İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/1568 K.2024/6781

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine…

Esas2024/1568Karar2024/6781Tarih1 Temmuz 2024Okuma12 dk · 2.414 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2024/1568 E., 2024/6781 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Temmuz 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/4261 E., 2023/3820 K.
Dava tarihi
27.09.2012
Hüküm/karar
Davanın Kısmen Kabulü / Başvurunun Esastan Reddi
İlk derece mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2012/339 E., 2023/178 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.414 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde.

23.02.2012 tarihinde davacı ...’nın davalıya ait spor salonunda hiçbir güvenlik önlemi olmayan tırmanma duvarından düşerek ağır şekilde yaralandığını, spor salonunda bulunması zorunlu olan sağlık ekibinin ilk müdahale için gelmediğini, tırmanma duvarının uygunluğunun Dağcılık Federasyonu tarafından denetlenmediğini, tırmanma duvarının uygunluğunun, duvar üzerinde bulunan malzemelerin ve güvenlik tedbirlerinin Dünya Spor Tırmanış Federasyonu'nun belirlediği koşulları taşıması gerektiğini, emniyet kemeri ve kaskın bulunmadığını, tırmanma esnasında davacının başında sertifikalı bir antrenörün bulunmadığını,

gerekli uyarıları ihtiva eden levha ve uyarı bantlarının tırmanma duvarının üzerinde asılmadığını, duvarın altında standartlara uygun minderin bulunmadığını, davalı tarafından hiçbir koruyucu tedbirin alınmadığını, söz konusu spor salonunun Gençlik ve Spor Bakanlığı'ndan alınmış bir ruhsatı bulunmadığını, Spor İl Müdürlüğü'nün 12.04.2012 tarihli yazısında, anılan spor tesisinin 24.01.2012 tarihinde ruhsatsızlık gerekçesi ile kapatılmasına karar verildiğini, davaya konu kazanın söz konusu kapatma kararından bir ay sonra gerçekleştiği dikkate alındığında, karara uyulup tesis kapatılsaydı kazanın meydana gelmeyeceğini,

davalının kusurlu olduğunu, davacı ...’nın kazada ağır yaralanarak malul kaldığını, davacı anne ve babanın oğullarının yaralanması sebebiyle tedavi masrafı yaptıklarını, yine oğullarının bakımını üstlenmeleri nedeniyle kendi işlerinin aksadığını, bu nedenle iş kaybına uğradıklarını, davacıların söz konusu olay nedeniyle manevi zarara da uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak davacılardan ... için şimdilik 1.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı, ... için şimdilik 1.000,00 TL hastane masrafı,

... için şimdilik 1.000,00 TL bakıcılık ve iş kaybı tazminatı ile davacılardan ... için 500.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile davacılardan ... ve ... adına bakım giderleri için 5.885,04 TL, tedavi giderleri için 11.524,16 TL, ... için.

894.331,83 TL maddi tazminatın (iş gücü kaybı) kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet yönünden itirazları olduğunu, müvekkili şirkete ait spor tesisinden, kayıtlı üyelerin üye giriş kartı ile elektronik sistemle çalışan turnikelerden geçerek faydalandıklarını, kazaya uğrayan davacı ...'nın üyeliğinin 21.12.2011 tarihinde bittiğini, ...'nın tesise ablası ...'ya ait üye giriş kartı ile kaçak olarak girdiğini, bu hususun kamera kayıtları ile sabit olduğunu, ...'nın yetkililerden yardım istemeden tek başına tesisin tırmanma duvarına tırmanarak yaralandığını, tırmanma duvarının kullanımı sırasında tesis çalışanlarına bilgi verilmesi halinde minderlerin arttırılması,

masa tenisi masasının kaldırılması ve gerekli teçhizatın kişiye verilmesi sonucu tırmanma sporunun yapıldığını, ancak davacı ...'nın hiçbir yetkiliye haber vermeden ve belirtilen önlemler alınmadan tırmanış yaptığını, davacının kendi kusuru ile kazanın meydana gelmesine ve yaralanmasına sebep olduğunu, tırmanma duvarının faaliyete geçtiği tarihte Dağcılık Federasyonu'ndan her hangi bir izin alınmasının söz konusu olmadığını, tırmanma duvarının Dağcılık Federasyonu'nun önerdiği firmalardan birisine standartlara uygun olarak yaptırıldığını,

tesisin kapatılmasına ilişkin müvekkili şirkete her hangi bir tebligatın yapılmamış olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacılardan ...'nın spor salonunda meydana gelen olay nedeniyle yaralandığı anlaşılmaktadır. Meydana gelen olay ile ilgili yapılan Ceza yargılamasında, dava dışı mesul müdür hakkında İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu ve kararın kesinleşmiş olduğu görüldü.

Asliye Ceza Mahkemesi'nin söz konusu dosyasında alınan raporlarda davalı spor salonu müdürünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olduğu, ancak ... nın kusurunun ağır bastığı yönünde raporlar tanzim edilmiştir. Mahkememizce yüzdelik olarak kusur tespiti için alınan raporlarda ise, iki raporda da yüzde 80 oranında davalı şirketin %20 oranında davacının kusurunun olduğu yönünde rapor düzenlenmiş olduğu görülmüştür.

Tüm bu hususlar nazara alındığında, davalı spor salonunun gerekli emniyet önlemlerini almadığı, bu önlemlerin kişilerin taleplerinden bağımsız olarak spor salonunca alınması gerektiği, ancak işletmenin tırmanış gibi işin doğası gereği risk içeren bir spor dalı için gerekli güvenlik önlemleri ve ekipmanlarını temin etmediği için% 80 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'nın ise emniyet kemeri takmamasından dolayı % 20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla mahkememiz dosyasında alınan her iki raporda benzer değerlendirmeleri içerdiğinden bu raporlara iştirak edilmiştir.

Maluliyet oranının tespiti hususunda ise, ceza dosyasına alınan ATK raporunda davacı ...'nın %30,2 oranında maluliyetinin olduğu yönünde rapor düzenlenmiştir. Söz konusu raporlar Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne ekli cetveller üzerinde yapılmış olup, usul ve yasaya uygun olarak yapılmış oran doğrultusunda dosya aktüerya bilirkişiye gönderilmiştir.

Aktüerya bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaların güncel hesaplama kriterlerine uygun olarak yapıldığı, kusur ve maluliyet oranları baz alınarak raporun düzenlendiği dikkate alınarak 894.331,83 TL maddi tazminat açısından davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Tedavi masraflarına ilişkin olarak ise, 14.405,20 TL tedavi masrafının söz konusu olduğu bu tutarın %80 i açısından davalının sorumlu olduğu, maddi tazminat açısından ise, 7.356,30 tl kaza nedeniyle ailenin bakım masrafı olduğu ve bu tutardan da davalının kusur oranında sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Davacıların söz konusu olay nedeni ile manevi tazminat talebi yönünden ise tazminatın yaşanan manevi sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletmek amacı taşıması, bir zenginleşme aracı olarak değerlendirilemeyeceği ve dosya içerisindeki sosyal ve ekonomik araştırma raporları ile olayın meydana geliş şekli, tarafların kusurları, kazaya uğrayan ...'nın yaşı ve kaza sonrasında kendi hayatını olumsuz yönde etkileyen kalıcı sağlık sorunlarının husule gelmesi nazara alındığında, bu durumun davacılar açısından yoğun elem,

keder ve ızdıraba düçar olacak nitelik kesbetmesi nazara alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 5.884,96 TL maddi tazminat (bakım masrafı) ile 11.524,16 TL tedavi masrafının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ... ve ...'ya verilmesine, 894.331,83 TL'nin (işgücü kaybı tazminatı) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine,

20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın ... ve ... tarafından kendi adlarına asaleten, ... adına velayeten açıldığını, ...’nın taraf sıfatı olmadığını, ... adına hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, raporlara karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı ...’nın kusurlu davranışı nedeniyle davaya konu kazanın meydana geldiğini, davalının kusuru olmadığını, dava konusu kaza nedeniyle yapılan ceza yargılaması kapsamında alınan 23.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacı ...’nın kazanın oluşmasında ağır kusurunun bulunduğunun tespit edildiğini,

söz konusu raporun mahkemece değerlendirilmediğini, ceza davasında sanıkların beraat ettiğini, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunda iyileşme süresinin kesin olarak belirlenmediğini, maluliyet oranının tespitinde davacı ...’nın mesleğinin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporuna karşı itiraz ettiklerini, mahkemece Adli Tıp Genel Kurulu’ndan yeni bir rapor alınmasına ilişkin taleplerinin reddedildiğini, bakıcı gideri zararına ilişkin hesaplamanın herhangi bir belgeye dayanmadan varsayım üzerinden yapıldığını, davacı ...’nın oğlunun bakımı ile ilgilendiğini,

davacı yanca bakıcı gideri yapıldığı iddiasının hukuki dayanağı olmadığını, davacı ...’nın tedavisinin bakıcı gideri yapılmasını gerektirip gerektirmeyeceğinin tespit edilmediğini, davacı ...’nın oğlunun bakımı nedeniyle eczanesinden 24 saat ayrı kalıp kalmadığı, işbu yönde bildirimde bulunup bulunmadığı, kaldı ise kaç gün ayrı kaldığı, ayrılış müddetinin 15 günü geçip geçmediği,

ayrı kaldığı süre zarfında eczanenin kapanıp kapanmadığına yönelik herhangi bir tespitin yapılmadığını, bu nedenle bakıcı gideri zararı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ...’nın gelir kaybı olmadan bir de bakıcı masrafı adı altında lehine maddi tazminata hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşme kapsamında olduğunu, bakıcı tutulduğuna dair herhangi bir faturanın dosyada bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinde belirtilen tedavi ve paramedikal giderler toplamı hususundaki itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan paramedikal fatura tarihlerinin davanın açıldığı tarihten sonrasına ait olduğunu,

bu faturaların tazminat hesabına dahil edilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporlarının dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ...'nın davalıya ait spor salonunda tırmanış duvarına tırmanması esnasında yere düşüp yaralanarak malul kalması sebebiyle talep edilen iş gücü kaybı tazminatı, tedavi ve bakım masrafları ile manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, aynı Kanunun 266 ıncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 54, 56 ve 74 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.

Somut olayda davacılardan davacı ... ve ... için 5.884,96 TL bakım masrafı ile 11.524,16 TL tedavi masrafı olmak üzere toplam 17.409,12 TL maddi tazminata hükmedilmiş olup, anılan davacılardan her biri için hükmedilen maddi tazminatın ayrı ayrı 8.704,56 TL olduğu anlaşılmıştır.

Bununla birlikte davacılardan ... ve ...'nın her biri için 20.000,00 TL de manevi tazminata hükmedilmiştir.

Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar davacılardan ... için 28.704,56 TL ve ... için 28.704,56 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacılardan ... ile ...'nın kendi adlarına asaleten çocukları ... adına velayeten eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında reşit olan ...’nın davacılar vekiline asaleten verdiği vekaletnamenin dosyaya sunulduğu, davacı ... adına hüküm tesisinde isabetsizlik bulunmadığı,

hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 22.12.2016 tarihli raporunda davacı ...'nın mesleği de dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin isabetli şekilde tespit edildiği, bakım ve tedavi giderlerinin davacılardan ... ve ... lehine hükmedildiği, anılan davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup, haklarında hükmedilen tazminat miktarının kesinlik sınırının altında kaldığı,

bu nedenle davalı vekilinin bakım ve tedavi giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi imkanı bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 266 ncı ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği belirtilmiştir.

Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince alınan 08.12.2017 tarihli raporda davalı şirketin spor salonundan sorumlu müdürünün kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında, davacı ...'nın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, tarafların rapora karşı itirazı üzerine üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 07.05.2018 havale tarihli ek raporda ise davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında, davacı ...'nın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, ilk derece mahkemesince söz konusu ek kusur raporunun benimsendiği, davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davacı ... lehine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.

Davaya konu kazaya ilişkin ceza yargılaması sırasında ceza mahkemesince alınan 23.06.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda davacı ...'nın üyeliği bulunmadığı bir spor kulübüne başkasının üyelik kimliğini kullanarak girdiği, eğitimini almadığı bir konuda spor yapmaya kalkıştığı, bu konuda yardım talebinde bulunmadığı, tüm kararları kendi inisiyatifi ile aldığı anlaşıldığından kazanın meydana gelmesinde etkinliğinin ağır bastığı, dava dışı sanık davalı şirketin spor salonundan sorumlu müdürün ise kulübün idarecisi ve yönetici müdürü olarak görev yaptığı işyerinde kulübe giriş çıkışları yeterince kontrol ve denetim altına almamış olduğu,

gerekli iş disiplinini sağlamamış olduğu, güvenliğin sağlanması hususunda spor yapılan çevreye gerekli uyarı levhaları ve talimatları asmamış olduğu gerekçesiyle kazanın oluşumunda kısmen etkili olduğu, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri sanıkların ise kazada herhangi bir etkinliklerinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, ceza mahkemesince söz konusu raporun benimsenmesi suretiyle sanık işletme müdürünün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 07.05.2018 havale tarihli kusur bilirkişi ek raporunda ceza davası dosyasında alınan 23.06.2021 tarihli kusur bilirkişi raporu hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davalı vekilinin ceza davasında alınan kusur raporu değerlendirilmeksizin kusur oranının tespit edildiği yönündeki istinaf itirazının da Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmeksizin davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.

Şu durumda öncelikle davaya konu kaza ile ilgili olarak ceza dava dosyasının dosya arasına alınarak incelenmesi, daha sonra konusunda uzman bilirkişi heyetinden eldeki dosyada hükme esas alınan 07.05.2018 havale tarihli kusur bilirkişi raporu ile ceza davası kapsamında alınan 23.06.2021 tarihli kusur bilirkişi raporu arasındaki çelişkileri gideren, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp (davalının usuli kazanılmış hakları gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılardan ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

4. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1568, K. 2024/6781, 1 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1568
Karar No
2024/6781
Tarih
1 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1575 K.2024/7456
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1582 K.2024/2087
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/1588 K.2024/5702
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1591 K.2024/7672
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1599 K.2024/2088
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1604 K.2024/8129

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.