KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5759 E., 2025/15411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/315 E., 2023/246 K.
Karar Metni
1.116 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. 31.05.2010 tarihinde müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçeli ... adına kayıtlı aracın .. istikametinden .. istikametine seyrederken aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre sağ şeritten sol şeride geçerek orta refüje çarpıp, karşı şeride geçerek karşı istikametten gelen sürücü .. sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması sonucu;
çift taraflı, ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası yapılan trafik kaza tutanağına göre kazanın olmasında karşı araç sürücüsü olan ...'ın hiçbir kusurunun olmadığının yapılan ölçümlerden anlaşıldığını, ancak ...'nun maliki olduğu aracın büyük hasar gördüğünü ve sağ yan kısmı üzerine yan yattığını, km göstergesi ve vitesinin kaçıncı viteste olduğunun tespit edilemediğini, araçta bulunanlardan maktül ...'nun araçtan beş metre uzakta emniyet şerit çizgisi sağ kısmında bankette olduğunu, araç sürücüsünün kim olduğunun tespit edilemediğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu,
trafik kazası nedeniyle verilen maddi zararlar nedeniyle müvekkili sirketin %100 mağdurlara tazminat ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle davalıdan rücuen talep ve dava hakkının doğduğunu, bu sebeple borçlu hakkında Milas 2. İcra Müdürlüğünün 2012/188 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ancak davalının borca itiraz ederek icra takibini durduğunu, bu nedenle haksız ve yasaya aykırı olan bu itirazının iptal edilerek icra takibinin devamına; alacağın asgari % 40'ı oranında icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...'nun aracı kullanan olup olmadığının belli olmadığını, en son ...'nun direksiyonda olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, bu nedenle davanın dayanağı kalmadığından husumet yönünden reddi gerektiği, zarar ve sorumlusu olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceği, temerrüde düşürülmediği için faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2012/173 - Esas 2016/173 Karar sayılı kararıyla 31.05.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların murisi olan ... adına kayıtlı sigortalı aracın tam ve asli kusurlu olduğunun anlaşıldığı ancak dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile Genel Şartlar uyarınca sürücünün belli olmadığı, kasıt, ağır kusur ve alkol kullanımı nedeniyle kazanın gerçekleştiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/9843 Esas-2019/3880 Karar sayılı 01.04.2019 tarihli kararı ile; sigortalı araç maliki davalının murisi ... ile ... ...'nun bulunduğu aracın karşı şeride geçerek dava dışı araca çarpması sonucu ... ve ... ...'nun vefat ettiği, ...'ın yola savrulduğu, ...'in de aracın altında kalması nedeniyle sürücünün tam olarak tespit edilemediği, aynı gün yapılan ölü muayenelerinde her ikisinden kan örneği alındığı ve ...'in kanında 0,66 promil, ...'ın kanında 0,38 promil alkol tespit edildiği,
mahkemece nörolog ve trafik uzmanı bilirkişilerden alınan heyet raporunda gerçekleşen kazada sürücü olduğu belirtilen ...'in tam kusurlu olduğu, vücudundan kan örneği alınma saati ile kaza saati arasındaki zaman dilimi hesaplandığında kaza anında kanında 1,56 promil alkol bulunduğu, bu miktarın kişisel farklılıkları elimine edecek ve güvenli araç kullanımını engelleyecek bir değer olduğunun belirtildiği, heyet raporunun davalı vekiline 31.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin rapora karşı itirazlarını iki haftalık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2014 tarihinde sunduğu,
bu durumda heyet raporunun davalı yönünden kesinleştiği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan zararın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi ilkesinin benimsendiği, mahkemece, kazada sigortalı araç sürücüsünün kim olduğu hususunda tereddüt de bulunduğundan, aynı heyetten olay sonrası kazada ölenler ...'ın bilimsel verilere göre olay saatindeki alkol oranları hesap edildikten sonra kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana gelip gelmediği konusunda ek rapor alınması,
ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, .. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun 27.09.2021 tarihli raporuna göre Adli Tıp Kurumu ..
Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi'nin 26.07.2010 tarihli raporunda; ...'ya ait kokuşmuş kanın HS/GC yöntemi ile yapılan analizi neticesinde, 66mg/dl=0,66 Promil Etil Alkol bulunduğunun bildirildiği, kokuşmuş kanda bakterilerce alkol üretimi olacağından tespit edilen alkolün bir kısmı veya tamamı bu üretilen alkole bağlı olacağı cihetiyle ...'nun kanında alkol bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı ve yine Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi'nin 26.07.2010 tarihli raporunda;
...'na ait kokuşmuş kanın HS/GC yöntemi ile yapılan analizi neticesinde, 38mg/dl=0,38 Promil Etil Alkol bulunduğunun bildirildiği, kokuşmuş kanda bakterilerce alkol üretimi olacağı, tespit edilen alkolün bir kısmı veya tamamı bu üretilen alkole bağlı olacağı cihetiyle ...'nun kanında alkol bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı ve ölüm öncesi alkol alımı bulunmayan otopsi örneklerinde beklemiş olgularda ölüm sonrası kan alkol konsantrasyonun artışı olma ihtimalinin varlığı ile, otopsi raporuna göre kanın alınma şekli ve saatine göre sürücünün kaza anında alkollü olduğu hususunun şüpheden uzak bir şekilde tespit görmediği,
ceza dosyası kapsamı ve davacı ... şirketinin iddiasını ispatlayamadığı, bu suretle rücu şartları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... ... tarafından tanzim edilen 13.12.2022 kayıt tarihli raporda da ''Meydana gelen kazada araç içinde bulunan şahıslardan hangisi sürücü olursa olsun 48... plaka sayılı araç sürücüsünün Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporu dikkate alındığında kanında etil alkol bulunduğu ve kazanın oluş şekli itibariyle alkollü araç kullanmanın sürücünün dikkatinin dağılmasına neden olabileceğinden dolayı mevcut kazada etkisinin olduğu...'' değerlendirmesine yer verilerek,
sürücünün kaza anında yasal sınır üzerinde alkollü olduğunun ispatının bir kez daha sağlandığını, davalı tarafından, 21.10.2014 tarihli rapora süresinde itiraz edilmediğinden, tarafları lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, sigortalı araç sürücüsü ... ve araçta yolcu konumunda bulunan ...'nun kaza esnasında yasal sınır üzerinde alkollü bulundukları sabit olmakla, müvekkili sigorta şirketinin kaza sebebiyle yapmış olduğu ödemeyi sigortalısına rücu etme hakkı bulunduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına araç sürücüsünün alkollü olduğu iddiasıyla ödenen tazminat rücuen tazmini talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, bozma üzerine alınan raporlarda yer alan değerlendirmelerin uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5759, K. 2025/15411, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama