şirket geliri üzerinden yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, destek araç sürücüsünün alkollü vaziyette araç kullanarak tehlikeyi göze aldığı, zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğundan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedildiği,
beşte bir oranında vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kaldığından maktu vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı Sevda için 157.973,72 TL, davacı ... için 94.199,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının 17.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporu ile yapılan tespitin hatalı olduğunu, aktüer hesabının hatalı olduğunu, bakiye ömür süresinin rapor tarihi itibariyle hesaplanması nedeniyle davacı anne için bakiye ömrün 0,15 yıl (yaklaşık 2 ay), davacı baba için 0.42 yıl (yaklaşık 5 ay) fazla hesaplandığını, raporda muhtemel çocuklar destekten çıktıktan sonra annenin payında artış olmaması gerekirken, annenin payı arttırılarak fazla hesap yapıldığını,
raporun son paragrafında ...Gıda Ltd.'nin vergi levhasında yer alan net kâra göre hesaplanan tazminat tutarları belirtilmiş ise de hesaplamaya esas alınan net kâr tutarı ve hesaplamanın ayrıntıları raporda yer almadığından denetleme yapılamadığını, progresif rant formülüne göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesap yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Katılma yoluyla davacılar vekili temyiz dilekçesinde; faiz başlangıç tarihinin hatalı hesaplandığını, davacıların ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğunu, vekalet ücretinin ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiğini, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını, davacı ...'nun destekten yoksun kalma alacağının miktar itibariyle kesin olduğunu, temyize konu edilmesinin kötüniyetli olması nedeniyle HMK 368 inci madde gereği davalının cezalandırılmasını talep ettiklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan araç ile desteğin sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 53 üncü maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İtiraz Hakem Heyeti kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2-a. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda.
İtiraz Hakem Heyetince davacılar desteği araç sürücüsünün alkollü vaziyette araç kullanarak tehlikeyi göze aldığı, zararın meydana gelmesinde müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ise de; dosya kapsamında hükme esas alınan kusur raporunda; davacılar desteği araç sürücüsünün alkollü şekilde araç kullanması, aracını şeritte tutamaması, sürekli çizgi ile geçmenin yasak olduğu yol bölümünde karlı yoldan gelen araçlarının şeridine tecavüz etmesi nedeniyle %85 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, desteğin kusuru oranında tazminattan indirim yapılmıştır.
Buna göre alkollü olması sürüş kusuru olarak değerlendirilmiş olup bu nedenle olarak müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile müterafik kusur indirimi yapılması yerinde olmamıştır.
2-b. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine (maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla) hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır.
3. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
3-a. Karara dayanak yapılan hesap raporunda davacıların rapor tarihinde bulundukları yaşa göre tazminat hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların kaza tarihinde bulunduğu yaşa göre bakiye ömrün belirlenmesi, davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek hesap yapılması gerekirken yazılı şekilde verilen karar hatalıdır.
3.b. Destek tazminatının (zararın) hesaplanmasında desteğin gelirinin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Davacılar vekilince davacılar desteği mütevaffanın gelirine tek pay sahipli anonim şirketinin temsile yetkili müdür olduğuna dair ticaret sicil müdürlüğü yazısı, vekaletname, tescil talepnamesi sunulmuştur.
Hükme esas alınan 10.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacıların desteği müteveffanın şirketin tek ortağı olduğunun ispatlanması gerektiği, bu durumda 2019 yılına ait vergi sonrası net kârlar enflasyon oranında arttırılarak tazminatın hesaplandığı belirtilmiş, İtiraz Hakem Heyetince de sunulan belgeler yeterli görülerek yapılan bu hesaplama hükme esas alınmıştır. Ancak tazminata esas alınan desteğin gelirinin belirlenmesine ilişkin araştırma yetersizdir.
Desteğin mesleği, şahsi katkıları gibi hususlar gözönüne alınarak çalışması karşılığı olarak kazandığı gelirin daha net kriterler ile ortaya konulması gerekmektedir. Desteğin kişisel yetenek ve emeğinin şirket gelirine katkısı belirlenmeli ve bu miktar üzerinden zararı hesaplanmalıdır. Öncelikle davacıya bu konuda ispat imkanı verilmesi ve varsa resmi kayıtların getirtilmesi, bu konu ile ilgili kuruluşlara yazı yazılarak muhtemel geliri tespit edilmeli, gerektiğinde şirket defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak tesbit edilecek miktara göre tazminatın belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2-a,b) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin, (3-a,b) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz istek halinde davacılar ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13132, K. 2024/524, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama