KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4718 E., 2026/1867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1656 E., 2023/621 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/ 96... /515 Karar
Karar Metni
1.167 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde; davalıların eser sahibi, yönetim kurulu başkanı ve yayın sahibi olarak sorumlu oldukları ... Gazetesi'nde 10.05.2016 tarihinde yayınlanan "...'a Faizsiz Gezi Kredisi" başlıklı,11.05.2016 tarihinde aynı gazetede yayınlanan "Sen Önce Bu Sorulara Cevap Ver" başlıklı haberler; davalı ... tarafından 10.05.2016 tarihinde ...'dan yapılan paylaşımlarda sarf edilen söz ve ifadeler, 11.05.2016 tarihinde adı geçen davalı tarafından ...
TV'de "...
Manşetleri" isimli programda sarf edilen sözler nedeniyle müvekkili şirketin itibarının ve kişilik haklarının saldırıya uğradığını; dava konusu haberler, paylaşımlar ve programda gerçek dışı isnatlara yer verildiğini, müvekkili banka tarafından yapılan tüm işlemlerin Bankacılık Kanunu ve diğer tüm bankacılık mevzuatına uygun olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 10.05.2016 tarihli haber nedeniyle 250.000,00 TL, 11.05.2016 tarihli haber nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili.
10.05.2016 tarihli ... paylaşımı nedeniyle 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ndan tahsili. 11.05.2016 tarihli program nedeniyle 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ndan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yapılan söz ve ifadelerde davacının hedef alınmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini; esas yönünden de adli bir soruşturma kapsamında edinilen bilgilerin görünür gerçeğe uygun olarak kullanıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberler ve ... paylaşımları değerlendirildiğinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 16.12.2019 tarihli yazı cevabına göre dava dışı ...'a kullandırılan kredinin banka ürünleri arasında yer aldığı ve bankacılık mevzuatına aykırı olmadığının anlaşıldığı, kredinin 14.05.2013 tarihinde kullandırıldığı, dava konusu haberler ve paylaşımların ise bundan üç yıl sonra 10.05.20 16... .05.2016 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında güncellikten söz edilemeyeceği, bir an güncelliğini koruduğu kabul edilse bile,
ısrarla davacı bankanın bir siyasi parti tarafından desteklendiğinin vurgulandığı, kredinin faizsiz olarak verildiğinin ifade edildiği, öz ile biçim arasındaki dengenin davacı yararına bozulduğu, davacı bankanın yapmış olduğu basın açıklama ve bilgilendirmelerine haberlerde yer verilmeyerek basının objektif yayın yapma ödevi konusunda özenli davranılmadığı, davacının Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir kuruluş olup bankaların BDDK'nın tebliğ ve duyurularına göre bir güven ve itibar kuruluşu olarak nitelendirildiği,
dava konusu haberler ve paylaşımların hukuka aykırı olup basın ve ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.05.2016 tarihli ...
Gazetesi'nde yayınlanan habere ilişkin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 10.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 11.05.2016 tarihli ...
Gazetesi'nde yayınlanan habere ilişkin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 11.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 10.05.2016 tarihli ... paylaşımı nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın 10.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine, 11.05.2016 tarihinde ...
TV'de yayınlanan programda ise basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka tarafından dava dışı ...'a konut alımı için 4.000.000,00 TL kredinin cari hesap şeklinde işleyen değişken faizli kredi tahsis edilmek suretiyle kullandırılmış olduğu, buna göre davaya konu haberler, paylaşımlar ve programda geçen ana konu olan ...'a cari hesap usulüyle kredi kullandırılmış olması olayının doğru olduğu, kredinin faizsiz kullandırıldığına dair paylaşım ve haberler doğru değil ise de haberin mevcut haliyle ilk anda görünür gerçekliğe uygun olduğu,
davacı banka tarafından ...'a verilen kredinin veriliş şeklinin faizli olup olmadığının, neye dayanılarak verildiğinin ilk anda davalılar tarafından bilinmesinin kendisinden beklenemeyeceği, verilen krediye ilişkin olarak yapılan haberlerin toplumu ilgilendirdiği, haberin yapılmasında kamusal yararın bulunduğu, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen sözlerle değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerli olduğu, bu durumda yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı,
paylaşım ve haberlerin davacının kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberler, paylaşımlar ve programda sarf edilen sözlerin doğru olmadığını, kasıtlı şekilde müvekkilinin itibarına zarar verilmesinin amaçlandığını, bankacılık mevzuatına aykırı bir eylem olmamasına rağmen kamuoyunda bu yönde kanı oluşturulduğunu, gerçek dışı iddiaların dile getirilmesi ile beraber hukuka aykırılık unsurunun gerçekleştiğini, görünür gerçekliğin söz konusu olmadığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin itibarının zarar gördüğünü, kamu yararının varlığından söz edilemeyeceğini, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... Gazetesi'nde 10.05.20 16... .05.2016 tarihinde yapılan haberler, 10.05.2016 tarihinde yapılan ... paylaşımları, 11.05.2016 tarihinde ... TV'de "... Manşetleri" isimli programda sarf edilen sözler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberler, paylaşımlar ve dava konusu programda sarf edilen söz ve ifadelerle basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığının, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, toplumsal ilgi bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu,
10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin..” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haberler,
paylaşımlar ve programda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4718, K. 2026/1867, 19 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama