KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5281 E., 2024/10262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1385 E., 2021/1599 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Reddi/Başvurunun Esastan Reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/281 E., 2018/1203 K.
Karar Metni
1.317 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki kasko poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın 13.08.2015 tarihinde davalı tarafından kasko sigortası ile sigortalandığını, müvekkilinin kardeşinin 27.06.2016 tarihinde aracı park ettiğini, 28.06.2016 tarihinde saat 08.20 civarında aracı park ettiği yere geldiğinde aracın yerinde bulunmadığını gördüğünü ve çalındığını anladığını, bunun üzerine Esenyurt Polis Merkezi Amirliğine başvurarak şikayetçi olduğunu,
davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL tazminatın aracın çalınma tarihi olan 28.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek bankaların mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 150.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hasarın müvekkiline ihbarı üzerine yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde, mezkur çalınma hadisesinin gerçeğe uygun olmadığının, davacı sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğinin ve gerekli belgeleri müvekkile ibraz etmekten imtina ettiğinin tespit edildiğini, bu durumda müvekkiline herhangi bir sorumluluk yükletilmesinin mümkün olmadığını,
davacının başvurusu üzerine açılan hasar dosyasında bağımsız tüzel kişiliği olan şirket tarafından yapılan incelemeler sonucunda dava konusu hırsızlık hadisesinin davacı tarafından beyan edilen şekilde gerçekleşmediği, ihbar edilen olayda şüpheli durumlar bulunduğunun ve davacının doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne uygun hareket etmediğinin tespit edildiğini, sigortalının kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle müvekkili şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maliki olduğu ... plakalı aracın 28.06.2016 tarihinde çalındığı, çalınmaya ilişkin araç sürücüsü olan davacının kardeşi tarafından şikayette bulunulduğu, aracın bulunduğu yerde yapılan araştırmaya göre kameranın bulunmadığı, aracın park edildiği yerin davacının evinin 500 m kadar ilerisinde olduğu, aracın çalıştığı iddia edildiği firmanın 01.06.2016 ila 30.06.2016 tarihleri arasında çalıştığına dair kaşe içeren belge düzenlediği,
aracın tescil sorgulamasında araç üzerinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş 2007/574 sayılı ihtiyati tedbir kararı, vergi daireleri ve icra müdürlükleri tarafından işlenen çeşitli hacizlerin mevcut olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 ve 1445 inci maddeleri ile Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.3 maddeleri gereğince davacıdan talep edilen riskin gerçekleştiği dönemden önceki yakıt fişi, hafriyat işine ilişkin irsaliye, kantar fişi ve HGS kayıtlarının sunulmasının istenildiği, ancak aracın uzun süredir kullanımda olmadığının tespit edildiği,
son çalışıldığı iddia edilen firmadan alınan belgeye göre aracın çalındığı dönemi de kapsar şekilde bilgi verildiği, tüm bu bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 uncu maddesi gereğince davacı ve dava dışı sürücünün doğru beyanda bulunma mükellefiyetini kasıt derecesinde ihlal ettiği, sigorta ettirenin kast derecesindeki beyan yükümlülüğünü ihlal etmesinin davalının tazminat ve bedel ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin aracının çalındığını ve bu hususta kolluk birimlerine şikayette bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun davalının dosya kapsamındaki beyanlarında olduğu gibi müvekkilinin aracın çalınmasını organize etmekle suçladığını, ancak davalı şirketin müvekkili aleyhine bu nedenle bir şikayeti olmadığını, müvekkili tarafından davalının tüm istediği belgeler ile birlikte aracın yedek anahtarı da dahil olmak üzere iki anahtarın da davalıya teslim edildiğini, davalının müvekkili hakkındaki isnatlarının somut temeli olmadığını,
davalının poliçe bedelini ödememek amacıyla poliçeyle ilgisi olmayan çeşitli belgeler istediğini, yine poliçede yer almayan hususlarda müvekkiline yükümlülükler yüklenmeye çalışıldığını, aracın faal olarak çalışıp çalışmamasının davalının ödeme yükümlülüğünün etkilemediğini, araç üzerinde haciz ve yakalama şerhi olması nedeniyle aracın sadece şantiyede kullanıldığını, bu nedenle HGS kaydı olmadığını, aracın son çalıştığı şirket tarafından düzenlenen belgede maddi hata yapıldığını, şayet belge hatıra binaen verilseydi yenisinin düzenlettirilmesinin çok kolay olduğunu,
müvekkilinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra beyan yükümlülüğüne uygun davrandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aracın park edildiği yerden çalındığı iddiasının dosya kapsamına göre davacı tarafça şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline ait aracın 27.06.2016 tarihinde park halinde iken çalındığını, bunun üzerine Esenyurt Polis Merkezine hırsızlığın ihbar edildiğini, müvekkilinin aracın çalınması ile ilgili olarak yapabileceği yegane şeyi yaptığını ve yasal mercilere şikayetçi olduğunu, bu durumda rizikonun teminat dışında kaldığının ispat yükünün davalıda olduğunu, müvekkili ve kardeşinin tek geçim kaynakları olan kamyonu yaşadıkları sokağa park ettiklerini, bölgede polis tarafından güvenliğin sağlanmaması,
suç işlenmesinde caydırıcı etkiye sahip olabilecek güvenlik kameralarının yeterli sayıda yer ve bölgeye konulmamasının müvekkilinin suçu olmadığını, güvenlik kuvvetleri tarafından etkin bir soruşturma dahi yürütülmemiş olabileceğini, ancak bunların hiç birisinin müvekkil ile ilgili olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya ait olup davalı nezdinde genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olan aracın çalındığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 üncü ve devam eden maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1-b maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.
Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Dosya kapsamından, sigortalı aracın davacının kardeşi tarafından 27.06.2016 tarihinde saat 21.00 sıralarında eve 500 metre mesafedeki alana park edildiği, sigortalı araç sürücüsünün 28.06.2016 tarihinde 08.20 sıralarında aracı park edildiği yerde bulamaması üzerine aynı gün çalındığını iddia ederek polis merkezine başvurması sonrasında, davalı sigortacıya hasar ihbarında bulunduğu, davaya konu araca ait 2 adet anahtarın yan yana konulmuş şekildeki fotoğrafın hasar dosyasına sunulduğu, bu haliyle davacı tarafça aracın asıl ve yedek anahtarının sigortacıya ibraz edildiğinin sabit olduğu,
davacının aracın çalındığı yönündeki iddiasının sübut bulduğu, rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından inandırıcı delillerle ispat edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafça aracın çalındığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun şekilde ispat edildiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5281, K. 2024/10262, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama