İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/6166 K.2025/10238

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik…

Esas2024/6166Karar2025/10238Tarih30 Haziran 2025Okuma7 dk · 1.468 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2024/6166 E., 2025/10238 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Haziran 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/142 E., 2024/959 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.468 kelime·7 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde. 16.06.2011 tarihinde ...

Emniyet Müdürlüğünde görevli davalı polis memurlarının asayiş olayına müdahale sonrası yerden alınan silahı elden ele dolaştırmaları sırasında silahın ateş aldığını ve ekip otosunda direksiyon başında bulunan polis memurunun hayatını kaybettiğini, ölen polis memurunun mirasçılarına İdare Mahkemesince hüküm altına alınan tazminatın ödendiğini, ceza davasında davalıların taksirle ölüme sebebiyet verme suçunu işlediklerinin sabit görüldüğünü,

davalıların kusurlu davranışları sonucu davacının tazminat ödemek zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen 769.530,79 TL'nin 18.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; silahın patlama anında amiri olan diğer davalı ...'in elinde olduğunu, müvekkilinin amirini silahın dolu olma ihtimali konusunda uyardığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... davaya cevap vermemiş; vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde atfedilen kusur oranının kabul edilmediğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; silahın tam olarak belirlenemeyen nedenle ateş aldığını, ceza yargılamasında müvekkilinin tanık sıfatıyla yer aldığını, ancak vicdani olarak silah ateş aldığı esnada elinin silaha çarpmış olabileceğini düşünerek kendisinin de kusurlu olabileceğini ifade ederek yargılamaya kendi isteğiyle dahil olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını, toplumsal olaylara müdahale konusunda yeterli eğitimin alınmadığını, asıl kusurlunun davacı İdare olduğunu, olaya sistematik şekilde müdahale edilmediği gibi müdahalenin yönetilemediğini belirterek davanın reddini, aksi kanaat halinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla en az 3/4 oranında tazminattan indirim yapılmasına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2018 tarihli ve 2016/412 Esas, 2018/50 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan 02.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre operasyonun emniyetli biçimde kontrol altına alınarak sürdürülememesi, telaş ve panik oluşması, silah ele geçirildikten sonra nasıl davranılması gerektiği hususunda sistematik hale getirilmiş emniyetli bir prosedürün uygulanmaması, mermisi namlu yatağında olan tabancanın gerekli ve yeterli tedbir alınmadan elden ele dolaştırılmış olması sebebiyle davacı İdarenin %90 oranında hizmet kusuru bulunduğu,

olaya müdahale eden polis memurlarının sakin davranmamaları, dolu ve ateşe hazır durumda olan tabancayı dikkatsiz ve tedbirsiz biçimde elden ele vermeleri nedeniyle davalı ... ve davalı ...'ın %4'er ve davalı ...'in %2 oranında kusurlu bulunduğu, böylece davalıların meydana gelen zararın toplam %10'undan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 76.953,07 TL'nin 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli ve 2018/2322 Esas, 2020/2052 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince alınan iki ayrı bilirkişi raporundan ikinci raporun hükme esas alındığı, ancak her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi hükme esas alınan ikinci raporun güvenlik konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edilmediği,

duruşma açılarak istinaf yargılamasında alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 19.10.2020 tarihli rapora göre olayın meydana gelmesine tamamen davalıların kusurlarının neden olduğu, davalıların yaptıkları mesleğin özelliği gereği aldıkları eğitim de gözetildiğinde ele geçirilen silahın emniyetli şekilde teslim edilmemesinin eğitim ya da bilgi eksikliğinden kaynaklandığına ilişkin savunmalarının kabul edilmediği, benzer vakalarda bir uygulama prosedürünün mevcut olmadığı savunmasının somut olayla illiyet bağı olmadığı, bilirkişi raporunda kusur oranları konusunda takdirin mahkemeye bırakıldığı,

davalıların görev ve sorumlulukları, olayın meydana geliş şekli ve raporda açıklanan hususlar gözetilerek olayın meydana gelmesinde davalı ...'in %40, davalı ...'in %40 ve davalı ...'in %20 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığı, rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümleri değil kusur oranında sorumluluğun geçerli olduğu, bu nedenle hükmedilen tazminattan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının doğru görülmediği ve kararın bu yönüyle de düzeltildiği, somut olayda olayın meydana geldiği yerin pasaj olması, kalabalık insan grubunun olay yerinde bulunması,

failin etrafa çok sayıda ateş etmesi nedeniyle infial ortamının oluşması, mevcut olumsuz şartlar nedeniyle bir an önce silahın yerden alınarak olay yerinden uzaklaştırılması çabası gösterilirken dava konusu olayın meydana gelmesi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde rücuya esas tazminat miktarından takdiren %80 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verildiği gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,

davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 153.906,16 TL tazminatın 18.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan kusurları (davalı ... %40, davalı ... %40 ve davalı ... %20) oranında alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin hakkaniyet indirimi (%80) nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.01.2023 tarihli ve 2021/273 Esas, 2023/2 Karar sayılı ilamıyla, davacı vekilinin tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davaya konu olayın meydana gelmesine davalıların kusurlarıyla sebebiyet verdiği kabul edilerek rücuya esas olan tazminattan %80 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği,

ne var ki somut olayın özelliği, eylemin oluş şekli ve gelişimi, yaşanan telaş ve panik, davalıların sıfat ve görevleri, yapılan işin niteliği, çalışma koşulları, pasajın kalabalık olması ve dosya kapsamındaki diğer olgular da gözetildiğinde yapılan hakkaniyet indirim oranının az olduğu, şu hâlde mahkemece daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yazılı biçimde indirim oranının az takdir edilmiş olmasının doğru görülmediği, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davanın 153.906,16 TL’lik kısmının kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte davalıların kusur oranlarına atıf yapılmak suretiyle karar verildiği,

infazı kabil olabilecek şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların net olarak belirlenmediği, her bir davalının sorumlu olduğu miktarların açıkça kararda gösterilmediği, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda somut olayın özelliği, eylemin oluş şekli ve gelişimi, yaşanan telaş ve panik, davalıların sıfat ve görevleri, yapılan işin niteliği, çalışma koşulları, pasajın kalabalık olması ve dosya kapsamındaki diğer olgular ve bozma ilamı da gözetildiğinde rücuya esas tazminat miktarından TBK'nın 51. maddesi gereğince takdiren %95 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verildiği ve her bir davalının sorumlu olduğu miktarların kararda açıkça gösterildiği,

her ne kadar yasal düzenlemeler gereği Türk Borçlar Kanunu'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi hâlinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı taraf yararına vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin bu kabule göre belirlenmesi gerekmekte ise de Dairenin 2018/2322 Esas, 2020/2052 Karar sayılı ilamında hakkaniyet indirimi nedeniyle reddedilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmiş ve yargılama giderleri tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmış olup bu husus davacı idare tarafından temyiz nedeni yapılmadığından,

davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, usuli kazanılmış haklar ve bozma ilamında davacı idarenin tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği hususu gözetilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 38.476,53TL tazminatın 15.390,61TL’sinin davalı ...’den, 15.390,61TL’sinin davalı ...’tan, 7.695,30TL’sinin davalı ...’dan 18.11.2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin hakkaniyet indirimi nedeniyle reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uygulanan hakkaniyet indirim oranının yüksek olduğunu, davalıların eğitimli profesyonel kişiler olduğunu, olayın yarattığı panik ve olay yerinin kalabalık olması gibi unsurların kusurlarını hafifletmeyeceğini, davalıların tümü kusurlu olup davanın tümden kabulü gerektiğini, davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu bakımdan davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluşmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, emniyet mensubu olan davalıların asayiş olayına müdahaleleri sırasında yerden alınıp elden ele dolaştırılan silahın ateş alması sonucu vefat eden polis memurunun mirasçılarına ödenen tazminatın rücuen tazmini istemiyle açılan davada, hükmün bozmaya uygun şekilde her bir davalının sorumlu olduğu miktarlar kararda açıkça gösterilmek suretiyle kurulup kurulmadığı, uygulanan hakkaniyet indirimi oranının yerinde olup olmadığı, yapılan hakkaniyet indirimi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, yapılan hakkaniyet indirim oranının yerinde olduğu,

her ne kadar hakkaniyet indirimi nedeniyle indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekli ise de bozma öncesi hakkaniyet indirimi gereği reddedilen tutar üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karşın bu hususun temyiz konusu yapılmaması nedeniyle davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6166, K. 2025/10238, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VII. Karar
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6166
Karar No
2025/10238
Tarih
30 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/6174 K.2025/11035
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/6176 K.2025/4693
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/6179 K.2025/11344
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/6181 K.2025/11345
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/6183 K.2025/11601
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/6195 K.2025/4688

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.