KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/11402 E., 2025/2220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3679 E., 2022/3794 K.
- İlk derece mahkemesi
- (Kapatılan) Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/152 E., 2022/191 K.
Karar Metni
823 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... aleyhine yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını düşük bedeller ile diğer davalı şirkete satış yaptığını belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların 08.01.2018 ve 02.02.2018 tarihlerinde satın alındığını, borçlu adresinde yapılan haczin 02.08.2021 tarihinde gerçekleştiğini, iptali için gerekli geriye doğru 2 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkilinin borçluyu tanımadığını, taşınmazların emlakcı vasıtası, alacağın gerçekliğinin araştırılması gerektiğini, davada tasarrufun iptali davası koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu cevap dilekçesinde, 2017-2018 yılları arasında ekonomik olarak dar boğaza düştüğünü, dava konusu taşınmazlarını borçlarını ödeyebilmek amacı ile sattığını, diğer davalı ile taşınmazlar için toplamda 1.500.000,00 TL sına anlaştıklarını, ödemelerin parça parça yapıldığını, 723.800,00 TL nin ödendiğini geri kalan borcun ödenmediğini, daha önce çifçilik yaptığından üçüncü kişi şirketin yetkilisi ... ile münasebeti olduğunu, satıştan önce de para hareketlerinin olduğunu, diğer davalının içinde bulunduğu mali durumu bildiğini, ödem yapmayınca daha zor duruma düştüğünü, satışı mal kaçırma amacı ile yapmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ivazlar arasında önemli oransızlık için gerekli hak düşürücü sürenin geçtiği gibi, borçlunun ihale ile aldığı bedele yakın bedel ile satıldığından bedel farkı olmadığını, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde, diğer davalı ile öncesine dayalı ticari bir ilişki bulunduğuna yönelik bir delil olmadığını, davacı tanıklarının bu yönde kanaat oluşturacak bir delil sunmadığını,
davacı tanıklarının da borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla hareket ettiğine ve diğer davalı şirketin bunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğuna yönelik beyanları olmadığını, davalı ...'nin tasarrufa konu malları borcun doğum tarihinden çok sonra edindiği ve edinim değerinin üzerinde bir fiyatla diğer davalıya sattığı ,satışından sonra borçlu davalının taşınmazı kullanmaya devam etmesinin başlı başına alacaklılara zarar verme kastıyla hareket edildiğini ispata yeterli olmadığı, davalılar arasındaki tasarrufların iptali koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine ,Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı-borçlu ... tarafından verilen cevap dilekçesinde, daha önce çiftçilik yaptığından ...
Şirketi'nin yetkilisi olan ... ile münasebeti olduğunun, hatta tapu devirlerinden önce başka nedenlerle aralarında para hareketlerinin de olduğunun kabul edildiği, dosyaya alınan SMMM bilirkişi raporunda davalı-borçlu ... ile diğer davalı-3.kişi ... arasındaki ticari ilişkinin 29.12.2017 tarihinde 125.000,00 TL gönderilmesiyle başladığının tespit edildiği, Menderes İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden gönderilen çiftçi kayıt sistemindeki evraklar ve Menderes İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne sunulan kira/ortakçılık sözleşmesi içeriği itibariyle davalılar arasındaki ilişkinin tasarruf tarihinden önce var olduğunun anlaşıldığı,
kira/ortakçılık sözleşmesinin 01.11.2017 tarihli olduğu, davalı-3.kişi şirket yetkilisi ... ve ... arasında yapıldığı görüldüğü, taşınmazların belirlenen değerleri, ispatlanan ödemenin belirlenen değerin çok çok altında oluşu ve tarafların tasarruf tarihinden önce tanışık oldukları birlikte değerlendirildiğinde, İİK'nun 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleştiği İlk Derece Mahkemesince verilen red kararının yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, HMK.nun 353/1.b.2 gereğince düzeltilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde ,geriye doğru 2 yıllık sürenin geçtiğini, edimler arasında önemli oransızlık olmadığını, davalıların mal kaçırma amaçlarının olmadığını, salt önceden tanışık olmalarının satışın muvazaalı olduğunu göstermeyeceğini, üçüncü kişinin borcun tamamını ödemediği için müvekkilinin borçlarını ödeyemediğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, borçlunun ihale ile aldığı taşınazları 3 gün sonra ihale bedeline yakın fiyatla sattığını, edimler arasında oransızlık olmadığını, davacı ile borçlu arasında alacak ilişkisi olsa dahi miktarın takip konusu alacak kadar olmadığını, senedin sonradan bu satışı iptal amacı ile düzenlendiğini, borçlunun ihaleden 11 parça taşınmaz satın aldığı halde davacının sadece müvekkilinin aldığı taşınmazlar için bu davayı açtığını, satış için aracı ile muhatap olunduğunu, borçlu ile satış günü görüşüldüğünü, kira sözleşmesinin borçlunun teşvik alması için onun talebi ile geriye doğru düzenlendiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/11402, K. 2025/2220, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama