KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/2888 E., 2025/14101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/108 D.İş- 2024/108 K.
- Sayısı
- 2023/İHK-60725
- Sayısı
- K-2023/376491
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu motosiklete, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın çarpması ile 10.10.2021 tarihinde iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 108.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 108.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel artırım dilekçesiyle talebini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının, kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğini ispat etmesi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini,
davacının sürücü belgesinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin rapor ücretinden sorumlu olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gerektiğini, yasal faize karar verilebileceğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 66.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine.
İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına göre davalının buna yönelik itirazının reddine ve alınan kusur raporunun delil durumu itibariyle oluşa uygun olmasına göre ve davacı lehine maktu vekalet ücretinin altında kalmamak ve kabul miktarını aşmamak üzere nispi hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden buna
yönelik itirazın kabulüne ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm bölümünde yer alan 3 numaralı maddesindeki 66.200,00 TL ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine geçmek üzere 17.900,00 TL yazılarak kararın düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkili lehine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin karar verme süresinin aşılmış olması halinde kararın bozulması gerektiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından rapora karşı beyanda bulunmak için verilen sürelerin müvekkilinin savunma hakkını kısıtladığını, davacının, kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sebep olduğu iddiasını ispatlayamadığını, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, rapor ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, dava tarihinden itibaren faize karar verilebileceğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının sevk ve idaresindeki motosiklete, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile adli rapor gideri istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, progresif rant yöntemine göre hesap yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına, kusur raporunun oluşa uygun olmasına, somut olayda müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir durum veya olgunun bulunmamasına, temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak temerrüt tarihinin davalı lehine olacak şekilde belirlenmiş olmasına,
rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılmış olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2888, K. 2025/14101, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama