KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/2077 E., 2024/4613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2243 E.,2023/1886 K.
- Hüküm/karar
- Davacının İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/634 E., 2023/706 Karar
Karar Metni
1.341 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; Mahkemece kararda yazılı nedenlerden dolayı birleştirmeye dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sigortalısı ...’nın 28.08.2019 günü sürücü davalı ..., yönetimindeki ...'a ait aracı ile direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki araçlara çarpmak suretiyle ters bir şekilde düşerek çarpması sonucu yaralandığını, kaza sırasında ve halen Almanya'da yerleşik bulunan müvekkili sigortalısının, kazadan bir süre sonra yerleşik olduğu ülkeye döndüğünü, tedavisine orada devam edildiğini, tedavi ve hastane masrafları ile çalışamadığı günlere ilişkin tüm masrafların müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılanan tedavi gideri kalemlerinin;
tıbbi tedavi, ilaç ve bandaj bedelleri ve hastane masrafları ile diğer giderler olduğunu, toplam 50.453,07 Euro ödemesi gerçekleştirilen zararlara yönelik gider kalemleri ve hangi kaleme ilişkin ne kadar ödeme yapılmış olduğuna ilişkin açıklamanın sundukları belgelerde açıkça yer aldığını;
müvekkilinin Almanya’da faaliyet gösteren bir sosyal güvenlik kuruluşu olduğunu, 6111 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi ile 2918 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle, sigorta şirketleri tedavi giderlerinden sorumlu tutulmayıp, “tedavi giderlerinden sorumluluğu Sosyal Güvenlik Kurumu'nun üstleneceğine” ilişkin düzenlemenin bulunduğunu, 2. maddesinde de “kurumun sorumluluğunun kanunun yürürlük tarihinden önce vuku bulmuş kazalar için de geçerli olduğunun” belirtildiğini, kazada bedensel zararın oluştuğunu, oluşan bedensel zarar ve tedavisine ilişkin masrafların 50.453,07 Euro tutarında olduğunu,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 28.08.2019 tarihli kaza nedeniyle müvekkili şirketin sigortalısı için ödediği tedavi giderleri karşılığı olarak toplam 50.453,07 Euro'nun aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalı sürücü ve araç maliki bakımından müvekkilinin kendi sigortalısına son ödemeyi yaptığı 14.10.2019 tarihinden itibaren, SGK bakımından kendisine başvuru yapılan 28.03.2022 tarihinden 30 gün sonraya isabet eden 27.04.2022 tarihinden itibaren,
sigorta şirketleri bakımından ise SGK sorumluluğu dışında kalan tedavi giderleri ile diğer giderlerden doğan sorumluluklara ilişkin bölümün Türkiye Sigorta A.Ş.
(Güneş Sigorta A.Ş.) bakımından 30.03.2022 tarihinden itibaren (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla), Sompo Sigorta AŞ. bakımından 04.07.2022 tarihinden itibaren (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla) 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre efektif satış kuru üzerinden işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde.
Sağlık Bakanlığı’nın 2009/3 sayılı Genelgesinde “tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının trafik kazası sonucu yaralananlara sunulan tedavi bedellerini kusurları oranında ilgili sigorta şirketlerine, kazada kişi kusuru varsa kusuru oranında kişinin SGK’ya SUT fiyatları ile faturalandırmaya dikkat etmeleri gerektiğinin” belirtilerek bu konuda uyulması gereken kurallara yönelik açıklamaların ve uyulmama halinde uygulanacak yaptırımların belirtildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarar görene dolayısıyla davacı ... şirketine karşı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını,
mahkemece sorumluluk olduğu kanaatine varılırsa belgesiz tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının yaralanmasının mahiyetine göre yapılması kaçınılmaz olan begeli/belgesiz tedavi giderlerinin uzman doktor bilirkişi marifetiyle belirlenmesinin gerektiğini, müvekkilinin SUT hükümleri kapsamında usulüne uygun olarak ödeme yaptığını, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde.
Güneş Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi’nde yer alan ihtiyari mali mesuliyet sigortası (İMMS) teminatı kapsamında müvekkilinin sorumluluğunun başlangıç noktasının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) limitinin üzerinde kalan kısmı, bitiş noktasının ise poliçede gösterilen azami limit olan 60.000,00 TL olduğunu, 6111 sayılı Kanunun 59. maddesiyle 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesinin değiştirildiğini ve sigorta şirketleri ile Güvence Hesabı’nın bu teminat kapsamındaki yükümlülüklerinin sona erdirildiğini,
davacı tarafın rücuen tazminini istediği 50.453,07 Euro’nun tamamının belgeli (faturalı) tedavi giderlerine ilişkin olması nedeniyle tümünden 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca SGK’nın sorumlu olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesini, sigortalı aracın kullanım amacı hususi olduğundan davacının yasal faiz oranını aşan isteğinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin söz konusu kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkili sürücü ...’ın kaza anında geçirdiği tansiyon atağı problemi sonucunda bu kazanın oluştuğunu, rücu şartlarının gerçekleşmediğini, diğer rücu şartları bakımından müvekkillerinin herhangi bir kasti davranışının veya ağır kusurunun bulunmadığını, ... için hatır taşımasının söz konusu olduğunu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ...’nın kaza günü Almanya’dan gelmesi sebebiyle müvekkilleri tarafından iyi niyetli olarak havaalanına gidildiğini ve ...’nın havaalanından alındığını,
müvekkillerinin burada ...’dan hiçbir maddi veya manevi beklentilerinin bulunmadığını, kazazede ...’nın ve davacı şirketin kazazede Türkiye’de tedavi görebilecek iken kendi insiyatifleriyle Almanya’da tedavi görülmesini tercih ettiklerini, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla ...’nın Almanya’daki tedavi bedellerinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, ...’nın tamamen kendi insiyatifiyle kemer takmaması sebebiyle kazazedenin kendi durumunu ağırlaştırdığını, bu nedenle kazazedenin kusuru oranında tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, kazazedeye tahsis edilen ambulans uçağın gerekli veya zorunlu olmadığını,
zira kazazedenin kendi isteğiyle Almanya’ya gittiğini, bu nedenle de ambulans uçağın zorunlu tedavi giderleri arasında değerlendirmesinin mümkün olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... tarafından aynı kaza sebebiyle sürekli sakatlık, geçici iş göremezlik ve geçici bakım gideri tazminatı isteğiyle Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2020/277 Esas sayılı davanın açıldığını, derdest olduğunu, aynı istekler açısından poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğundan mükerrer şekilde sorumluluğa hükmedilmesinin önüne geçmek adına davaların birleştirilmesinin gerektiğini, davanın haksız fiilden doğan zarara ilişkin olduğunu, müvekkilinin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere tedavi giderlerinin,
geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ile diğer tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan SGK tarafından karşılanmasının gerektiğini, bu giderlerden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 6111 sayılı Kanun gereğince bu giderler bakımından da müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, müvekkiline dava öncesinde yapılan başvurunun usulsüz olduğunu, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması, faizin de yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;''...Aradaki fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle mahkememizin 2022/634 Esas sayılı davası ile Keşan 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2020/277 Esas sayılı davasının HMK'nın 166/2 maddesi gereğince birleştirilmesine, Yargılamaya Keşan 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2020/277 Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; eldeki dava ile Keşan Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinin 2020/277 Esas sayılı dosyasında görülen davanın 28.08.2019 tarihinde meydana gelen aynı kazaya ilişkin olduğu, Keşan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında davacı ..., davalılarının Türkiye Sigorta A.Ş. ve Sompo Sigorta A.Ş.olduğu,
kaza nedeniyle davacının geçici ve kalıcı beden gücü kaybına uğradığı ileri sürülerek çalışma gücü kaybı, her türlü tedavi gideri (ameliyat, refakatçi, tedaviye geliş gidişler, özel yatak, tekerlekli sandalye, yol, özel araçlar ve yeme-içme, tedaviye katılım payları), kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları karşılayacak şekilde maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunulduğu, davanın 25.11.2020 tarihinde açılmış olduğu;
eldeki davada ise davacı kurum tarafından sigortalısı ...'nın karşılanan tedavi gideri kalemlerinin, tıbbi tedavi, ilaç ve bandaj bedelleri ve hastane masrafları ile yapılan diğer giderler olmak üzere toplam 50.453,07 Euronun rücuen tahsilinin talep edildiği, eldeki davanın 21.07.2022 tarihinde açıldığı;
her iki davada kazanın oluş şekli, kusur durumu ile sigortalının yaralanması nedeniyle yapılan tedavi giderleri ve davalı tarafların tazminat sorumluluğunu tespite yarar delillerin birlikte toplanarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı, diğer taraftan her iki davada da Türkiye Sigorta A.Ş.’nin ve Sompo Sigorta A.Ş.’nin davalı sıfatıyla yer aldıkları, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun akdi ilişkiye dayandığı ve sigorta teminat limitleri ile sınırlı olduğu,
poliçe teminatı kapsamında sorumlu oldukları miktarın belirlenmesi ve mükerrer tahsilata sebebiyet verilmemesi bakımından sağlıklı bir sonuca gidilebilmesi ve usul ekonomisi nedeni ile her iki davanın birleştirilerek görülmesinde yarar bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2077, K. 2024/4613, 13 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama