KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/6920 E., 2024/13706 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/440 E - 2024/125 K.
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilen kararın Yargıtay (4). Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında; yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karar; davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/5895 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı Antalya İli, .. İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde ... cilt ve ... sayfa numaralı taşınmazda yer alan 11 nolu bağımsız bölümü ipotek yükü ile birlikte davalı ...'e, onun da davalı ...'na devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... cevap dilekçesinde; ... Emlak adlı işyerinin sahibi olduğunu, 2014 yılının Aralık ayında İnşaat işi ile uğraşan ... isimli kişiden ...
Mahallesi ... ada ... parsel 11 nolu bağımsız bölümü 05.12.2014 tarihinde anlaşarak satın aldığını ve hemen akabinde üyesi olduğu sahibinden.com sitesine yine satılık olarak ilan verdiğini, birçok müşteri aradığını, yaklaşık bir hafta sonra ... adlı kişinin kendisini telefonla arayarak evi beğendiğini ve almak istediğini söylemesi üzerine 16.12.2014 tarihinde evi ... isimli kişiye sattığını, emlakçı olarak alım satım işi yaptığını, ne aldığı kişiyi ne de sattığı kişiyi daha önceden tanımadığını, tamamen ticaret işi yaptığını , hiçbir belgeye dayanmadan sadece satışların yakın tarih olması yüzünden davalı olarak adının geçtiğini,
asılsız ve hiçbir belgeye dayanmadan yapılan suçlamaları kabul etmediğini, bu davadan dolayı müşterilerine karşı mahcup olduğunu, bu durumun işletmesi için kötü bir izlenim bıraktığını, ticari kariyerinin bozulduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur
Davalı ... cevap dilekçesinde; ... Mahallesi ... Sokak ... Apartmanı Kat:2 Daire:5 adresli yerde oturduğunu, ev almak için internette ve çevrede araştırma yaparken internette görüp beğendiği ev için ... Emlaktan Satılık isimli ilanı gördüğünü ve telefon ile aradığını, evi görmeye gittiğini, ... Mahallesi ... sokak ...
Apartmanı Kat:3 No:11 adresli evi beğendiğini ve 16.12.2014 günü Muratpaşa Tapu Müdürlüğünde ... isimli kişi ile alım satım işlemini gerçekleştirdiklerini, daha önceden ne ...
Emlak isimli işyerini ne de ... isimli kişiyi tanımadığını, işyerine gidince tanıştığını, bu konuda mağdur duruma düştüğünü, satın aldığı ev konusunda daha önceden hiçbir bilgisi olmadığını, satışta herhangi bir problem çıkmadığını, kanunlara aykırı herhangi bir işlemleri olmadığını, resmi olarak alım satım işlemini yaptıklarını, satın aldığı evin üzerine neden ihtiyati haciz konulduğunu anlamadığını, herhangi bir belge olmadan alınan böyle bir karardan dolayı mağdur duruma düştüğünü, beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.07.2019 tarihli ve 2018/514 E - 2019/355 K sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF VE İSTİNAF SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.İstinaf Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 gün, 2018/846 E - 2018/1080 K sayılı kararı ile ";davacı tarafça delil olarak dayanılan ve borcun doğumuna esas olan, davalı borçlu tarafından da açıkça itiraz edilmeyen, davacının eşi ... ile borçlu davalı ...'in babası ... ve annesi ... arasında düzenlenen 03.06.2014 tarihli istasyon yeri satışı sözleşmenin 3.maddesine göre satış bedelinin 1.500.000,00 TL'na karşılık alıcı tarafından 12 adet sıralı çek verileceği ve çeklerin ...,... ve ... tarafından ciro edileceğinin kararlaştırıldığı,yine ekli olarak sunulan ve istasyon satış bedeli ödemelerine ilişkin, teslim eden kısmında ...,
teslim alan kısmında ... imzası bulunan bir sahifeden ibaret satış bedeline ilişkin ödemelere dair listede icra takibine konu senedin 24.06.2014 tarihinde teslim edildiğinin görüldüğü ve senet incelendiğinde lehtar ...'dan itibaren senet arka yüzünde ..., ..., ... ve alacaklının imzalarının bulunduğu görülmekle, davalı borçlu ve diğer ciro edenlerin imzasını içermeyen çeklerin alacaklı tarafça teslim alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
davacı ile satış işleminin tarafı olan ve tanık olarak beyanı alınan ...'nın beyanı ve davacının eşi olması birarada gözetildiğinde icra takibine konu çekin en geç 24.06.2014 tarihinde ciro edilerek davacı tarafa geçtiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamından davalı borçlu ... yönüyle borcun doğum tarihinin 24.06.2014 olduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca somut dosyanın özelliği,tarafların aile bağları ve ilişki biçimleri gözardı edilerek şekli değerlendirme ile alacağın doğum tarihinin tasarruftan sonra olduğu ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddi doğru olmamıştır." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince 19.07.2019 tarih, 2018/514 E - 2019/355 K sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 4.Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2020 gün, 2020/182 E - 2020/200 K sayılı kararı ile "davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının esastan reddine" karar verilmiştir. 5. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.04.2023 gün, 2021/1593 E- 2023/5305 K sayılı kararı ile "Dava konusu gayrımenkulün kaydında ipotek kaydı bulunmasa; tapuda gösterilen değeri (37.000,00 TL) ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında (115.000,00 TL) misli aşan fark bulunmaktadır.
Her ne kadar davalılar arasındaki harici satım sözleşmesinde, davalı ...'in 93.500,00 TL bedel ile aldığı beyan edilmişse de harici satım sözleşmesinin her zaman düzenlenebilir nitelikte olması, davalı 3. şahıs tarafından da bu bedelin ödendiğinin ispat edilememiş olmasına (dosyada banka dekontu olduğu beyan edilmişse de dekontun dosya içerisinde yer almamasına göre denetlenememesine) göre;
mahkemece edimler arasında aşırı bir oransızlık olup olmadığını belirlemek için dava konusu gayrımenkul kaydındaki ipotek borcunun kim tarafından ödendiği(davalı borçlu veya davalı ...) belirlenmeksizin, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. " gerekçesi ile kararın BOZULMASINA karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2024 gün, 2023/440 E- 2024/125 K sayılı ilamı ile "İpotek borcunun 26 ay takside bölündüğü, 24 taksidin borçlu tarafından ödendiği, satış tarihi itibari ile 2 taksidin davalı 3. Kişi tarafından ödendiği kabul edilmiş olsa da (2 taksit tutarı 6.923,07 TL) davalı 3. Kişinin 43.923,07-TL ödeme yapmış olacağının kabul edileceği, taşınmazın gerçek değerinin ise 115.000,00-TL olduğu, Davalı ... yönünden İİK 278/3-2'deki iptal koşullarının bulunduğu ancak davalı ... yönünden davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre;
davalı ... yönelik davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kabulüne ve 115.000,00-TL tazminatın davacının Antalya 5.İcra Dairesinin 2015/5895 E.sayılı dosyasında takibe koymuş olduğu asıl alacak ve ferilerini karşılayacak ölçüde davalı ... den alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu tasarrufun borçtan önce olduğunu, geçerli bir aciz vesikasının dosyaya ibraz edilmediğini, muvazaaya dayalı bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, bedel farkının iptal için yeterli olmadığını, gerekçenin yetersiz olduğunu, adil yargılanma hakkının zedelendiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince karar verilmiş olmasına, ipotek borcunun davalı ... tarafından ödendiğinin ispat edilememiş olmasına ve tazminat ile sorumlu tutulmasında hukuka aykırılığın bulunmamasına, davalı ... kötü niyetinin de davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6920, K. 2024/13706, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama