KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/5143 E., 2025/16254 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/918 E., 2023/122 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/289 E., 2021/68 K.
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İsveç ......
Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olduğunu; davalının yayın sahibi olduğu ....com uzantılı sitede 05.06.2020 tarihinde yapılan yayın ve davalının Facebook paylaşımında yer alan söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, yayın ve paylaşımda haksız şekilde müvekkiline olgu isnat edildiğini, fotoğraflarına yer verildiğini, haberin davalı tarafından yapılmasının akabinde diğer yayın kuruluşları tarafından da hukuka aykırı yayınların kaleme alındığını, yayın ve paylaşımın görünür gerçeğe uygun olmadığını,
basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek dava konusu haber ve paylaşım nedeniyle davalı tarafın kınanması, hukuka aykırılığın tespiti, saldırıyı kınayan kararın yayınlanması ve 1,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağını, haber ve paylaşımlarda basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayın ve paylaşımda basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, yayın ve paylaşıma konu iddialarla ilgili davacı hakkında yürütülen bir ceza soruşturması ya da kovuşturmasının bulunmadığı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kişilik haklarına yapılan saldırının kınanmasına, yapılan yayının hukuka aykırılığının tespitine, kınama kararının ilgili haberle aynı sayfada aynı puntoda yayınlanmak üzere internet ortamına gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yayına konu iddia yönünden İsveç ...
Üniversitesi'nde inceleme başlatıldığı, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının görev yaptığı üniversite tarafından uyarıldığı, haberde bununla ilgili yaşanan olayların dile getirildiği; dava konusu yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkının bulunduğu, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, sarf edilen sözlerin düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkı sınırları kapsamında kaldığı,
davacının kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberin ilk olarak davalı tarafından kaleme alınmasının akabinde diğer yayın kuruluşları tarafından da yayınların sürdürüldüğünü, habere konu iddia sahibi dava dışı kişinin beyanlarında müvekkilinin örgüt üyesi olduğuna dair bir beyan olmamasına rağmen özle biçim arasındaki denge bozularak müvekkiline suç isnat edildiğini, haberin doğru olmadığını bu nedenle görünür gerçekliğin de söz konusu olmadığını, haberde aşağılayıcı, tahkir edici bir dil kullanıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 05.06.2020 tarihinde .....com isimli haber sitesinde yapılan yayın ve Facebook sayfasında yapılan paylaşımda yer alan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile davalı tarafın kınanması, hukuka aykırılığın tespiti, saldırıyı kınayan kararın yayınlanması ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayın ve paylaşımda sarf edilen söz ve ifadelerin, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağının;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen,
sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin..” ifade edildiğinin,
açıklanan nedenlerle yayın ve paylaşımda geçen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5143, K. 2025/16254, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama