KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/6391 E., 2025/15589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/423 E.- 2024/125 K.
Karar Metni
1.388 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ve ailesinin 18.10.2013 tarihinde davacı ...'ı istemeye gittiklerini ve taraflar arasında nişan yapıldığını, tarafların imam nikahı ile evlendiklerini, davacının resmi nikah yapılması hususunda davalı tarafından oyalanıp kandırıldığını, resmi nikah yapılmadan yapılan düğünde davacıya altın olarak 6 adet (20 gram-22 ayar) burmalı bilezik, 1 adet 22 ayar set, davacının annesi tarafından 1 adet (25 gram-22 ayar) bilezik, 28 adet çeyrek altın, 5 adet yarım altın, 4 adet Cumhuriyet altını ile 3.000,00-4.000,00 TL nakit para takıldığını,
bu altınlardan 6 adet 22 ayar her biri 20 gram ağırlığında olan bilezikler ile bir adet setin isteme anında davacıya alınmasına karar verilen altınlar olduğunu bunların düğünde alındığını, geriye kalan altınlar ve nakit paranın da davacıya düğün sırasında takıldığını, altınların toplam değerinin 27.290,00 TL olduğunu, ayrıca dava dilekçesi ekinde sunulan mehir senedinde belirtilen 3.750,00 TL, buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi, oturma grubu, büyük boy fırın, televizyon, iki takım elbise, manto, iki çift kunduranın da davacıya hediye olarak alındığını ancak bunların da davalıda kaldığını eşyaların aynen iadesinin,
mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 12.000,00 TL eşya bedeli, 3.750,00 TL nakdi bedel olmak üzere toplam 15.750,00 TL bedelin, çeyiz eşyalarının bedeli olan 5.000,00 TL'nin, davacının uğradığı zararların giderilmesi için 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle ziynet alacağına ilişkin talebini 31.140,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun açıldığını belirterek reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.05.2016 tarih ve 2015/127 Esas- 2016/642 Karar sayılı kararıyla; davacının ziynet eşyaları ile ilgili davasının kabulü ile 31.140,00 TL ziynet alacağının 27.190,00 TL’sine dava tarihinden, geri kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 03.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının çeyiz eşyaları ile ilgili davasının kısmen kabulüne, 24.11.2015 tarihli bilirkişi raporu ekinde belirtilen çeyiz eşyaları ile 2 adet saf yün halının davacıya aynen iadesine,
aynen iadenin mümkün olmaması halinde 800,00 TL halı bedeli ve 876,00 TL diğer eşyaların bedeli olmak üzere 1.676,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının mehir senedinde belirtilen eşyaların ve nakdi paranın iadesi veya bedeli olan 15.750,00 TL paranın iadesi yönündeki talebinin reddine, davalının resmi nikahla evlenme vaadi sonucu davacı ile bir araya gelip sonrasında bu vaadi gerçekleştirmeden ayrılmasının davacının kişilik haklarına saldırı olduğu,
davacının mevcut ve beklenen menfaatlerinin zedelendiği gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarih, 2017/1159 Esas- 2018/11427 Karar sayılı kararıyla; dava konusu uyuşmazlığın nişana dayalı tazminat talebi olmadığı ve haksız fiile ilişkin olduğu hususunun gözetilerek bu çerçevede değerlendirme yapılması, davada görevli mahkemenin de aile mahkemesi yerine asliye hukuk mahkemesi olması gerektiğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
Bozmaya uyan mahkemenin 08.09.2020 tarih, 2019/19 Esas -2020/303 Karar sayılı kararıyla; davacının ziynet eşyaları ile ilgili davasının kabulü ile 31.140,00 TL ziynet alacağının 27.190,00 TL’sine dava tarihinden, geri kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 03.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının çeyiz eşyaları ile ilgili davasının kısmen kabulüne, 24.11.2015 tarihli bilirkişi raporu ekinde belirtilen çeyiz eşyaları ile 2 adet saf yün halının davacıya aynen iadesine,
aynen iadenin mümkün olmaması halinde 800,00 TL halı bedeli ve 876,00 TL diğer eşyaların bedeli olmak üzere 1.676,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının mehir senedinde belirtilen eşyaların ve nakdi paranın iadesi veya bedeli olan 15.750,00 TL paranın iadesi yönündeki talebinin reddine, davalının resmi nikahla evlenme vaadi sonucu davacı ile bir araya gelip sonrasında bu vaadi gerçekleştirmeden ayrılmasının davacının kişilik haklarına saldırı olduğu,
davacının mevcut ve beklenen menfaatlerinin zedelendiği gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.06.20 21... /888 Esas- 2021/2586 Karar sayılı kararıyla; ''1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, resmî nikâh olmaksızın yapılan evlilik sonrası gerçekleşen ayrılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat, ziynet, çeyiz ve mehir senedi alacağı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacının, doğum tarihi 22.07.1971 olup davalı ile dava konusu edilen birlikteliğin kurulduğu tarihte reşit ve resmi nikah olmaksızın birlikte yaşamanın sonuçlarını bilecek ve kavrayabilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple maddi ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluştuğundan söz edilemez. Mahkemece, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Reşit olan davacının resmi nikâh olmaksızın kendi rızası ile ilişki kurduğu gözetilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ziynet eşyaları ile ilgili davasının kabulü ile 31.140,00 TL ziynet alacağının 27.190,00 TL’sine dava tarihinden, geri kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 03.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının çeyiz eşyaları ile ilgili davasının kısmen kabulüne, 24.11.2015 tarihli bilirkişi raporu ekinde belirtilen çeyiz eşyaları ile 2 adet saf yün halının davacıya aynen iadesine,
aynen iadenin mümkün olmaması halinde 800,00 TL halı bedeli ve 876,00 TL diğer eşyaların bedeli olmak üzere 1.676,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının mehir senedinde belirtilen eşyaların ve nakdi paranın iadesi veya bedeli olan 15.750,00 TL paranın iadesi yönündeki talebinin reddine, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin açıkça mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, davacının yaşamını sürdürdüğü yerin mezra olması, davacının psikososyal gelişim durumu, içinde yaşadığı sosyo kültürel çevre nazara alındığında davalının resmi nikah yapacağı beklentisini davacıda oluşturduğunu, daha sonra resmi nikahtan kaçındığının dosya kapsamı itibarıyla ortada olduğunu, bu haliyle davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olacağını, Ergani 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 Esas, 2020/ 303 sayılı kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/888 Esas,
2021/2586 sayılı kararı ile maddi ve manevi tazminat yönünden bozulduğunu, sair hususlarda ise kesinleştiğini, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak mehir alacağı ve çeyiz alacağı taleplerinin reddedilmesi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; resmi nikah olmaksızın yapılan evlilik sonrası gerçekleşen ayrılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat, ziynet, çeyiz ve mehir senedi alacağı istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Mahkemece verilen 08.09.2020 tarih, 2019/19 Esas - 2020/303 Karar sayılı karar davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 08.06.20 21... /888 Esas - 2021/2586 Karar sayılı ilamı ile davacının istek kalemlerinden maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Şu durumda bozma ilamının kapsamı dışında kalan hususlar kesinleştiğinden 08.09.2020 tarih, 2019/19 Esas - 2020/303 Karar sayılı karar ile ziynet, çeyiz ve mehir senedi alacağı kalemlerine ilişkin verilen hükümler kesinleşmiş olup kesinleşen bu hususlarda yeniden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davalı lehine reddedilen maddi tazminata ilişkin talepler yönünden toplam değer üzerinden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken reddedilen her bir istek kalemi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6391, K. 2025/15589, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama