KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/2228 E., 2024/13620 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1153 D.İş - 2022/1179 Karar
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin 28.08.2016 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 100,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderinin kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22.08.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam talebini 123.316,76 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik belge ile başvuru yapıldığını, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun usule ve yasaya uygun olmadığını, kusur oranını kabul etmediklerini, tazminattan müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini ve hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulü ile toplam 123.316,74 TL'nin 04.03.2022 den itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile uzlaştıklarını bu nedenle de açılan davanın haksız olduğunu, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, tazminat hesaplamasında %1,65 teknik faiz kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, kusur oranlarının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının sürücüsü olduğu motorsikletin karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
a.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir.
Somut olayda hükme esas alınan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 13.01.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası vücudunda (saçlı deride) oluşan kalıcı yara izleri (skar) nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %5 olarak hesaplanmıştır. Maluliyet raporu olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen, raporu hazırlayan heyette plastik cerrahi uzmanının bulunmadığı, maluliyetin tayini konusunun teknik ve uzmanlık gerektirdiği anlaşılmaktadır.
Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Yönetmeliği, eki cetvel ve listeler ile davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği gözetildiğinde içinde plastik cerrahi uzmanının da olduğu yeni bir heyetten yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, heyet teşekkülü yetersiz olan maluliyet raporunun esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, meydana gelen kaza nedeniyle kaza tespit tutanağının düzenlendiği, hakem tarafından tek kişilik trafik bilirkişisinden kusur raporu alındığı, hakemce alınan kusur raporu esas alınarak kusur oranlarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Olayın meydana geliş şekli değerlendirildiğinde, kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2228, K. 2024/13620, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama