KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/11125 E., 2025/7842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/397 E., 2024/181 K.
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...’in uzun yıllar ... Fabrikasında çalıştığını, ... Fabrikasının özelleştirilmesi sonrasında da şeker fabrikasında çalışmaya devam ettiğini, davalı yanın da davacı gibi ...
Fabrikasında çalıştığını, davalı yanın sebebini anlayamadıkları bir şekilde sürekli olarak davacı aleyhine davalar açtığını, davalı yanın zaman zaman davacı hakkında savcılıkta şikayette bulunduğunu, zaman zaman Asliye Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açtığını, zaman zaman da İş Mahkemesinde davalar açtığını, müvekkili aleyhine açılan davaların tamamının reddedildiğini, yapılan şikayetler ile ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin yaşadığı maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla eldeki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla,
davacı müvekkili lehine 100,00 TL maddi tazminat (yapılacak tespite kadar şimdilik belirsiz alacak olarak), 100.000,00 TL manevi tazminatın bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile beraber ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin 15.09.2020 tarih ve 2019/63 E.-2020/107 K. sayılı kararı ile; dosyaya getirtilen delil listesinde bildirilen mahkeme dosyaları ve savcılık dosyaları incelendiğinde; davalının yapmış olduğu davacıya yönelik şikayetlerin ve açmış olduğu davaların Anayasa kapsamında hak arama özgürlüğü niteliğinde olduğu, davacının davalının şikayeti sonucunda herhangi bir yargılamaya uğramadığı, yapılan başvuruların ve şikayetlerin sonucunda davacının manevi zarar olarak uğrayabileceği herhangi haksız eylem niteliğinde bir durum söz konusu olmadığından manevi tazminat talebinin, maddi olarak uğradığı zararı ispat edebilecek herhangi bir delil sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18.11.2020 tarih ve 2020/1409 E.-2020/ 1949 K. sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Daire'nin 25.10.2022 tarih ve 2021/55 E.-2022/12962 K. Sayılı bozma ilamında özetle; "...davacının davalı hakkında adli ve idari mercilere maddi temeli olmayan asılsız şikayetlerde bulunduğu, bu şikayetleri sürekli ve ısrarlı bir şekilde yaptığı ve yapılan soruşturma neticesinde asılsız olduğu, maddi bir gerçekliğinin bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, davalının haksız şikayeti nedeni ile eylemine uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 8.000,00 TL manevi tazminatın 11.02.2019 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının yerel mahkeme kararında zikredildiğinin aksine fiillerinin hak arama hürriyeti kapsamında kalmadığı ve hak arama hürriyetini açıkça kötüye kullandığını, bir kişinin bir diğer kişiyi gerçeğe aykırı söylemlerle kötü niyetli olarak şikayet etmesinin hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiğini, bu durumda, bir şikayetin hukuk sınırları içinde olup olmadığının tayini için bazı kriterlerin bilinmesi gerektiğini ve bu kriterlerin Yargıtay içtihatları ile geliştirildiğini,
mahkemece manevi tazminatın takdir ve tayininde 6098 Sayılı B.K.’nın 58. maddesine aykırı olarak somut olayın özelliklerinin göz önünde bulundurulmadığını, olayın özellikleri ve eylemin ağırlığı dikkate alınmadan manevi tazminatın caydırıcılık fonksiyonunu değerlendirmeksizin hakkaniyet ve nasafete uygun bir tazminata karar verilmediğini, daha yüksek bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık; haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/11125, K. 2025/7842, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama