İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/2185 K.2024/6801

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2024/2185Karar2024/6801Tarih2 Temmuz 2024Okuma10 dk · 1.928 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2024/2185 E., 2024/6801 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Temmuz 2024
İncelenen kararın mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.928 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı ... vekili Av. ... geldi. Diğer davalı ile davacı adlarına gelen olmadı. Davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.07.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 18.10.2019 tarihinde davalı ...'e devrettiğini belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... cevap dilekçesinde; müvekkilinin, tasarrufun iptali talep edilen ....

Mah. Turgut Mevkii 155 ada 7 parsel nolu taşınmazın sahibi olmadığını, bu nedenle davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, Beylikli Mahallesi 1870 parsel nolu taşınmaz kaydında Anadolu Bankası Salihli Şubesi lehine ipotek bulunduğunu, bu borcu ödeyemediğini, taşınmazı satın almayı kabul eden diğer davalı ...'in Anadolu Bankası ...Şubesine olan borçlarını kabul ederek davaya konu taşınmazı ipotekli olarak satın aldığını, 18.10.2019 tarihinde 42.000.TL'ye davalı ...'e ipotekli olarak sattığını, diğer davalı ...'in satış işleminden sonra,

Anadolu Bankası Salihli Şubesine olan borçlarını ödediğini, ...'in ipotek karşılığı müvekkiline ait borçlar karşılığı 307.000,00-TL para ödediğini, davacıdan ya da diğer alacaklılarından mal kaçırması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle; davacının iddialarının zaman aşımına uğradığını davalı ...'in, Anadolu Bankası Salihli Şubesi’nden kredi çekip banka lehine ipotek tesis ettirdiğini, bankaya olan borcunu ödeyemeyince, ipotek alacaklısı Anadolu Bankası yetkililerinin davaya konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi girişiminde bulunmadan önce, ipoteğe konu taşınmazın haricen satışı girişiminde bulunduğunu ve müvekkilinin ipotek bedelini Anadolu Bankası’na ödediğini, müvekkilinin Beylikli Mahallesi’nde yaklaşık 50 yıldır çiftçilikle uğraştığını, şahsına ait çok sayıda taşınmazı olduğunu,

iddia edildiği şekilde müvekkili ile davalı ...’in akrabalık ilişkisi olmadığını, davacı alacaklı bankayı zarara uğratmaya yönelik bir kastı olmadığını, alacaklı Anadolu Bankası yetkililerinin taşınmaz maliki ...’i tapu dairesinde bizzat hazır bulundurup taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırıp taşınmazın müvekkiline devrini sağladıklarını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların yasal dayanağı bulunmadığını, belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, tarafların birbirlerini tanıdıkları yada akraba olduklarının ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, verilen kararın dosya kapsamıyla uyumlu olmadığını, taşınmazın satış bedelinin tasarruftan aylar sonra ödenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, resmi senette yer alan satış bedeli ile rayiç değer arasında mislini aşan farkın bulunduğunu, harç ve vekalet ücreti hesabının hatalı yapıldığını, tasarrufun iptali için gerekli yasal şartların oluştuğunu, davalılar arasındaki tasarrufun muvazaalı yapıldığını, haricen yaptıkları araştırmada davalıların akraba olduklarını tespit ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın haciz ve ipotek şerhleri ile birlikte satış bedeli ile rayiç değeri arasında mislini aşan fark bulunmuyor ise de satış bedelinin tasarruftan yaklaşık iki ay sonra ödenmiş olmasının, tarafların birbirlerinin beyanlarına itimat edecek seviyede birbirlerini tanıdıklarını ispatladığı,

davalıların aynı ilçenin aynı mahallesinde ikamet ettikleri gibi dosyaya sunulu nüfus kayıtlarında her iki davalının da Manisa ili, Salihli ilçesi, Beylikdüzü mahallesi 27 cilt numarasında kayıtlı oldukları, bu iki hususun da taraflar arasındaki tanışıklığı ispatladığı, davalılar tarafından sunulan cevap dilekçelerinde davalı ...'in, diğer davalının borçlarından haberdar olduğu hususunun belirtildiği görülmüş, bu haliyle iptali talep edilen tasarrufun gerçek bir taşınmaz satışı olmadığı anlaşılmıştır.

İİK'nin 280. maddesinde mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemi diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesine gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki tanışıklık ispatlandığından İİK'nin 280/1. maddesinde öngörülen koşulların oluştuğu görülmekle, davanın 1870 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.

Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, belirtilen eksikliklerin düzeltilmesinin yeniden yargılama gerektirmediği gözetilerek, HMK'nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçelerinde, davalılar arasında akrabalık olmadığını, ipotek kaldırılmasaydı Anadolu Bank'ın ipoteği nedeni ile taşınmazın satılacağını, dava dayanağı takip dosyalarındaki borcun kapatıldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 280/1 nci maddesi "Mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir." hükmünü yer verilmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere zarar verme kastı ile yapılan tasarrufların iptal edilebilmesi için borçlunun aciz halinde bulunması, alacaklarına zarar verme kastı ile hareket etmesi, 3. kişinin de yani borçlu ile işlemde bulunan kişinin de borçlunun içinde bulunduğu aciz halini ve bunun yanında alacaklarına zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

TMK'nın 6 ncı maddesi ve HMK'nın 190 ıncı maddesi uyarınca İİK'nun 280/1 inci maddesindeki unsurların yani tasarrufun iptali koşullarının gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir.

Somut olayda; tanıklar borçlunun mali durumunun herkes tarafından bilindiğini, davalı borçlunun aciz halinde bulunduğunu bildiği olayların olağan akışına göre kabul edilebilir bir durum ise de iptali istenen işlemle ne borçlunun alacaklarına zarar verme kastıyla hareket ettiği ne de davalı 3. kişinin davalının bu kastını bildiği halde işlemi gerçekleştirdiği söylenebilir.

Davalı 3. kişi, dava konusu taşınmazı miktarı taşınmaz değerine yakın olan ipotek borcunu davalı borçlunun ipotek alacaklısı dava dışı kişiye ödemek suretiyle edinmiştir. Dava konusu tasarruf olmasa da taşınmaz öncelikle ipotek borcunun kapatılması amacıyla satışa (cebri icraya) konu olacaktır.

Bu halde evvela ipotek alacaklısının tatmin edilmesi (alacağının karşılanması) gerekeceğinden davacı alacaklı dava konusu taşınmaz üzerinde veya satış bedeli üzerinde zaten herhangi bir hak talebinde bulunamayacaktır.

Nitekim Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre dava dışı kişilerin yapmış oldukları ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte cebri satış sonucunda ipotek borcunun kapatılması sonrası geriye herhangi bir bedel kalmadığında İİK'nın 280/1 inci maddesi koşulları oluşsa bile 3. kişinin herhangi bir sorumluluğuna gidilmemektedir.

Hal böyle olunca, dava konusu tasarrufla davalı borçlunun davacı alacaklının alacağına göre zaten önceliği bulunan ipotek borcunu kapatmayı amaçladığının, bu itibarla alacaklılarına zarar verme kastı ile hareket etmediğinin kabulü gerekmektedir. Aksi halin benimsenmesi taşınmaz bedelini ipotek borcunu kapatmak suretiyle ödeyen 3. kişilerin aynı bedeli bu kez de tasarrufun iptalini isteyen alacaklılara ödemesi gibi bir sonuca yol açar ki, bu da hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile hem de Anayasa ile koruma altına alınan mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelir.

Sonuç olarak, davacı alacaklı İcra ve İflas Kanunu’nun 280/1 inci maddesinde belirtilen ipta koşullarının gerçekleştiğini kanıtlayamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR

Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İcra ve İflas Kanununda, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabî tasarruflar 278, 279 ve 280 inci maddelerde üç grup altında düzenlenmiş ise de; bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmadığından hangi tasarrufların iptale tabî olduğu hususunun tayini hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz hâlinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. Bu özellikten ötürü dava dilekçesinde İİK'nın 278, 279, 280 inci maddelerinden hangisine dayanılarak iptal istendiğinin belirtilmesi de zorunlu değildir.

Hatta bu maddelerden biri gösterilmemiş olsa bile mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine dayanarak iptal kararı verebilir. Daha açık bir anlatımla 278, 279 ve 280 inci maddelerde üç grup altında düzenlenen iptale tabî tasarrufların tayini bakımından, hâkimin, Kanun ile belirlenen bu ilkeler ile sınırlı olarak serbest takdir ve tahkik yetkisi bulunmaktadır. (HGK 03.05.2023 tarih 2021/(17)4-204 Esas, 2023/415 Karar sayılı kararı)

Öte yandan, tasarrufun iptali davasının temel amaçlarından bir diğeri de, aciz halinde olan borçlunun, alacaklılarından biri veya birkaçı lehine olan borçlarını ödemek amacıyla, diğer borçluları aleyhine veya zararına yaptığı işlemlerinin önüne geçmektir. Zira yasal anlamda olması gereken, borçlunun aktif mal varlığının, yapılacak sıra cetveline göre tüm alacaklılara garameten paylaştırılmasıdır.

Aciz halindeki bir borçlu, alacaklılarından birine olan borcunu ödemek için, bir malını sattığı veya devrettiği takdirde, bu alacaklıdan daha önce hak sahibi olan bir başka alacaklısına zarar verdiği açıktır. Dolayısı ile bu şekilde gerçekleşen bir eylemle, borçlu ve borçludan malı satın alan üçüncü kişi, aynı maldan alacağının bir kısmını alabilme ihtimali olan diğer alacaklılarından mal kaçırmış olmaktadır.

İpotekli bir taşınmazda ise, önceliğin ipotek alacaklısına ait olduğu tartışmasızdır. Böyle bir taşınmaz hakkında açılan bir tasarrufun iptali davasında , o taşınmaz ipotekle yükümlü olarak paraya çevrilir, önce ipotek alacaklısı alacağını aldıktan sonra kalan kısım diğer alacaklılar arasında sıra cetveline göre dağıtılır. İİK'nun 114/1 inci maddesine göre malların paraya çevrilmesi kural olarak açık artırma yolu ile yapılır. İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte de, ipotekli şeyin açık artırma sureti ile (İİK'nun 150/g) yapılan ihalesi sonucunda elde edilen para önce ipotek alacaklısına ödenir, kalan var ise sıra cetveline göre diğer alacaklılara paylaştırılır.

Somut olayda dava konusu Manisa ili, Salihli ilçesi, Beylikli mahallesi 1870 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalı-asıl borçlu ... tarafından davalı-üçüncü kişi ...'e 18/10/2019 tarihli ve 18495 yevmiye sayılı senet ile 42.000,00 TL bedel karşılığında devredildiği, devir anında taşınmaz hissesi üzerinde toplam 310.000 TL ipotek kaydının bulunduğu, alınan 26/11/2021 havale tarihli bilirkişi raporu ile tasarruf tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 236.830,05 TL olduğu, ipotek bedelinin üçüncü kişi tarafından ödenerek kaldırıldığı, bu hali ile ivazlar arasında önemli bir oransızlık olmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında tasarrufun iptalini gerektirecek bir akrabalık bağının varlığı ispatlanmamıştır.

Ancak davalı borçlu ve üçüncü kişinin Manisa/Salihli Beylikli Mahallesi, Beylikli Sokak, aynı cilt numarasında kayıtlı olduğu, davalıların dinlettiği tanıkların dahi borçlunun mali durumunun üçüncü kişi ve köy halkı tarafından bilindiğini beyan ettiği görülmüştür. Bu halde İİK'nun 280/1 inci maddesinde ifadesini bulan, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun üçüncü kişi tarafından bilindiği sabit olmuştur.

Buna göre, borçlunun borçlularından haberdar olan üçüncü kişinin, borçlu ile eylem birliği içinde hareket ederek sadece ipotek borçlusunun borcunu ödemek sureti ile taşınmazın açık artırmada daha yüksek bir bedel ile satılarak diğer borçların da ödenme ihtimalini ortadan kaldıracak şekilde, diğer alacaklıların zararına hareket ettiğinin kabulü gerekir. İpotekli taşınmazların, sadece ipotek bedelini karşılayabileceği varsayımının kabul edilmesi halinde, ipotekli tüm taşınmaz mallar yönünden tasarrufun iptali davasının açılmaması, açılan davanın da hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Oysa böyle bir varsayım ne doktrinde, ne de Yargıtay uygulamalarında kabul görmüştür.

Bu nedenlerle, davanın kabulü yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden, sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2185, K. 2024/6801, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Karşı Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2185
Karar No
2024/6801
Tarih
2 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/2201 K.2024/3581
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/2201 K.2024/9174
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2210 K.2024/2524
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2212 K.2024/4520
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/2213 K.2024/5580
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/2214 K.2024/8147

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.