KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5556 E., 2025/2648 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/344 E.- 2022/347 K.
- Sayısı
- 2022/İHK-14250
- Sayısı
- K-2022/21593
Karar Metni
1.176 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 06.10.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 61.063,92 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapıldığını, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, rücuya esas bir ödeme olup olmadığı araştırılarak mahsup edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak başvuru tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulan 28.06.2021 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanması gerektiği, davalıca sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, başvurunun kabulüne, 61.063,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapıldığını, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, rücuya esas bir ödeme olup olmadığı araştırılarak mahsup edilmesi gerektiğini, davacının son üç aylık vergilendirilmiş gelirinin esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ancak başvuru tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına, hesaplamanın doğru yapılmış olmasına, faiz tarihi ve faizin türünün yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
a.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda hükme esas alınan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 28.06.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası el parmağında kırık ve dizinde abrasyon nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %3 olarak hesaplanmıştır. Maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygulanmış, olay tarihi (06.10.2018) dikkate alındığında yürürlükte olan yönetmelik Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olup, bu haliyle hükme esas alınan maluliyet raporu usul ve yasaya uygun değildir.
Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, eki cetvel ve listeler ile davacının yerleşim yerine en yakın yetkili sağlık kuruluşundan davacıyı bizzat muayene etmek suretiyle yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, mevzuata uygun olmayan maluliyet raporunun esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, kaza tespit tutanağının düzenlendiği, buna göre davacı motosiklet sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davalıca sigortalı aracın kusurunun bulunmadığı, davacı tarafından aynı olaya ilişkin dava dışı sigorta şirketine karşı başvurduğu hakem dosyasında alınan kusur raporuna göre ise, davacının %25 oranında tali, davalıca sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında asli kusurlu olduğu, başkaca kusur tespiti yapılmadığı, hakemce, diğer hakem dosyasında alınan kusur raporu dikkate alınarak davacının tazminat talebinin hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Olayın meydana geliş şekli, kaza tespit tutanağında davacının asli ve tam kusurlu olarak tespit edilmesi, hakemce eldeki başvuruda kusur raporu alınmadan başkaca hakem dosyasında yapılan kusur belirlemesinin esas alınması, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağında takdir edilen kusur oranlarının birbirinden farklı olması, çelişkiyi giderecek başkaca bir kusur bilirkişi raporunun olmaması gibi hususlar değerlendirildiğinde, kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde; İtiraz Hakem Heyetince İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan oluşturulacak üç kişilik heyetten davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile soruşturma aşamasına ilişkin tüm evraklar temin edilmek suretiyle, kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, uzlaştırıcı, denetime açık, ayrıntılı ve kusur oranlarının belirtildiği, mevcut kusur oranlarının da dikkate alındığı rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
c.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine, nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi ve buna yönelik itirazın reddi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5556, K. 2025/2648, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama