KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/6015 E., 2024/6295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/173 E., 2023/59 K.
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalanan aracın davalı şirketin güvenliğinden sorumlu olduğu mahaldeki ihmali sonucunda 05.05.2009 tarihinde çalındığını, araç bedeli olarak belirlenen 141.155,00TL’nin sigortalıya 04.08.2009 tarihinde ödendiğini ve davacı şirketin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 1301 inci maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu belirterek sigortalıya ödenen 141.155,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sigortalısı ile davalı şirket arasında akdedilmiş güvenlik sözleşmesi bulunmadığını, güvenlik sözleşmesi yapılan Konut Yapı Kooperatifinin büyük bir alana yayıldığını ve idari anlamda bağımsız bir site hüviyetine sahip bulunmadığını, bu nedenle Özel Güvenlik Şirketinin kendisine verilmiş birçok yetkiyi de kullanamadığını, Kooperatifte araç ve insan girişinin davalı tarafça sorgulanamadığını, sözleşmeye dayalı kusur sorumluluğunun esas alınması hâlinde davacının sigortalısının tam kusurlu olduğunu, zira 03.05.2009 tarihinde sigortalının evinin soyulması sonucunda yedek anahtarlarının da alındığını,
iki gün sonra araç evinin önünde bulunmakta iken aracın yedek anahtarların kullanılması suretiyle çalındığını, gizli kamera ve alarm sistemi ile korunmakta olan konutta olayın olduğu gün her iki sistemin de çalışmadığını, ilk hırsızlık olayından iki gün geçmesine rağmen aracın yedek anahtarlarının değiştirilmediğini ve aracın iki gün boyunca kullanıldığını, Kooperatifin özel bir park alanının bulunmadığını, Kooperatifte ikamet eden şahısların ve misafirlerin araçlarını yol kenarına park ettiklerini, çalınan aracın özel güvenliğe anahtarları ile birlikte teslim edilmediğini,
sigortalının aracını hırsızın bulması en kolay yer olan evinin önüne park ettiğini, aracın çalındığı esnada güvenlik kapısından uzaktan kumanda kullanmak sureti ile site dışına çıkarıldığını, ödenen tazminat miktarının fazla olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 04.03.2014 tarihli ve 2013/76 E., 2014/44 K. sayılı kararı ile; sigortalının konutunda meydana gelen hırsızlık olayında aracın anahtarlarının da çalındığı, sigortalının araç için gerekli tedbirleri almadığı, olayın bu özellikleri ve davalı tarafça güvenliği sağlanan sitenin özel konumu göz önüne alındığında davalı şirketin, sigortalının zararını önlenmesi imkânsızlık nedeniyle mümkün olmadığı,
meydana gelen zararla davalının görevi arasında yakın illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 10.07.2014 tarihli ve 2014/13663 E., 2014/11219 K. sayılı kararı ile;
"...Mahkemece davacının sigortalısına kasko sigortası teminatı kapsamında olmayan bir zararı ödediği kabul edilmişse de, dosyada mevcut 15.07.2009 tarihli ibraname içeriğinden, dava dışı sigorta ettirenin 141.155,00 TL tazminat karşılığında dava konusu hırsızlık nedeniyle uğradığı zarara ilişkin üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını,
ödenen tazminat kadar davacı ... şirketine devrettiği anlaşılmakla BK.162 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilme yapılıp genel hükümlere göre tarafların delilleri toplanıp davalının kusurlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamının ardından mahkemece 24.02.2015 tarihli ve 2014/1565 E., 2015/137 K. sayılı kararı ile; sigortalının zararı ile hırsızlık olayı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı,
davalı güvenlik şirketinin zararı tazmin etmesini gerektirir kusurunun bulunmadığı hususlarının kararda yeterince tartışılarak buna göre davanın reddine karar verildiği, açıklanan nedenle sigortalının haklarını daha önce sigorta şirketine temlik etmiş olmasının sonuca etkisinin bulunmadığı gibi kararda zararın sigorta kapsamında kaldığının kabul edildiği ve sigortalının davalıdan istemeyeceği davacı tarafın da halefiyet yoluyla isteyemeceği belirtilmek ve kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiş,
mahkemenin direnme kararının davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarih ve 2016/6257 Esas, 2017/10656 Karar sayılı kararıyla bozma ilamının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2020 tarih ve 2018/17-156 Esas, 2020/868 Karar sayılı ilamıyla "... davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibranamede davacı şirket, zarar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almış,
sigortalı davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir.
Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunduğu...bilirkişi raporunda da davalı şirketin aracın çalınmasından sorumlu olmasa da evde meydana gelen hırsızlık olayından ötürü sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş, dosya kapsamında bulunan güvenlik sözleşmesi, evde meydana gelen hırsızlık olayından ötürü davalının sorumlu olup olmadığı, evdeki hırsızlık olayı ve aracın çalınması arasındaki süre, illiyet bağı, tarafların müterafik kusuru yerel mahkemece genel hükümlere göre hiç değerlendirilmemiştir.
Mahkemece bu hususlar gözetilip, güvenlik şirketi ile yapılan sözleşme hükümleri de değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir...." gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "...dava dışı sigortalının da, anahtarının çalındığını fark ettiği aracın hareket etmesini önleyecek tedbirler almamak, derhal aracın anahtarlarını değiştirmemek,
aracı güvenliğin önüne park edip keyfiyete ilişkin olarak güvenliği uyarmamak suretiyle suretiyle müterafik kusurlu olduğu kanaatine varıldığı ve meydana gelen zarardan takdiren %40 oranında indirim yapılmadığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 84.693,00 TL'nin 04.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6015, K. 2024/6295, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama