KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/7945 E., 2024/5917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/318 E., 2023/96 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kabulü
Karar Metni
1.165 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. Çağlayan Mahallesi Park Sok.
Geçit .....Kağıthane/İstanbul adresinde bulunan gayrimenkulün Nermin Kan-Yunus Emre Makinaları adına davacı şirket nezdinde Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 09.03.2013 tarihinde davalının maliki olduğu binanın ana elektrik kablosunda oluşan ark ve aşırı ısı artışından dolayı çıkan yangın neticesinde sigortalı işyerinin ağır bir şekilde hasarlandığını, olayın itfaiye raporunda tespit edildiğini, yapılan hasar ihbarı üzerine,
davacı şirket tarafından hasarın meydana geliş nedeni ve hasar miktarının tespiti için bağımsız ve konusunun uzmanı eksper tayin edildiğini, hasar tespitine göre davacı şirket tarafından sigortalısına 18.06.2013 tarihinde 52.781,76 TL ödendiğini, hasarın ödenmesi neticesinde sigortalıya ait tüm hakların davacı şirket tarafından devir ve temlik alındığını, kanun gereği davacı şirket sigortalısının halefi durumuna geçerek davalıya rücu talebinde bulunduğunu,
ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 52.153,00 TL tazminatın ödeme tarihi olan 18.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.06.2015 tarihli ve 2015/95 Esas, 2015/268 Karar sayılı kararı ile; yapılan ön inceleme duruşmasında davalı mirasçının beyanı, HMK 114/d maddesi ve tüm dosya kapsamıyla beraber değerlendirilerek taraf ehliyetinin dava şartı olduğu, davalı ...'ın dava tarihinden önce öldüğü, ölü kişi hakkında davaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan (taraf ehliyeti yokluğundan) usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.07.2018 tarihli ve 2017/4562 Esas, 2018/6600 Karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece davalı ...’un dava tarihinden önce öldüğü ve ölü kişi hakkında davaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamaz. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılarına yöneltilmesine de olanak yoktur.
Zira ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. (HMK m.114/1-d, m. 50 ve TMK m. 28) Ancak HMK'nun 124. maddesinde. “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Şu halde davalının sağ olup olmadığını tespit edememe bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralını ihlal etmiyorsa, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır. (HGK'nun 11.09.2013 günlü ve E 2013/14-612, K 2013/1297 sayılı ilamı)
Somut olayda, davalı ... 06.01.2015 tarihinde vefat etmiş olup, dava 06/03/2015 tarihinde açılmıştır. Davacı vekili, davalının vefat ettiğinden dava açıldıktan sonra haberdar olduklarını belirterek, davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesini talep etmiştir.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin davalının ölü olduğunu bilmediği, ancak davayı mirasçılarına karşı yöneltmeyi talep ettiğinin anlaşılmasına göre davacının ölü kişiye karşı dava açması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı ... vekiline HMK 124. maddesi gereğince davayı mirasçılara yöneltme imkanı tanınmadan hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile karar bozulmuş; davalı ... mirasçılarının karar düzeltme isteği Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2018/5814 Esas, 2019/11324 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maddi zararın pasajın ortak kullanım alanında çıkan yangından kaynaklandığı, davalının yasa ve yönetmelik hükümlerine göre yapması gereken bakım / onarım / tadilat işlerini yaptırmadığı için zararın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, zarar gören sigortalı veya üçüncü kişinin ağır kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere çıkan yangın nedeniyle oluşan zarardan davalı ...'un sorumlu olduğu,
binada 634 sayılı KMK hükümlerine göre kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulu olmadığı için diğer dükkan sahiplerine sorumluluk yüklenemeyeceği, davacı ... şirketinin zararı sigortalıya ödeme yapmasıyla ortaya çıktığı için ödeme tarihinden itibaren yasal faiz isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 52.153 TL tazminatın 18.06.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...
Karul mirasçıları olan dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; ekspertiz raporunda mülk sahipleri ile birlikte İGDAŞ'ın rücu muhatabı olduğu belirtilmesine rağmen ihbar edilen İGDAŞ'ın sorumluluğu yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, her ne kadar zarardan davalılar sorumlu olmasa da her bir kat malikinin zarardan ayrı ayrı sorumlu tutulmadan yalnızca müteveffanın mirasçıları olan davalıların tek başlarına sorumlu tutulmasının yanlış olduğunu, arkın oluşum sebebi belli değil iken,
bir suistimal sonucu mu yangın çıktığı veya kiracının kullandığı makinelerin kullanımı sebebiyle mi yangının çıktığı belirlenmeden eksper raporunda açıkça belirtildiği üzere herhangi bir nedenden dolayı oluşan arkın sorumluluğunun kat maliklerine yükletilmesinin hakkaniyete, yasa ve usul hükümlerine aykırı olduğunu, yine yangının periyodik bakım eksikliğinden kaynaklandığına ilişkin bir tespitin de bulunmadığını,
ekspertiz raporunda ve sonrasında buna dayanılarak alınan bilirkişi kök raporunda hiçbir şekilde yangının çıkış sebebi açıklanamamış iken davalılara %100 kusur oranı atfedilmesinin doğru olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1472 nci (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301) maddesi, İşyeri Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7945, K. 2024/5917, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama