KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/8061 E., 2026/1533 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/26 89... /1877 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/7 61... /160 Karar
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların genel yayın yönetmeni ve yayın koordinatörü olarak sorumlu oldukları ... isimli internet sitesinde 09.09.2019 tarihinde yapılan "İlk adımlar atıldı! ... Türk ve ...'da sonun başlangıcı mı" başlıklı yayın nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 5651 sayılı Kanun'a göre müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu yayında basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu köşe yazısının ağır eleştiri ve basın özgürlüğü sınırları içerisinde olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayında davacı şirkete ait TV kanalı ve haber ajansında yapılan görevlendirmelerin eleştirildiği, dava konusu yazının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, yazınında bu ilke kapsamında kaleme alındığı,
güncel olan bir konunun gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların içerik sağlayıcı olarak sorumlu olduklarını, yayının görünür gerçeğe uygun olmadığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... isimli internet sitesinde 09.09.2019 tarihinde yapılan "İlk adımlar atıldı! ... Türk ve ...'da sonun başlangıcı mı" başlıklı yayın nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu köşe yazısında sarf edilen söz ve ifadeler kişisel değer yargısı niteliğinde olup eleştiri sınırlarının aşılmadığının.
Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiğinin, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte,
ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının, kamuya mal olmuş bir şirket olan davacı tüzel kişiliğin konumuna göre eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğü bulunduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8061, K. 2026/1533, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama