KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/5098 E., 2023/12676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/930 Değişik İş - 2022/927 Karar
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.126 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait bağımsız bölümün davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda konutun ağır hasarlı ... geldiğini belirterek 89.000 TL'nin riskin ortaya çıktığı 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; deprem hadisesi ile riskli bina tespiti arasında illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin 11.10.2020 tarihli ve 2020/İHK-20681 Karar sayılı kararıyla; itirazın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 28.02.2022 tarihli, 2021/10421 Esas ve 2022/3506 Karar sayılı ilamıyla. "6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Tahkim Heyetince, davalının sorumlu olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmışsa da hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince alanında uzman içinde İnşaat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi ve Sigorta Hukukçusu bilirkişilerin yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden; daha önce alınan bilirkişi raporları da değerlendirilmek suretiyle ve dava konusu yapının taşıyıcı kolonlarının zayıflığının (yıkanmamış deniz kumu kullanılması nedeniyle) davacı yönünden müterafik kusur teşkil edip etmediğinin de tespit edildiği, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uygun şekilde inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alındığı, heyet tarafından düzenlenen raporda dava konusu hasarın deprem sebebiyle meydana geldiğinin tespiti edildiği, aynı ana taşınmazda yer alan farklı bağımsız bölümler ile ilgili olan başvurularda alınan bilirkişi heyeti raporlarında da binanın depremden hasar gördüğünün tespit edildiği, hasarın teminat dışı kaldığının davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 87.220,00 TL tazminatın 16.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuruya konu meskenin ağır hasarlı olarak değerlendirilemeyeceğinin 10.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, meydana gelen hasarın deprem tarafından meydana gelip gelmediğinin bilirkişi incelemesine rağmen tespit edilememesi nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu bağımsız bölüm üzerinde rehinli alacaklı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, binanın deprem öncesi durumu ile deprem sonrası durumu arasında deprem güvenliği farklılığına ilişkin değerlendirme bulunmadığını, binanın deprem öncesinde risksiz,
deprem sonrasında riskli olarak değerlendirilmesine sebebiyet verecek bir olgu bulunmadığını, müvekkilinin ispat yükünü yerine getirdiğini, müvekkili tarafından alınan ekspertiz raporunda yer alan tespitlere yönelik değerlendirme yapılmadığını, belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle meydana gelen, zamanla oluşan zararların teminat dışı olduğunu, başvuranın konu meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi,
geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususu araştırılmaksızın müvekkil kurum aleyhine tazminat hesaplanması yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince tazminattan en az %50 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkil Kurum temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerektiğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, DASK sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 vd. maddeleri, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davaya konu edilen deprem 26.09.2019 tarihinde meydana gelmiş olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2019 yılı birim fiyatları ve binanın yıpranma oranı dikkate alınarak dava konusu bağımsız bölümün yeniden yapım maliyeti 76.600 TL olarak belirlenmiştir. İtiraz Hakem Heyetince de sigorta bedeli olan 89.000 TL'den %2 muafiyet uygulandıktan sonra kalan 87.220 TL'ye hükmedilmiştir. Dolayısıyla bağımsız bölümün yeniden yapım maliyetinin sigorta bedelinden düşük olduğu görülmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminatın Hesabı" başlıklı B.3.1 inci maddesi "Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz" şeklinde düzenlenmiştir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; yıpranma payı da dikkate alınarak belirlenen bağımsız bölümün yeniden yapım maliyeti üzerinden sigortalı konutun tam zayi olması nedeniyle poliçedeki %2 muafiyetin yeniden yapım maliyetinden düşülmesiyle belirlenecek tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VII. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5098, K. 2023/12676, 27 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama