KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4072 E., 2023/11905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/455 E., 2022/58 K.
Karar Metni
1.567 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının yurt içi organizasyon tanıtım ve şenlik düzenleyen ve bu şekilde faaliyetini sürdüren bir şirket olduğunu, Tokat'ta bahar şenliği adı altında 01.04.2012-01.05.2012 tarihleri arasında bir organizasyon düzenlemek için 24.02.2012 tarihinde yer tahsisi ve açılması konusunda izin konularında belediyenin talebi ile ...’na dilekçe ile başvurduğunu, ...’nın 27.02.2012 tarihli yazı cevabı ile açılmasının uygun olduğunun belirtildiğini, akabinde müvekkili şirkete yer gösterildiğini ve hatta gösterilen yerin alt yapısının davalı belediyenin iş makineleri ile düzeltildiğini,
Tokat Spor Kulübü’ne kira bedeli adı altında 30.000,00 TL yatırıldığını, müvekkili şirketin tüm hazırlıklarını yaparak fuar alanına lunapark malzemeleri, etkinlik çadırlarını ve stantlarını kurduğunu, çeşitli şekilde faaliyette bulunmak üzere 41 firma ile katılım belgesi adı altında stant açılması konusunda sözleşme imzalandığını ve stantların kurulduğunu, lunapark gibi eğlence parkları ve şenliklerin kurulması ve faaliyetinin belediyenin iznine tabi olduğunu, faaliyete başlandıktan sonra, davalı ... tarafından ...'ne de müracaatın istenilmesi üzerine, 19.03.2012 tarihinde, ...
İl Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü’ne yaptıkları başvurunun Valilik’in 20.03.2012 tarihli yazısı ile reddedildiğini, ...’nin kolluk kuvvetleri marifetiyle çalışmalarını kanunsuz olarak engellediklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 367.645,40 TL'nin 01.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dileçesinde; davacının yapmak istediği faaliyetin fuar kapsamında olmayıp, etkinlik faaliyetleri içerisinde olduğunu, yapılan inceleme sonunda düzenlenmesi istenilen etkinlik talebinin uygun görülmediğini, aynı firmanın daha önceki yıllarda da 2 kez müracaatta bulunduğunu ve yine talebinin uygun görülmediğini, izin verilmemesine rağmen davacının yasal izin olmadan usulsüz olarak faaliyet gösterdiğini, davacı ile aralarında usulüne uygun bir sözleşme kurulmadığından meydana gelen zarar ve ziyandan sorumluluklarının bulunmadığını, yasal mevzuat çerçevesinde işlem yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, davalı idarenin davanın tarafı olduğu bir sözleşmenin bulunmadığını, davacı tarafın Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/67 Esas sayılı D.
İş dosyası ile tespit yaptırdığını, yapılan tespite itiraz ettiklerini, davacının 07.11.2012 tarihinde dava haklarından kayıtsız ve koşulsuz olarak feragat ettiğini, bu nedenle davanın feragat nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili idarece fuar açma izni sayılmamakla birlikte eski halin yerinin uygun olabileceğinin bildirildiğini, davacı tarafından uygun görülen yerin dışında fuar alanının oluşturulduğunu, Tokat Valiliğinin 06.04.2012 tarihli yazıları ile söz konusu fuarın izin yetkisinin Valiliklerinde olduğunun bildirildiğini,
müvekkili idarece ilgili şirkete verilmiş bir çalışma izni veya işyeri ruhsatı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2020/327 Esas, 2020/299 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın taleplerinin dayanağı davalıların idari işleminden kaynaklandığından ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılarak, (11.02.1959 tarih ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı) görülmesi gerektiğinden davanın 6100 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-b ve 115/2 nci maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın, davalılar ... ve ... yönünden İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idari yargıda görülmesi gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2 nci maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ve 2021/111 Esas 2021/166 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Karar Dairemizin 08.06.2021 tarih, 2021/680 Esas ve 2021/2618 Karar sayılı ilamı ile "1-Davacı vekilinin davalı ...’ne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden.
Dosyadaki yazılara, kararı dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri re’sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince onanması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ...’na yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2/b maddesinde “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davasının” idari yargı yerinde açılacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı ... ile davacı arasında özel hukuk hükümlerine göre bir sözleşme mevcut olup iş bu tazminat talebine ilişkin davada adli yargı görevlidir.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin davalı ...’na yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına; davacı vekilinin davalı ...’ne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Öncelikle Tokat Belediyesi açısından ortada bir idari eylem bulunmayıp 6100 sayılı kanunun 2. maddesi gereğince görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna kanaat getirilerek bu davalı yönünden dava şartının bulunduğu kabul edilmiş ve bu doğrultuda yargılama yapılmış olup.
Tokat Valiliğinin Tokat Belediye Başkanlığına hitaben yazmış olduğu 06.04.2012 tarih ve B14 4 İLM 060 00 02/351-03 671 sayılı yazılarından da anlaşıldığı üzere Mülga Sanayi ve Ticaret Bakanlığının halen yürürlükte bulunan Taşra Teşkilatı Yönetmeliğinin Müdürlüklerinin Görevlerini Düzenleyen 5. maddesinin r bendi gereğince davacının taleplerinin değerlendirme ve izin merci valiliklerdir.
Davacı taraf dava dilekçesinde ve celse arasındaki beyanlarında da belirttiğine göre sürekli olarak bu tür işlemlerle uğraşmakta olup, aynı zamanda dosyaya kazandırılan Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi müzekkerelerinden de anlaşıldığı üzere LTD. ŞTİ. ünvanına haiz olmakla, davacı şirket tacir sıfatı taşıdığından 6102 sayılı kanunun 18/2. maddesi gereğince basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu yükümlülükle hareket etmesi gereken davacı şirket, davaya konu etmiş olduğu taleplerin izin mercinin valilikler olduğunu bilmeden ve Tokat Belediye Başkanlığının izin merci olduğuna inanarak girişimde bulunmuş ve bu nedenle oluşan zararının tazminini talep etmektedir. Yine dosyada mevcut ve ATK incelemesi neticesinde "Atak Tanıtım Fuarcılık Org. Ltd. Şti.
Loj." yazısının Temel Kibar'ın eli ürünü olmadığına yönelik rapor düzenlenilen Temel Kibar tarafından Tokat Belediye Başkanlığını dava konusu olay nedeniyle oluşan zarardan dolayı ibra ettiğine dair belgede davacı tarafından isim ve soy ismin r tarafından yazıldığı, imzanın 'a ait olduğu ancak şirket ünvanının farklı kişilerce yazıldığı, 'ın kendi adına ibrada bulunduğu,
bu ibranın davacı şirketi bağlamayacağına yönelik iddialarda bulunulmuş ve yukarıda belirtildiği gibi şirket ünvanının farklı bir kişi tarafından yazıldığına yönelik ATK raporu mevcut ise de, dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafça aksi beyan edilmeyen Tokat Belediye Başkanlığının 17.09.2012 tarihli havalelerine konu dilekçede tarafından 10.10.2012 - 30.11.2012 tarihleri arasında organizasyon yapmak için talepte bulunulduğu, bu talepte de yalnızca 'ın isminin yazdığı ve imzasının olduğu, dolayısıyla şirket ünvanının olmadığı,
davacı vekilince beyan edildiği üzere, ibraname belgesinin 'ın şahsı adına verildiği hususu kabul edilirse organizasyonun da Temel Kibar'ın şahsı tarafından talep edildiğinin düşünülmesi gerekeceği, kaldı ki 'ın şirketin yetkilisi olduğu hususları nazara alınarak davacı tarafından ... yönünden ispatlanamayan davasının esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden verilen usulden red kararının Yargıtay onaması ile kesinleştiğinin tespitine, davanın davalı ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'nin cevap dilekçesinde ibranameye dayandığı, şu halde artık alacağın varlığı ya da yokluğunun tartışma konusu yapılamayacağı, davalı ...'nin ibranameye dayanarak davanın reddini savunmasının ikrar niteliğinde olduğu, ispat yükünün el değiştirdiği, söz konusu ibranamenin tarihsiz olup geçerli olmadığı, dava dışı tarafından imzalandığı, şirket isminin sonradan davalı ... tarafından yazıldığı, kaldı ki miktar dahi içermeyen ibranamenin geçersiz olduğu, davalının etkinliğin yapılmasını uygun bulmadığına dair yazısının davacıya tebliğ edilmediği,
davalı ...'nin etkinlik için gerekli tüm hazırlıkları yaptığı, tarafların anlaştığının açık olduğu, tanık beyanları ile de bu durumun doğrulandığı, Belediye'nin 27.02.2012 tarihli yazısı ile de izin verildiği, bu nedenle etkinlik için gerekli hazırlıkların yapıldığı, Belediye ile Valilik arasındaki siyasi çekişme nedeniyle davacının zarar gördüğünü ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların haksız eylemi nedeniyle zarara uğrandığından bahisle maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4072, K. 2023/11905, 6 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama