KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/2772 E., 2025/9458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/763-2023/791
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.12.2021 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) olmayan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 108.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 108.750,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebini 430.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ara kararla davacının sunduğu rapor ile davalının sunduğu medikal rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiği, davacı tarafın bilirkişi ücretini verilen kesin sürede yatırmadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dosyaya sunduğu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 14.09.2022 tarihli maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulü ile 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince usulüne uygun rapor alınmasına karar verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücretinin ödenmediğini, davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş olduğunu, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın 2023.E.301229 sayılı tahkim başvurusunda geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebinde bulunduğunu,
sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatının aynı teminat limiti içerisinde olduğunu, kaza tarihinde teminat limitinin 430.000,00 TL olup eldeki dosyada teminat limiti aşılarak karar verildiğini, davalının adli tıp raporu ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının çocuk olup anne ve babasının bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle kusurlu olduklarını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8-1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) olmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, ceza davasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 31.08.2022 tarihli rapora göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına, davacının yolcu olup kusurunun bulunmamasına, kaza tarihinde poliçe teminat limitinin sakatlanma ve tedavi için ayrı ayrı 430.000,00 TL olduğunun anlaşılmasına,
davalının adli tıp raporu ücretinden yargılama gideri kapsamında sorumlu olmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, temerrüt tarihinde hata olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.09.2022 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, anılan raporda davacının Sinir Sistemi-Epilepsi- Uygun ve yeterli tedavi altında- Nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar kapsamında %5 oranında maluliyetinin bulunduğunun belirlendiği, ancak söz konusu oranın davacının nörolojik muayenesi yapılmaksızın tespit edildiği,
bununla birlikte davacıda kaza nedeniyle meydana gelen hipertrofik skar ve keloid nedeniyle % 5 oranında maluliyetin tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzunda yer alan “Deri-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplaması şartı bulunduğu, anılan raporda ise bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin tespit edildiği,
raporun yukarıda açıklanan nedenlerle yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya davacının ikametine en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde Nöroloji uzmanı ve Cildiye/Plastik Cerrahi uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı Kanun'un 52 nci maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Davalı taraf, kazanın davacının emniyet kemerini takmadan yolculuk yaptığı esnada meydana geldiğini belirterek müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150 nci maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında, davacının kaza tarihinde 7 yaşında olduğu, dava dışı babasının sürücü konumunda olduğu, davacının babasının kolluk ifadesindeki beyanına göre davacı çocuğun kazanın gerçekleştiği sırada aracın arka koltuğunda bulunduğu, emniyet kemerinin takılı olmadığı, çarpmanın etkisiyle davacının başından yaralandığı, maluliyetinin de bu sebebe dayandığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150 inci maddesine göre olay tarihinde 7 yaşında olan davacının yaşı gereği seyahati sırasında çocuk bağlama sisteminin kullanılması; yönetmelikte belirtilen özel şartları taşımaması halinde ise emniyet kemeri takılı olacak şekilde aracın arka koltuğunda yolculuk yapması gerekirken bu düzenlemeye aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; davacının koruyucu tertibat olmaksızın seyahat etmesi ve bu durumun zararı artırıcı neden olduğunun anlaşılmasına göre davalı aleyhine hükmedilen tazminat miktarından %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması (bozma gereği usulünce tespit edilecek maluliyet oranı dahilinde yeniden hesaplanacak gerçek zarar üzerinden) gerekirken bu hususun gözetilmemesi isabetli görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2772, K. 2025/9458, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama