KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/3072 E., 2025/13665 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/140 E., 2023/636 K.
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ...'ın yasal mirasçıları olduğunu, ...'ın ...
Bankasından iki ayrı kredi kullandığını, 29.03.2012 -29.03.2013 dönemini kapsayan ve vefatı halinde ödenmek üzere 20.000,00 TL teminatlı 16.01.2013-16.01.2014 dönemini kapsayan ve vefatı halinde ödenmek üzere 5.000,00 TL teminatlı iki adet hayat sigortası poliçesi akdedildiğini, sigortalı muris ...'ın 07.02.2013 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin gerekli belgeler ile davalı şirkete müracaat ettiğini ancak tazminat ödemesi yapılmadığını, müvekkillerinin murisin ...
Bankasına olan kredi borcunun taksitlerini de ödemek zorunda kaldığını, davalı tarafın müvekkillerinin murisinin hastalığını gizlediğinden bahisle ödeme yapmadıklarını, hastalığın gizlenmiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, olayda uygun illiyet bağının bulunmadığını, her iki poliçeden dolayı ölüm teminatı olarak toplam 25.000,00 TL'nin sigortalının varisleri olan hak sahibi davacılara ödenmesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ile sigorta poliçesi nedeni ile davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken toplam 25.000,00 TL ölüm teminatının yasal faizi ile birlikte hak sahibi davacılara ödenmesine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;hayat sigortasında lehdar olarak ...Bankası A.Ş.'nin tayin edildiğini, davanın ... Bankası A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini, davacıların, hayat sigorta poliçesinde lehdar tayin edilmemiş olmaları nedeni ile dava açma sıfatlarının bulunmadığını, müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartları gereğince sözleşmeden cayma hakkının bulunduğunu, gerçeğe aykırı beyanda bulunan sigortalının vefatı nedeniyle müvekkili şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün söz konusu olmadığını, müvekkilinin cayma hakkının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME 1. KARARI
Mahkemenin 12.05.2016 tarih ve 2013/5 30... /275 Karar sayılı ilamı ile davacıların murisi ...'ın ... Bankası ...
Şubesinden 29.03.2012 tarihinde 20.000,00 TL bedelli, 16.01.2013 tarihinde 5.000,00 TL bedelli kredi kullandığı, davalı sigorta şirketi ile 29.03.2012/29.03.2013 tarihlerini kapsayan dönem için 20.000,00 TL teminat tutarlı, 16.01.2013/16.01.2014 tarihlerini kapsayan dönem için 5.000,00 TL teminat tutarlı hayat sigortası sözleşmeleri imzalandığı, murisin poliçelerde belirtilen hastalıkların mevcut olmadığını bildirdiği,
...'ın 07.02.2013 tarihinde vefat ettiği, gerek adli tıp uzmanı bilirkişi gerekse Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda kişinin ölüm sebebi ve mekanizması tam olarak bilinemediğinden sözleşme öncesi tanısı konulan hastalıkların ölüm olayında etkisi olup olmadığının bilinemeyeceğinin bildirildiği,
davacıların murisinin vefatı ile sözleşme öncesi mevcut olup davalıya bildirilmeyen hastalıkları arasında illiyet bağı kesin olarak tespit edilemediğinden davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamına göre vefat nedeni ile sigortalının mirasçılarına ödeme yapması gerektiği gerekçesiyle ile davanın kabulüne, 25.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile ...'a ait veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarih ve 2016/192 48... /8899 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmiştir. B.Karar Düzeltme
Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi'nin onama kararına karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi'nin 05.02.2021 tarih ve 2020/5 36... /855 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek sigortalı tarafından hayat sigortası başvuru formlarındaki "önceki rahatsızlıklarına" ilişkin sorulara hayır cevabı verdiği anlaşılmış; poliçeden önce arteryal hipertansiyon rahatsızlığı bulunduğu, özgeçmişinde diyabet hastalığı olduğu ve anjio geçirdiğinin bildirilmediğinin anlaşıldığı,
doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği, murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup davanın tümden reddinin gerekmediği,
sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabı yapılması gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda kişinin ölüm sebebi ve mekanizmasının tam olarak bilinemediğinden sözleşme öncesi tanısı konulan hastalıkların ölüm olayında etkisi olup olmadığının bilinemeyeceği tespitlerinde bulunulduğu, Yargıtay (kapatılan)17.Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, bozma kararında belirtildiği gibi; ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yaptırılarak tazminat hesaplanması için alınan 11.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda;
... nolu poliçe için 1.000,00 TL, ... nolu poliçe için ise 4.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminat hesaplanan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL vefat tazminatının murisin vefat tarihi olan 07.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara muris ...'ın Sivas 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/227 Esas,2013/183 Karar sayılı 11.02.2013 tarihli veraset ilamındaki payları oranında verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; murisin bildirmediği, sözleşme öncesi tanısı koyulan hastalık ile ölüm neticesi arasında bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında kesin olarak illiyet bağının kurulamadığının sabit olduğunu, somut olayda sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin ortaya çıkmadığını, proporsiyon hesabının ancak ihmal edilen beyan yükümlülüğünün kasten ihlal edildiği durumlarda yapılabileceğini, olayda davacılar murisinin kastının söz konusu olmadığını bildirmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, bozma üzerine alınan hesap raporunun mevzuata uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3072, K. 2025/13665, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama