KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/1289 E., 2024/2635 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/316 E., 2021/415 K.
- Sayısı
- İHK- 2021/12126
- Dava tarihi
- 18.09.2020
- Hüküm/karar
- Davalının İtirazının Reddine / Davanın Kabulüne
- Sayısı
- K-2021/13837
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 04.09.2018 tarihinde davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 314.479,31 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, ödeme yapıldığını, sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesi, dosyadaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne, toplam 314.479,31 TL tazminatın 30.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlulık Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı ücreti talebine ilişkindir.
Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağında, davacının kaldırımda yürürken davalıya sigortalı araç ile dava dışı aracın karıştığı trafik kazasında araçların savrulması sonucu davacıya çarptığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince kusur raporu alınmadan davalının %100 kusurlu olduğunun kabulü ile tazminat hesaplaması yapıldığı anlaşılmıştır.
O halde İtiraz Hakem Heyetince, dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve beyanlardan davacının işyerinin önündeki kaldırıma çıktığı bu esnada kazanın gerçekleştiği ve davacının yaralandığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1289, K. 2024/2635, 11 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama