KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/9361 E., 2026/1866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2625 E., 2023/2254 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1 17... /454 Karar
Karar Metni
573 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 5651 sayılı Kanun'a göre hukuken sorumlu oldukları ... isimli internet sitesinde 29.03.2020 tarihinde “...'te ....” başlığı ile yayınlanan haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, itibarının zarar gördüğünü, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 1.000.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden ise basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin tüm dünyada yer alan Covid-19 pandemisiyle ilgili söz ve ifadeler içerdiği, başlıktaki "skandal" kelimesinin hedef kitlenin dikkatini çekerek haberi okumaları amacını güttüğü, kişilik haklarına saldırı olmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ele alınan konunun yayın tarihi itibariyle güncel olduğu, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik bulunduğu, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen sözlerle değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerli olduğu, yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davacı tüzel kişiliğin kamuya mal olmuş olması dikkate alındığında diğer kişilere göre bu tür eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunduğu,
yayının davacının kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerçek dışı yayının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, haber niteliğinde olmadığını, ispata yarar delil bulunmadığını, haksız rekabete yol açtığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; .... isimli internet sitesinde 29.03.2020 tarihinde “...” başlığı ile yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının; o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağının; habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, haberde geçen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9361, K. 2026/1866, 19 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama