KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/8065 E., 2023/10767 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/2802 E., 2022/1314 K.
- Hüküm/karar
- Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi
- Mahkemesi
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/909 E., 2019/397 K.
Karar Metni
1.333 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.11.2014 tarihinde müvekkilinin idaresindeki motosiklet ile davalı nezdinde ZMMS poliçesi bulunan ve dava dışı sürücü ...’ın idaresindeki aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ceza dosyası kapsamında taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığını, 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Foça Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/100 Sor.
Sayılı dosyasında yapılan incelemede 25/02/2015 havale tarihli uzlaştırma raporunda tarafların 3.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıkları bu bedelin davacıya ödendiği, davacının 3.000,00 TL maddi zararının şüpheli (davalı şirket tarafından sigortalı araç sürücüsü) tarafından tazmini halinde dava ve şikayetten vazgeçeceğini beyan ettiği, bu bedelin şüpheli tarafından davacıya ödendiği bunun üzerine tutanağın gerek davacı gerekse sürücü tarafından imzalandığı, davacının uzlaşma tutanağında dava hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 20.11.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bedensel zarara uğradığı iddiası ile geçici iş göremezlik zararı ve kalıcı iş göremezlik zararının tazmini istemi ile karşı taraf aracın ZMS Sigortacısı davalı aleyhine iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin istendiği, taraflar arasında uzlaşma olduğu ve bu tarihten itibaren 2 yıllık süre içinde davanın açılmadığı hususunun beyan edildiği, buna göre;
meydana gelen kaza sonrasında tarafların soruşturma aşamasında uzlaştıkları beyan edilmekle, bu uzlaşmanın Mahkememizde açılan iş bu dava yönünden hukuki sonuçlarının tespiti gerektiği, uzlaşma tarihinden itibaren beyan edilen şekilde dava tarihinin dikkate alınıp alınamayacağı, davalı ... şirketinin sorumlu olduğunun tespiti halinde davacı da oluşan bedensel zararın nelerden ibaret olduğu ve davalıdan istenip istenemeyeceğinin araştırılması gerektiği buna göre uzlaşma tutanağının 25.02.2015 tarihinde imzalandığı, davanın ise 03.08.2018 tarihinde açıldığı, KTK mad.
111 hükmüne göre 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, gabin veya fahiş bedel itirazının bu nedenle dinlenemeyeceği, kaldı ki uzlaşma tutanağında davacının dava hakkını saklı tutmadığı, bu haliyle tutanağın davacıyı bağlar nitelikte olduğu, CMK md. 253/19 hükmü uyarınca davadan feragat etmiş sayılması gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ceza soruşturması aşamasında uzlaşmanın sağlanmış olmasının diğer zarar sorumlularını sorumluluktan kurtarmadığını, davacıya imzalatılan matbu uzlaşma teklif formunda, sadece, genel bir ifade tarzıyla, uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağının kayıtlı olduğunu, kusuruyla zarara sebebiyet veren sürücü yanında, kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan hukuki sorumlulukları bulunan işleten ve sigorta şirketine de tazminat davası açılamayacağı hususunun açıklanmadığını, sekiz puntoyla yazılı matbu uzlaştırma teklif formunu, evinde,
ayağı alçıdayken imzalayan davacıya uzlaşmanın hukuki sonuçlarının kanuna uygun şekilde anlatıldığının kabul edilemeyeceğini, davalı yanın poliçe teminatı limiti dahilinde sorumluluğunun bulunduğunu, uzlaştırma tutanağının makbuz niteliğinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Maddi olaya konu Foça Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/100 soruşturma sayılı dosyası kapsamından 24.11.2014 tarihli yazılı uzlaşma teklif formu ile uzlaşmayı kabul eden davacının, davalı tarafından 3.000,00 TL ödeme yapılması karşılığında tarafların uzlaştıkları, anlaşılan miktarın nakden davacıya ödendiği, davacının fazlaya ilişkin hakkı ya da sigorta şirketine başvuru hakkı saklı tutulmadığı, tutanağın taraflar ve uzlaştırmacı tarafında imza altına alındığı,
uzlaşma raporunun Cumhuriyet Savcısı tarafından 25.02.2015 tarihinde dosyasına eklenmek üzere havale edildiği ve uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK'nun 253. Maddesine göre Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma tutanağı düzenlenmekle davalının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır.
Uzlaşma tutanağı da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir.(Yargıtay 4. HDB'nın 20.04.2022 tarih ve 2021/13895 E. - 2022/7564 K. Sayılı ilamı) 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesi gereğince yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiş ise de somut olayda uzlaşma tarihi 25.02.2015, dava tarihinin ise 03.08.2018 olduğu dikkate alındığında iki yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği anlaşılmaktadır..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza soruşturması aşamasında uzlaşmanın sağlanmış olmasının, diğer zarar sorumlularını sorumluluktan kurtarmayacağını, Foça Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/100 soruşturma numaralı dosyasındaki uzlaşma tutanağına bakıldığında müşteki ...'ın şüpheli ...'dan 3.000 TL maddi zararın karşılanması halinde dava ve şikayetinden vazgeçeceğinin görüldüğünü, 5271 sayılı CMK’nın Uzlaştırma başlıklı 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasında uzlaşılan taraflar arasında tazminat davası açılamayacağının hükme bağlandığını, diğer zarar sorumlularını açıkça sorumluluktan kurtaran bir hükme yer verilmediğini,
davacıya imzalatılan matbu uzlaşma teklif formunda, sadece, genel bir ifade tarzıyla, uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağının kayıtlı olduğunu, kusuruyla zarara sebebiyet veren sürücü yanında, kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan hukuki sorumlulukları bulunan işleten ve sigorta şirketine de tazminat davası açılamayacağı hususunun açıklanmadığını, özel hukukta bazı sözleşmelerin sonuç doğurabilmesinin, en az on iki puntoyla yazılmaları, hükümlerinin müzakere edilmesi,
açık ve anlaşılır olması koşullarına tabi tutulmasının da gözden uzak tutulmaması gerektiğini, sekiz puntoyla yazılı matbu uzlaştırma teklif formunu evinde, ayağı alçıdayken imzalayan davacıya, uzlaşmanın hukuki sonuçlarının kanuna uygun şekilde anlatıldığının kabul edilemeyeceğini, davalının cevap dilekçesinde 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve davalı şirketin başkaca sorumluluğunun kalmadığından bahisle davanın reddini talep etmesinin yerinde olmadığını,
tespit edilecek maddi zarar ile ibraname arasında açık orantısızlık olması halinde ibranamenin makbuz niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle davacı ile sigortalı aracın sürücüsü arasında ceza soruşturması kapsamında uzlaşmanın sağlandığı, uzlaşma nedeniyle şüpheli sigortalı aracın sürücüsü hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası gereğince uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının anlaşılmasına göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8065, K. 2023/10767, 16 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama