KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/13374 E., 2024/12115 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/66 - 2023/372
- Hüküm/karar
- Kısmen kabulüne
Karar Metni
1.051 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında adli yardım talepli olarak açılan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. 23.10.2011 tarihinde Van ili Erciş ilçesinde meydana gelen depremde ... Cad. ... Petrol Yanı ... İş Hanında bulunan işyeri (market) niteliğindeki gayrimenkulün ağır derecede hasara uğradığını, Erciş Kaymakamlığınca yapılan hasar tespiti sırasında bina hasar tespit listesinde 100. sırada belirtildiğini, davacı işyerini Halk Sigorta A.Ş.
Aracılığı ile "XL İŞYERİM SİGORTA POLİÇESİ" kapsamında sigortalattığını, 20.10.2011 başlangıç tarihli sigorta poliçesine göre deprem teminatı (bina) sigorta bedeli: 60.000,00 TL, deprem muhteviyat sigorta bedelinin 25.000,00 TL olarak belirlendiğini, hasara uğrayan işyerinin market olduğunu, deprem sonrasında marketteki ticari mallardan büyük kısmının hasar gördüğünü ve bu kapsamda müvekkilinin zarara uğradığını, davalı Halk Sigorta şirketine müracaatla hasar dosyası açtırdığını ve hasarın tazminini talep ettiğini,
ancak davalı sigortanın 15.12.2011 tarihli cevabında hasarın yangın sigorta poliçesi genel şartlar ve özel şartlarına göre teminat dışı olduğu ve herhangi bir ödeme yapılamayacağı cevabını verdiğini,davalı tarafın poliçe kapsamı halinde müvekkilinin oluşan zararlarını karşılamak zorunda olduğunu, müvekkilinin ağır hasara uğrayan binasının değerinin 80.000,00 TL olduğunu, işyeri sigortası poliçesi ile binanın 60.000,00 TL üzerinden sigortalandığını, poliçe kapsamına göre %20 malikin müşterek sorumluluğu ve %5 deprem muafiyeti bulunduğunu, bu durumda sigorta şirketinin 45.600,00 TL'lik zarardan sorumlu olduğunu,
belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydi ile şimdilik 55.600,00 TL maddi tazminata, Doğal Afet Sigortalar Kurumunun sorumluluğunun emsal poliçe limitleri ile sınırlı tutulmasına karar verilmesin talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı DASK vekili cevap dilekçesinde; davacının zorunlu deprem sigortası yaptırmadığını, davacının yasal yükümlülüğüne uyurak DASK nam ve hesabına zorunlu deprem sigortası yapmak için 30 yetkili sigorta şirketinden birine buşvurduğu düşünülse bile dava konusu yerin dava dilekçesinde belirtildiği üzere işyeri olduğundan mevzuat gereği zorunlu deprem teminatı dışında tutulacağını ve poliçe yapılmayacağını, belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf iddialarının haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, sorumluluğunun genel ve özel şartlar dahilinde poliçede yazılı limit ile sınırlı olduğunu ve reddinin gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2015 tarih 2014/28 Esas sayılı kararı ile bina hasarı ile ilgili olarak keşif yapılamadığı gerekçesiyle, davalı Halk Sigorta A.Ş. eksperi tarafından olaydan hemen sonra yapılan hasar dosyasındaki eksper raporu baz alınarak bina hasar bedelinin 5.600,00 TL olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 5.600,00 TL bina bedeli ve 6.130,60 TL emtia bedeli olmak üzere toplam 11.730.60 TL tazminatın 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı Halk Sigorta A.Ş. 'den tazmini ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve yine davalı ... Kurumuna yönelen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmustur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2020/184 Esas 2020/8510 sayılı kararı ile. 1- ... davalı Halk Sigorta A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, 2-mahkemece, dava konusu binanın plan, proje ve ilgili tüm kayıtları, yıkımla ilgili evrakları getirtilerek, varsa binanın yıkımdan önceki fotoğrafları istenerek,
davacı vekilinin sunduğu cd örneği de incelenmek suretiyle daha önce alınan bilirkişi raporlarını da irdeleyen uzman bilirkişi heyetinden yeniden yapım maliyetinin ne kadar olacağı hususunda denetime elverişli ve gerekçeli bir rapor alınarak poliçedeki müşterek sigorta ve muafiyet hükümleri dahilinde belirlenecek bedel üzerinden davacı beyanları da gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme hüküm kurulmasının isabetli görülmediği,
3-Davacı ile DASK arasında zorunlu deprem sigortası kapsamında bir sözleşme ilişkisinin olmaması sebebi ile davalı ...'na yönelen davanın reddi ile bu davalının zarardan sorumlu olmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen; bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddedilmiş olduğu gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesi gereği, davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi ücrete hükmedilmesi de isabetli olmadığı," gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyulmakla yeniden yapılan yargılamada sigorta bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınan rapor doğrultusunda dava konusu taşınmazın yeniden yapım maliyetinin 11.200,00 TL olarak belirlendiği, sigorta bedelinin 60.000,00 TL olduğu, poliçe kapsamında bina muafiyetinin 2.400,00 TL olduğu, müşterek payın 2.240,00 TL olduğu, böylelikle bina hasar toplamının 6.560,00 TL olduğu gerekçesiyle.
"1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; -Davacının depremde hasar gören işyerinin zorunlu deprem sigortası kapsamında olmaması ve davacı ile DASK arasında bu yönde bir sözleşme ilişkisinin olmaması sebebi ile davalı ...'na yönelen davanın reddine.
6.560,00 TL bina bedeli ve 6.130,60 TL emtia bedeli olmak üzere toplam 12.690,60 TL tazminatın 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...Ş.'nden tazmini ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine"
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; hatalı bilirkişi raporu dayanak alınmak suretiyle karar verildiğini, ödenen bina hasar bedeli dikkate alınmaksızın mükerrer olmak üzere hüküm kurulduğunu, davacı sigortalıya 05.01.2012 tarihinde 5.600,00 TL bina hasar bedeli ödemesi yapılmış olup söz konusu ödemeye istinaden tüm sorumluluklarının yerine getirildiğini, usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, deprem teminatlı iş yeri sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilamına uyulmakla yeniden yapılan yargılamada sigorta bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınan rapor doğrultusunda dava konusu taşınmazın yeniden yapım maliyetinin belirlendiği anlaşıldığından, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13374, K. 2024/12115, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama