KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/9390 E., 2023/13031 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/633 E., 2021/735 K.
- Davalılar
- ... Mirasçıları: a) ...
Karar Metni
1.705 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
b) ... c) ... vekili Avukat ... d) ... HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul ... vekili
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından sevk ve idare edilen araç ile müvekkilinin kullandığı motosikletin 24.05.2010 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, ayrıca motosikletinde hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, dava konusu kaza nedeniyle davalının ceza mahkemesinde yargılandığını ve mahkumiyetine karar verildiğini, müvekkilinin beden eğitimi öğretmeni olduğunu ve Uşak Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda maluliyetinin tespit edildiğini,
bu nedenlerle maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın, 10.750,00 TL motosiklet hasarı ve hastane masrafının, 10.000,00 TL manevi tazminatın 24.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen olayda davacının da kusurlu olduğunu, davacının motosikletinin değerinin talep edilen hasar bedelinden düşük olduğunu, davacı maddi tazminat talebine ilişkin olarak Güvence Hesabından gerekli tazminat ödemesini aldığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, Adli Tıp Kurumu tarafından maluliyetin tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.10.2015 tarihli ve 2014/661 Esas, 2015/577 karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 5.885,41 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sine olay tarihi olan 24.05.2010 tarihinden 4.885,41 TL'sine ıslah tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tedavi gideri ve motosiklet hasarına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli 2016/12442 esas ve 2019/5544 karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Somut olayda, davacının 2012/578 esas sayılı dosya üzerinden yargılama devam ederken delil dilekçesinde motor hasarına ilişkin 2 adet fatura deliline dayandığı ancak dosyaya sunmadığı, tefrikten sonra elde ki dosya da 30/09/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte 01/02/2011 tarihli 5.616,04 TL ve 01/02/2011 tarihli 2.590,69 TL'lik iki fatura sunduğu görülmüştür.
Mahkemece; davacı tarafından sunulan iki faturayı değerlendirerek bir karar verilmesi gerekirken, 2012/578 esas sayılı dosyaya sunulan delil dilekçesinde fatura deliline dayanılmasına rağmen ibrazı için yasal süre verilmeden süresinde sunulmadığı ve davalının muvafakati bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Davacı kaza tarihinde 29 yaşında olup dava dilekçesine eklenen beden eğitimi öğretmenliği mezuniyet belgesine göre beden Eğitimi Öğretmenliği mezunudur. Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacının atama beklediği işsiz olduğu kabul edilerek asgari ücret üzerinden maluliyet tazminatı hesaplaması yapılmış, davacı tarafça hesap raporuna süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
Davacının üniversite mezunu olması halinde, asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabulü gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede atanabileceği emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması; kaldı ki mahkemece yapılan sosyol ve ekonomik durum araştırmasında davacının atama beklediği süre içerisinde tekstil işi ile uğraştığı, atölye sahibi olduğu,
aylık 3.000,00 TL gelirinin olduğu tespit edilmiş olması karşısında, tekstil atölyesi sahibi ise vergi mükellefi olarak çalışmasının gerekeceği gözetilmek suretiyle, davacının kaza tarihinden önce bağlı olarak çalıştığı işyerinden, SGK'dan en son gelirine ilişkin belgelerin ya da bağımsız olarak çalışması söz konusuysa, ilgili vergi dairesinden kazancına ilişkin belgelerin getirtilmesi, bu suretle temin edilen resmi belgeler ve iş sahibi ise şahsi katkısı da değerlendirilerek tazminat hesabına esas gelirinin belirlenmesi,
bu tespitlerden sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına, bozmanın kapsam ve şekline göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; meydana gelen trafik kazasında davacının %30 oranında, davalının %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınan maluliyet raporunda davacının sürekli maluliyetinin olmadığı ve iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, alınan bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik zararının 5.885,41 TL olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamına göre davacı tarafından yapılan tedavi masrafı söz konusu olmadığından bu konuda hesaplama yapılmadığı, motosiklet hasarına ilişkin bilgi ve belge olmadığından bu konuda hesaplama yapılmadığı,
davacı tarafından motosiklet hasarına ilişkin olarak sunulan belgelerin süresinde sunulmadığı, süresinde sunulmayan delile ise davalı tarafından muvafakat edilmemesi nedeniyle dikkate alınmayacağı, davacının yaralanması gözetilerek bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.123,50 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 5.745,41 TL motosiklet hasar bedeli ve 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından 1.000,00 TL yönünden eksik ıslah yapıldığını, toplamda 15.123,50 TL üzerinden harç yatırılmasına rağmen mahkemece 16.123,50 TL'ye hükmedildiğini, hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatının tamamına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, ıslah ile arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçesi ile kararın çelişkili olduğunu, dolayısıyla motosiklet hasarına ilişkin tazminat miktarının temyiz incelemesi sonucunda kaldırılması gerektiğini,
motosiklet hasarına fatura tarihi olan 01.02.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemenin bozmadan önce verdiği karara istinaden hükmedilen asıl alacak ve ferilerinin başlatılan icra takibi üzerine ödendiğini, temyiz incelemesine konu kararda tazminat miktarlarının toplu olarak belirlenmesi ve faiz başlangıç tarihine olay tarihine göre hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
davacı kaza tarihinde çalışmamasına rağmen 2.000,00 TL gelir elde ettiğinin kabulü ile hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, kaza tarihindeki asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ile davalılar murisi ...'nun sevk ve idaresindeki araçların karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 6217 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla halen uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri, 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası "(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindedir. Aynı Kanun'un 298 inci maddesi ise "(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu kapsamda 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca kararın gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazılması ve hüküm sonucununun aynı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen biçimde tefhim edilmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan nihai (son) kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasına uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup bu kurala kanun koyucu 6100 sayılı Kanun'un 294 ve 298 inci maddeleriyle varlık kazandırmıştır. Gerçekten de anılan maddeler kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Yine 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Dosya kapsamından, mahkeme kararının gerekçesinde davacının geçici iş göremezlik zararının 5.885,41 TL olduğunun tespit edildiği ve motosiklet hasarına ilişkin bilgi ve belge olmadığından bu konuda hesaplama yapılmadığı belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında, 16.123,50 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 5.745,41 TL motosiklet hasar bedeline hükmedildiği, böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk kararın, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile bozulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli karar içeriğinde bozma ilamından ve bozma ilamına uyulup uyulmadığından bahsedilmediği, kararda bozma ilamından sonra yapılan yargılamaya ilişkin gerekçe yer almadığı görülmektedir.
Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamaz. Karardaki bu çelişkinin bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemece, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararıyla karar verilmiştir. Açıklanan nedenle, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içerecek şekilde hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalılar ..., ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalılar ..., ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ... ve ...'na iadesine,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9390, K. 2023/13031, 4 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama