KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/6492 E., 2024/13707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/ 2296 E- 2024/719 K
Karar Metni
817 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... San ve Tic. A.Ş.'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı fabrika binasını diğer davalıya mal kaçırma saiki ile devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, şirketin ekonomik krizi atlatamadığını, dava konusu edilen taşınmaz üzerinde 3 adet şirket grubunun ticari faaliyette bulunduğunu, davalının borçlarını ödeyememesi nedeni ile borçların kapanması maksadı ile diğer davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. nin boyahaneye talip olması sonucu dava konusu yeri diğer davalıya sattıklarını, satış işleminin gerçekleşmesinden sonra SGK'ya olan borçlarını, banka ipotek borçları ve vergi borçlarının bir kısmının kapatıldığını, diğer davalının kendilerinin alacaklılarına ödeme yaptığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, davacı ... ile davalı .... San. Ve Tic. Ltd.
Şti. nin taşınmazın satışından 3 ay sonra biraraya gelerek 08.11.2014 tarihinde arabulucuk anlaşması düzenlediklerini, arabulucuk görüşmeleri sırasında davacı işçiye 24.000 TL 'nin ödendiğini, ayrıca Bursa 9. İş Mahkemesinin 2014/881 - 673 sayılı kararı ile icra edilebilirlik şerhi verildiğini, kararın 02.01.2015 tarihinde kesinleştiğini, davacının hiçbir alacağı olmadığını ikrar ile her türlü borçtan ibra ettiğini, işçi alacağı olması nedeni ile iş mahkemelerinin görevli olduğunu, mahkememizin görevli olmadığını , satış gerçek satış olup, fatura karşılığı ödeme yapıldığını,
icra takibinin kesinleşme tarihi ve takibe konu alacakların muaccel olma tarihinin, iptali istenen tasarruftan sonraki tarih olduğunu, taraflar arasında organik yada hukuki bağ bulunmadığını, satış bedelinin uygun bir bedel olduğu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2018 gün, 2017/103 Esas - 2018/258 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, karar aleyhine davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 2.Bursa BAM 10. HD 10.09.2020 gün, 2019/ 1424 E- 2020/ 877 K sayılı kararı ile gerekçede değişiklik yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. 3.Karar aleyhine davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
4.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.03.2023 gün, 2021/1607 E- 2023/4580 K sayılı ilamı ile " davalı borçlu tarafından ibraz edilen arabuluculuk anlaşma tutanağında davacı tarafın taşınmazı devralan davalı şirketten aldığı para karşılığında dava konusu taşınmazın devri ile ilgili tasarrufun iptali davası açma hakkından vazgeçtiği, davalı şirketi bu konuda ibra ettiği belirtilmişse de, davacı tarafından bahsi geçen arabuluculuk tutanağının iptali talepli olarak Bursa 7. İş Mahkemesi'nin 2020/25 Esas sayılı dosya ile dava açtığının belirtilmiş olmasına göre ve iş bu dava dosyanın yargılamasının devam ettiğinin anlaşılmış olmasına göre;
söz konusu dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılması, dava sonucuna göre (davacının alacağının gerçek ve kesinleşmiş olması dava şartı yönünden) dosyanın İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilerek oluşacak sonuca göre, karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi uygun bulunmamıştır" gerekçesi ile kararın bozulmasına, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda. Bursa 7. İş Mahkemesi'ne yazı yazılarak Mahkemelerinin 2022/99 (Eski 2020/25) Esas sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, ilamının incelenmesinde davacı Sevdiye Durmaz tarafından davalı ...Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan arabuluculuk tutanağının iptali davası olduğu ve bu belirlemeye göre söz konusu dosyanın dosyamız davacısı olan ... ile ilgisinin bulunmadığı,
davalı tarafça ibraz edilen arabuluculuk anlaşma tutanağına göre davacı tarafın taşınmazı devralan davalı şirketten aldığı para karşılığında dava konusu taşınmazın devriyle ilgili tasarrufun iptali dava açma hakkından vazgeçerek davalı şirketi bu konuda ibra ettiği, bu belgeye karşı davacı vekilince ileri sürülen geçersizlik iddialarının kabule şayan bulunmadığı, anlaşmaya rağmen dava açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, söz konusu arabuluculuk sözleşmesinin geçerli olmadığını, davalı 3. Kişinin borçlunun durumunu bilen kimse olduğunu, zarar verme kasdının da bulunduğunu, doğmayan bir haktan feragatin mümkün olmadığını, söz konusu sözleşmenin aldatma kasdının bulunduğunu, beyan ederek kararın bozulması talep edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı tarafından arabuluculuk tutanağının iptaline yönelik bir dava açmadığı gibi beyan ettiği davanın da kendisi ile ilgisinin bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6492, K. 2024/13707, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama