KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/12510 E., 2024/12263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/1127 Değişik İş - 2024/1125 Karar
Karar Metni
1.587 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan araç ile davacı motorsiklet sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve % 5 oranında malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslahla talebini yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davalı şirkete usul ve yasaya uygun şekilde başvuru yapılmamış olması sebebiyle başvurunun dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, başvuru sahibinin kaza sırasında "kask, koruyucu malzeme ve teçhizat kullanmaması" ve "sürücü belgesi bulunmadan araç kullanması'' sebebiyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini ve başvuran lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/623 soruşturma nolu dosyasında tarafların uzlaşması sebebi ile Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair karar verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasında; "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır" hükmü ile açıkça uzlaşma halinde tazminat davası açılamayacağının düzenlendiği, bu nedenle tarafların uzlaşması sebebi ile başvuru sahibinin davalı ... şirketinden tazminat talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti'ni 30.12.2021 tarih ve İHK-2021/45054 sayılı kararı ile; davacının sigortalı araç sürücüsü ile uzlaşmaya vardığı, uzlaşmada mutlaka bir edimin kararlaştırılmasının veya yerine getirilmesinin gerekmediği, sürücünün, işletenin borçtan kurtulması nedeniyle, onun zorunlu trafik sigortacısı olan davalı şirketin de borçtan kurtulduğu,
davacının kazada yaralanması nedeniyle uzlaşma tutanağının düzenlediği tarihte, trafik kazasına bağlı yaraları bulunan davacının, tazminat talebini gerektirecek boyutta bir maluliyet oranının çıkabileceğinin bilindiği, buna rağmen şikayetçi olunmayıp, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasına uygun olarak uzlaşmanın sağlanmış olmasına göre davalı şirkete de tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.05.2023 tarihli ve 2022/2248 Esas, 2023/6988 Karar sayılı ilamıyla; ''...Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/623 sayılı soruşturma dosyasında, savcılık tarafından, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulmuş, kazadaki yaralanma nedeniyle uzlaşma teklif formuna davacının babasının uzlaşmak istediklerini beyan ettiği ve imzaladığı anlaşılmıştır.
Söz konusu teklif formunun (D) bendinin (5) nolu alt bendinde; ''Uzlaştırmacı taraflara uzlaştırma süreciyle ilgili ayrıntılı bilgilendirme yapar, hak ve yükümlülüklerini anlatır ve tarafların uzlaştırmaya ilişkin sorularını cevaplandırır.'' ve (16) nolu alt bendinde; ''Uzlaşmanın sağlanması halinde mağdur, soruşturma/kovuşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açamaz, açılmış bir dava varsa feragat etmiş sayılır.'' şeklinde bilgilendirme yer aldığı, davacının kaza tarihinde yaşının küçük olması nedeniyle davacı yerine kanuni temsilcisi olarak babası ...'un uzlaştırma teklifini kabul etmek suretiyle uzlaşma formunun altını imzaladığı,
Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/623 sayılı soruşturma dosyasında uzlaşma nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesinin (4) nolu bendinde; "...Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcisine yapılır.", aynı maddenin (5) nolu bendinde '' Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.'' ve (17) nolu bendinde "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.",
yine aynı maddenin (19) nolu bendinde ise "...Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup, buna göre usulüne uygun uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Dosyaya sunulan ve 17.08.2018 tarihli ''Uzlaşma Raporu'' başlıklı belgede tarafların karşılıklı olarak uzlaştıkları belirtilmiş, tutanak davacı küçük ...'a velayeten baba ... tarafından imzalanmış, söz konusu ''Uzlaşma Raporu'' başlıklı belge, ''2018/623 nolu soruşturma dosyası tarafıma intikal etmiş olup taraflarla 17.08.2018 tarihinde görüşme sağlanmış olup karşılıklı olarak anlaşmışlar, ...'un kanuni varisi ... olarak dosyaya istinaden karşılıklı olarak uzlaşmıştır'' şeklinde düzenlenmiş olup 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesinin (5) nolu bendinde '' Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde,
kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.'' şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaşmanın hukuki sonuçlarının açıkça anlatılıp buna ilişkin olarak davacının kanuni temsilcilerinin onayı alınmadan ''Uzlaşma Raporu'' başlıklı belgenin imzalandığı anlaşılmıştır. Şu durumda.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesinin (5) nolu bendi uyarınca uzlaşma teklifinde bulunulması halinde kişiye uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçlarının anlatıldığına dair 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 342 inci maddesi gereğince, evlilik birliği devam eden anne ve babanın çocuklarını birlikte temsile yetkili olup, temsil yetkisini beraber kullanabileceklerinden, yaşı küçük mağdurun (davacının) kanuni temsilcileri olan anne ve babasının birlikte onayı alınmadan hazırlanan ''Uzlaşma Raporu'' başlıklı belgeye itibar edildiği,
bu haliyle uzlaşma sürecinin yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca usulüne uygun olarak yürütülmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle, uzlaşmanın usul ve yasaya uygun olmaması nedeniyle İtiraz Hakem Heyetince işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. '' gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucunda,13.06.2024 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranının % 5 olarak belirlendiği, İTÜ öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,
TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusur oranı esas alınarak tazminat tutarının 674.162,64 TL olarak belirlendiği, davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapıldığında tazminat tutarının 539.330,11 TL olduğu,
davalı ... şirketinin sorumluluğunun ise poliçe limiti ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile 360.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 05.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirkete usul ve yasaya uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, tarafların kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda askerlik süresinin gözetilmediğini,
geçici iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davalı ... şirketinin temerrütü söz konusu olmadığından başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle, davacı tarafından davalı ... şirketine usul ve yasaya uygun başvuru yapılmış olmasına, davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde belirleyen uzman heyet raporunun karara esas alınmasında isabetsizlik görülmemesine,
tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına ve söz konusu raporda askerlik hizmet süresinin dikkate alınmış olmasına, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri talebi olmadığı ve bu yönde hüküm tesis edilmediğinin anlaşılmasına,
temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak;
5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/12510, K. 2024/12263, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama