KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/13275 E., 2024/4744 K.·Birleşen Biga 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/289 Esas 2016/45 Karar Sayılı Dosyası
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/283 E. 2023/153 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
2.509 kelime·13 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde.
21.01.2014 günü davacıların murisi (eşi ve babası) ...'ın içinde yolcu olarak bulunduğu davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın karıştığı tek taraflı kazada vefat ettiğini, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmışsa da bu miktarın yeterli olmadığını, emekli kimya mühendisi olan müteveffanın ölmeden evvel mesleği ile ilgili danışmanlık yaptığını, ayrıca sahibi olduğu zeytinliklerde çalışarak ailesine gelir elde ettiğini, bakıma muhtaç yaşlı annesine baktığını ve öğrencilere de yardım ettiğini,
yine bazı tedavi giderleri ve cenaze-defin gideri harcaması yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00'er TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 75.000,00'er TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 18.03.2016 havale tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden 5.000,00 TL'lik maddi tazminata ilişkin dava değerini 19.902,21 TL olarak, 29.11.2022 tarihli dilekçesi ile ... yönünden 19.902,21 TL'lik maddi tazminata ilişkin dava değerini 147.776,54 TL'ye ıslah etmiştir.
Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde, davalı ... şirketinin Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında düzenlenen İhtiyarı Mali Sorumluluk Sigortasından (İMSS) dolayı davacı ... için 37.500,00 TL ve ... için 37.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek reoskont faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza nedeniyle Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden 25.06.2014 tarihinde 62.201,00 TL, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden 10.06.2014 tarihinde 10,000,00 TL ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Ferdi Kaza Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesinden 10.06.2014 tarihinde 175.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Turizm Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından talep edilen tazminat miktarlarının sigorta poliçeleri kapsamında olduğunu, kazanın oluşumunda sürücünün kusuru olmadığını, aracın takla atması ile emniyet kemeri takılı olmayan müteveffanın araçtan fırladığını ve hayatını kaybettiğini, dolayısıyla meydana gelen zarar ile davalı şirket arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığını, maddi tazminat talebine ilişkin alacak kalemlerini tek tek açıklaması gerektiğini ve talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kusur durumunu kabul etmediklerini ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağı araştırılarak kusur derecesinin belirlenmesi gerektiğini ve talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2014/518 Esas 2016/380 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kabulü ile 19.902,21 TL destekten yoksun kalma tazminatının -davalı ... için davadan önce ödenen destekten yoksun kalma tazminatı poliçe limitinden mahsup edilmek ve poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı ... ve davalı ... için vefat tarihinden (28.01.2014) itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle-davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
davacı ...'ın maddi tazminat isteminin reddine; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile ... için 25.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın -sigorta şirketi için poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalı ... ve davalı ... için vefat tarihinden (28.01.2014) itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli ve 2019/4295 Esas, 2020/4509 Karar sayılı ilamıyla; "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin (2), (3) ve (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan; davalı ... vekilinin ve davalı ... Turizm Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. vekilinin (5) nolu bent kapsamı dışında kalan; davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin (5) ve (6) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatı 6098 sayılı TBK. md. 53/1-3 maddelerinde düzenlenmiş olup yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı TBK 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Davalı, destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir.
Dosya içindeki bilgi, belge, zabıta araştırması ve tanık beyanlarına göre, kaza tarihinde 60 yaşında ve emekli kimya mühendisi olan müteveffanın, kimya mühendisi olarak mesleği ile ilgili olarak danışmanlık yaptığı, 2009 yılında danışmanlık şirketini kapattığı ama dışarıdan danışmanlık işini sürdürdüğü, kendisine ait 14.950 m2 tapulu zeytinliklerde çiftçilik, zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı imalatı yaparak kazanç elde ettiği, ölümünden sonra tarlalar kiraya verilmiş ve mütevveffanın yaşadığı dönemdeki kadar gelir elde edilemediği ileri sürülmüşse de müteveffanın ölümü nedeniyle uğranılan destekten yoksun kalma tazminatı hesabında müteveffanın pasif döneminde olduğu gözetilerek asgari ücret esas alınmıştır. Mahkemece bu bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Mahkemece, desteğin geliri yeterince araştırılmamıştır. Böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, öncelikle müteveffanın bahsedilen işlerden elde ettiği/edebileceği gelirin daha net kriterlerle ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda; mahkemece, davacı tarafa, desteğin gelirinin daha net kriterle ile ortaya konulması amacıyla, gelirin belirlenmesi ve bu konuda varsa delillerini ibrazı için ispat imkanı verilmeli, delil sunulmaması halinde ise kimya mühendisi olarak emekli olup danışmanlık yapan murisin aylık gelirinin tespiti için kaza tarihi itibarıyla aynı nitelikte çalışan kişinin elde edeceği gelir ilgili meslek kuruluşlarından sorularak muhtemel geliri tespit edildikten sonra bu gelir üzerinden hesaplama yapılması, desteğin kişisel çabaları ile oluşan artışın ve bunun davacılara destek oranının tespit edilerek ve kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Borçlar kanunu hükümlerine göre tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ilk olarak zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zarar belirlenecek (önce kusur indirimi, sonra yapılan ödemeler), sonra da tazminatın belirlenmesi için indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 43. maddesi) düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi uygulanacaktır.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan 13.01.2016 tarihli hesap bilirkişi raporunda davalının yaptığı güncellenmiş ödeme düşülmeksizin belirlenen miktar üzerinden (davacı ... için 101.022,44 TL) %10 oranında müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra, davalı tarafından yapılan güncellenmiş ödeme (62.201,00 TL ve 8.616,99 TL işlemiş faiz olmak üzere 71.017,99 TL) düşülmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Yukarıda ifade olunan hususlar karşısında, davacının uğradığı zararın hesaplanmasından sonra; hesaplanan bu bedel üzerinden, davalı borçluya ait indirim sebebi olan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimlerin uygulanması ve bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerektiği açıktır. Oysa mahkeme tarafından müterafik kusur indiriminin davalı ödemesinin tenzilinden sonra yapılması gerekirken önce yapılarak davacı aleyhine durum yaratıldığı anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda mahkemece, davacı için hesaplanan destek tazminatı miktarından (davacı ... için 101.022,44 TL'ndan) öncelikle davalı tarafından yapılan ödeme miktarlarının güncellenmiş tutarının mahsup edilmesi, daha sonra belirlenen bedel üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması suretiyle sonuç tazminatın belirlenmesi gerekirken, zarar ve tazminatın belirlenmesindeki sıraya aykırı olarak davacı aleyhine olacak şekilde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4-Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, (818 sayılı BK'nun 47. Maddesi) 6098 sayılı B.K.’nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Belirtilen hususlar dikkate alındığında davacılar için takdir olunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
5- 6098 sayılı TBK'nın 51. maddesinde (818 sayılı BK'nın 43. mad.); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesinde (BK 44. mad.) ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği, açıklanmıştır.
Somut olayda; her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz ise de ceza dosyasında mevcut beyanlardan müteveffa yolcunun kemerinin takılı olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyada aldırılan 19.11.2015 tarihli ATK raporunda yolcu müteveffanın emniyet kemeri takmayarak can güvenliğini tehlikeye attığı ve %10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda ise, davacının %10 müterafık kusur oranı indirlmek suretiyle hesaplama yapılmış ise de, mahkemece, bu yöndeki savunmalar ve ATK kusur raporu değerlendirilerek, davacının müterafık kusuru için %20 oranında tazminattan indirim yapılması gerekirken, yanılgılı ve Daire uygulamasına uygun olmayacak şekilde tazminattan %10 oranında müterafık kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması da doğru görülmemiş ve karar bu yönden de bozmayı gerektirmiştir.
6- 2918 sayılı KTK'nun 96. maddesinde "zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerin tazminat taleplerinin, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulması gerektiği" hükme bağlanmıştır.
KTK'nun 96. maddesi hükmüne göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak biçimde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.
Somut olayda; davacılar desteği müteveffanın yolcu olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında ... hayatını kaybetmiş ve birden fazla yolcu yaralanmıştır. Davalı Güneş Sigorta A.Ş. müteveffanın yolcu olarak bulunduğu aracın İMMS sigorta şirketidir. Davacı vekili, her iki davacı için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı vekili yargılamada, dava konusu kazada başkalarının da zarar gördüğünü ve poliçe limitinin dikkate alınması gerektiğini savunmuş, mahkemece; davacı ... için 25.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Dosya kapsamından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası manevi tazminat kapsamında tek limit 75.000,00 TL poliçe limiti bulunduğu, manevi tazminat klozu içeren ve davalı Güneş Sigorta A.Ş.'ne kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı olarak karıştığı trafik kazasında bir ölüm ve birden fazla yaralanma olayı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, olay çoklu hasar olup poliçe limiti itibariyle, başka başvurular olması halinde yukarıda açıklandığı üzere KTK.nun 96. maddesi uyarınca garame hesabı yapılması gerektiği de açıktır.
Mahkemece; bu yöne ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamış, davalı savunması değerlendirilmemiştir. O halde, Mahkemece davalı ... tarafından bildirilen dava dosyalarının (bunlardan biri Biga 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/63 E. - 2016/259 K. sayılı dava dosyası) sonuçlanıp sonuçlanmadıkları hususları araştırılarak, varsa ilgili hasar dosyaları ile ödeme dekont ve makbuzları, dava dosyaları vs getirtildikten sonra, yukarıda açıklanan hususlar hep birlikte tartışıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonucu düzenlenen denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatının belirlendiği, kısmi dava olarak açılan davada davacının bir kez ıslah yapma hakkı olması nedeniyle ilk ıslah gibi hüküm kurulacağı, olayın özelllikleri, davacıların kaza nedeni ile yaşadığı üzüntü, kusur oranları, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hak ve nesafet ilkeleleri gözetilerek, asıl ve birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile,
davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 19.902,21 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... için davadan önce ödenen destekten yoksun kalma tazminatı poliçe limitinden mahsup edilmek ve poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan ... ve ...
Turizm Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi için vefat tarihinden (28.01.2014) itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddi ile;
... için (davalı ... yönünden sorumluluğu 25.312,50 TL ile sınırlı olmak üzere) 45.000,00 TL, ... için (davalı ... yönünden sorumluluğu 19.687,50 TL ile sınırlı olmak üzere) 35.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... için 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan ... ve ...
Turizm Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi için vefat tarihinden (28.01.2014) itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminatın düşük belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeni ile ikinci talep artırım dilekçesinin dikkate alınması gerektiğini iddia ederek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; desteğinin gelirinin farazi olarak hesaplandığını, yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek belirlendiğini, faiz başlangıç tarihinin ve faiz türünün hatalı belirlendiğini savunarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olduğu aracın 21.01.2014 günü meydana gelen tek taraflı kazası sonucu araçta yolcu durumda olan desteğin hayatını kaybetmesi nedeni ile desteğin yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalı ...'e yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13275, K. 2024/4744, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama