KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/8705 E., 2025/3609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/393-2023/392
Karar Metni
1.308 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.02.2020 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı araçta yangın çıktığını, yangından sıçrayan alevlerin yaya konumundaki davacının yanarak yaralanmasına sebep olduğunu, davacının kaza nedeniyle malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 24.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 410.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulü ile 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre motorlu bir aracın, karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde ve kusur oranında tazmin etme zorunluluğu bulunduğu, ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde trafik poliçesinin kapsamının belirtildiği, buna göre sigortacının;
poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olduğu, sigortanın kapsamının üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlı olduğu,
dosya içeriğinden davaya konu kazanın ZMSS poliçesi kapsamında davalı ... tarafından sorumluluğu temin edilen çekici vasfındaki aracın sürücüsünün aracı çalıştırdığı, aracın yürümeye başladıktan sonra yakıt deposunun olduğu bölümden duman çıkmaya başladığı, ardından yakıt deposunun yanmaya başladığı, sürücünün başka araçların zarar görmemesi için aracı boş bir alana götürdüğü esnada yakıt deposunun patladığı, davacı üzerine yanan mazotun sıçradığı,
buna göre araç işletene gelebilecek sorumluluğu temin eden davalı ... şirketinin sorumluluğunun söz konusu olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulüne, diğer itirazlarının reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm kısmının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine, davacı lehine 12.080,00 TL 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, hükmün kalan kısmının aynen icrasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davaya konu kazanın bir trafik kazası olmayıp iş güvenliği kapsamında değerlendirilmesi, bu nedenle hakem heyetince yargılamadan el çekilmesine karar verilmesi, davanın mahkemede ikame edilmesi, davaya konu olayın kapsamlı bir şekilde incelenmesi, gerektiğinde belge ve kamera kayıtlarının toplanması, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, tahkim yargılamasında ise bunun mümkün olmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, progresif rant yöntemine göre tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan araçta çıkan yangından sıçrayan alevlerin yaya konumundaki davacının yaralanmasına sebep olması sebebiyle davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalıya sigortalı aracın işletilmesi sırasında meydana gelen yangın nedeniyle yaralanan davacının uğradığı zarardan davalı ... şirketinin sorumlu olmasına, İtfaiye Dairesi tarafından hazırlanan 17.02.2020 tarihli yangın raporunda, yangının araçtaki elektrik kaçağı sonucu çıktığının tespit edilmesine, meydana gelen olayda davacıya izafe edilebilecek bir kusurun bulunmamasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 14.04.2021 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, ancak anılan raporda davacının sağ el bileğindeki hareket kısıtlılığı nedeniyle % 1, kalça eklemindeki hareket kısıtlılığı nedeniyle % 3 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği,
bununla birlikte davacının kazadaki yaralanmasına bağlı olarak meydana gelen yara dokusunun vücut yüzeyinin %50’sinden fazla yeri kapladığı gerekçesiyle hipertrofik skar ve keloid nedeniyle % 40 oranında maluliyet tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzunda yer alan “Deri-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken skar izinin vücut yüzeyinin %50-100’ünü kaplaması şartı bulunduğu,
söz konusu raporda ise bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin belirlendiği, raporun bu yönden yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde Cildiye/Plastik Cerrahi Bölümü uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Öncelikle belirtilmelidir ki, ortaya çıkan zarardan sigorta şirketinin yani zorunlu mali mesuliyet sigortacısının sorumlu olup olmadığının tespiti bakımından aracın işletme halinde olup olmadığının belirlenmesi önem arz etmektedir. Çünkü aracın işletilme halinde iken zararın meydana geldiğinin kabulü halinde 2918 sayılı KTK nın 85/1 ve 91. maddesi uyarınca sigortacı sorumlu olacak aksi halde ise sorumlu olmayacaktır.
Somut olayda, davacı zarar gören oluşa ilişkin kolluk ifadesinde, bir tırın yanından geçerken aniden yakıt deposunun patladığı, üzerine mazot sıçradığı ve yanmaya başladığı.
Sürücü ...., aracını hareket ettirdiği esnada araçtan dumanlar çıktığını gördüğü bunun üzerine aracı boş bir alana park ettiği araçtan indiği aracın yanmaya başladığı ve sonrasında sağ tarafında olan yakıt deposunun patladığı bu sırada araca yakın mesafede bulunan tanımadığı bir erkek şahsın üzerine alevlerin sıçradığı ve şahsın kıyafetlerinin tutuştuğu.
Sürücünün Kardeşi Tanık . .. ise, araçtan alevler çıkması üzerine sürücünün aracın yönünü değiştirdiği bu esnada yangının yakıt deposuna sıçradığı, yakıt deposunun şiddetle patladığı patlama sırasında yakıt deposunun olduğu tarafta bulunan ve kendileriyle birlikte aracı söndürmeye çalışan davacı ...’ın etrafa sıçrayan mazotla yanmaya başladığı; şeklinde beyanda bulunmuştur.
İfadelerden davacının yanmasına ve sonucunda maluliyetine sebep olan olayın yani yakıt deposunun patlamasının araç durdurulduktan sonra mı. Yoksa hareket halindeyken mi. Meydana geldiği anlaşılamamaktadır. Araç durdurulduktan ve kapatıldıktan sonra meydana gelmiş ise işletme halinde değildir. Ancak çalışır vaziyette ve/veya hareket etmekte ise işletme halindedir. Buna ilişkin mağdur, sürücü ve tanık anlatımları çelişkilidir.
Adil bir sonuca ulaşılabilmesi için çelişkilerin giderilmesi ve işletilme halinin kesin bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Bu ise ancak mahkemece yapılacak bir yargılama sonucunda ortaya çıkarılabilecektir.
Öte yandan, zarara işletilme halinde olan bir aracın sebep olduğu kabul edilse bile yine uyuşmazlığın mahkemece çözülmesi gerekir. Zira olayda davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususu da tartışmalıdır. Davacı tanık anlatımında belirtildiği şekilde yangını söndürmeye çalışmış ise böyle bir işlemi gerekli güvenlik önlemlerini almadan yaptığı için müterafik kusurlu kabul edilmeli ve tazminattan indirim yapılmalıdır. Ancak kendisinin ve sürücünün ifadesinde geçtiği üzere sadece olay yerinde bulunmakta ise o zaman davacıya herhangi bir kusur izafe edilmemesi yerinde olacaktır.
Açıklanan tüm bu sebeplerle dava konusu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini tahkim yargılaması için öngörülen sürenin maddi hakikatin kesin bir şekilde belirlenmesi için yeterli olmadığını bu itibarla hakem heyetince işten el çekilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8705, K. 2025/3609, 3 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama