KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/1240 E., 2025/15791 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/531 E. 2023/785 K.
Karar Metni
1.209 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işleteni olduğu ve kendilerine sigortalı olan araç sürücüsünün 09.06.2004 tarihinde dava dışı ...'a kasten çarptığı ve yaralanmasına neden olduğunu, ...'ın maluliyeti nedeni ile yapılan aktüer hesaplama ile zararının 90.333,15 TL olarak belirlendiği ancak poliçe limitinin 40.000,00 TL olduğunu ve bu miktarın 12.11.2012 tarihinde ödendiğini, söz konusu kasti eylem nedeni ile ödenen miktarı davalıdan rücu edebileceklerini beyanla 40.000,00 TL'nin 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kişide maluliyet oluştuğuna dair iddianın gerçek dışı olduğunu, söz konusu araç ile ilgili çarpma olayına dair ceza kararında delil olmadığını, davacının dava dışı kişiye yaptığı ödemenin haksız ve yersiz olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte iddialar kabul edilse dahi aracın davalının bilgi ve onayı dahilinde kullanılmadığını, işleten sıfatları olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2014/1060 Esas, 2014/262 Karar sayılı kararıyla; davacının, dava dışı ...'a 09.06.2004 tarihli kaza nedeni ile 40.000,00 TL tazminat ödemesi yaptığı, söz konusu kazanın kasten işlendiğini beyan ederek ödenen miktarın nücuen tahsilini talep ettiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından verilen 19.08.2009 tarihli raporda ...'ın araz bırakmadan iyileştiğinin belirtildiği, olayın trafik kazası olmayıp kasten yaralama suçunu oluşturduğu, davacının davalıdan rücu hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2015/87 Esas, 2017/6095 Karar sayılı ilamıyla; onama kararı verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2015/87 Esas, 2017/6095 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.12.2018 tarihli ve 2017/4947 Esas, 2018/11772 Karar sayılı ilamıyla; "
1-Taraflar arasındaki zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın reddine dair verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, her ne kadar Dairenin 30.05.2017 gün ve 2015/87-2017/6095 sayılı kararı ile temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına karar verilmiş ise de; aşağıda ayrıntıları belirtildiği üzere davacı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülerek, Dairemizin 30.05.2017 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilerek, dosyanın yeniden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
2-Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ... Mühendislik Taah. İnş. Kimya San. ve Tic.
A.Ş.'nin sigortalısı ve işleteni olduğu aracın davacı şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, 09/06/2004 tarihinde sürücü ...'un bu vasıta ile ... adlı Şahsa kasten çarparak yaralanmasına sebep olduğunu ve kendilerine yapılan başvuru üzerine poliçe limiti olan 40.000,00 TL'nin ...'a 12.11.2012 tarihinde ödendiğini belirterek Trafik Sigortası Genel Şartları B-4a maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu 85/son fıkrası hükümlerine göre 40.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren davalıdan ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş,
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda olayın trafik kazası olmayıp, kasten yaralama suçunu oluşturduğu, bu nedenle davacının davalıdan rücu hakkının bulunmadığı anlaşıldığından; davanın reddine karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesine göre; işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4-a maddesine göre "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise," rücu edilebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/388 E. 2011/322 K. sayılı dosyasının incelenmesinde, ...'ın katılan, ...'un sanık olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık ...'un katılana davalının işleteni, davacı ... şirketinin trafik sigortacısı olduğu araç ile kasten çarparak yaralama suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeden 17/10/2011 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Ceza dosyasında, sürücü Mehmet'in davalının işleteni olduğu araç ile ...'a kasten çarparak yaraladığı sübut bulmuştur.
Mahkemece; olayın trafik kazası olmayıp, kasten yaralama suçunu oluşturduğu, bu nedenle davacı ... şirketinin davalıdan rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesinde sayılan mücbir sebep, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamış, aracın işletilme halinde olması,
zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı şeklinde sorumluluk için aranan şartların mevcut olduğuna, araç sürücüsünün kasıtlı eyleminin teminat dışı hallerde düzenlenmeyip, rücuya tabi hallerde düzenlenmiş olmasına göre;söz konusu kaza nedeniyle davacı ... şirketi tarafından yapılan ödemenin rücuya tabi olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı üzerine yargılamaya devam edildiği, dava dışı şahsın maluliyetinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu ve ..
Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine müzekkere yazıldığı ancak dava dışı şahsın hazır olmaması nedeni ile rapor tanzim edilemediği, %42 maluliyet oranı veren .. a Hastanesi tarafından düzenlenen raporda hangi yönetmelik hükümlerinin uygulandığının belirtilmediği, ayrıca klinik teşhislerde kaza ile illiyeti olmayan mental gerilik gibi durumların dikkate alındığı,
raporun kazadan 8 yıl sonra hazırlanmış olması nedeni ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun verdiği rapora itibar edildiği ve 3 aylık geçici iş göremezlik zararı nedeni ile hesap raporu alındığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 1.050,45 TL'nin 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline , fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı kişinin polis marifeti ile hastaneye götürülmesi gerekirken Adli Tıp Kurumu raporu ile karar verildiği, sürekli iş göremezliğe mahal olmadığının belirtildiği, çelişkinin giderilmediği gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapmadığı, ödeme yapılmayan bir alacak için karar verildiği gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan araç sürücüsünün kasten dava dışı kişiyi 06.04.2009 tarihinde çarparak yaralaması sebebiyle ödenen tazminatın rücuen tahsili talebine ilişkindir
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile dava dışı kişinin araz bırakmadan iyileşmiş olduğuna göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1240, K. 2025/15791, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama