KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/7535 E., 2025/3077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/112 E., 2021/71 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kabulü
Karar Metni
1.096 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalı ... arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında Berlin Eyalet Mahkemesinin tazminata hükmettiğini, davalı ...'in karar kesinleştikten sonra ilama konu borçlarını ödememek amacı ile Türkiye'ye gelerek ve ... ilçesi ile bir ilişiği kalmayan ...'ı yanına alarak ... ilçesi ... köyünde bulunan 13 nolu parsel ile,
... köyünde bulunan 154 , 172 ve 182 parsel nolu taşınmazları kayın biraderi davalı ...'a 07.03.2008 tarihinde tapu müdürü huzurunda satışını gerçekleştirdiğini, davalı ...'ın uzun yıllardır İzmir'de ikamet ettiğini, davalının alacaklılarına zarar vermek amacıyla malını kaçırdığını, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için Muş 1. İcra Müdürlüğünde 2009/1057 sayılı ilamsız takip ile 2009/1058 sayılı ilamlı takip olmak üzere iki ayrı takip başlattığını, ancak davalı adına herhangi bir mal varlığı bulunmadığını, İİK'nın 280. maddesindeki tüm şartların gerçekleştiğini belirterek 13, 154,
172 ve 182 parseller ile ilgili tasarrufların Muş 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1057 ve 2009/1058 esas sayılı dosyalarındaki alacaklarına münhasıran iptaline ve cebri icraya devam yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddi gerektiğini, davalı ...'in eniştesi olduğunu ve eniştesinin yıllardan beri Almanya'da yaşadığını, eniştesi İbrahim'in gayrimenkulleri satmak istemesi üzerine tarafından satın alındığını, tapudaki alım satımın gerçek bir alım satım işlemi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.05.2013 tarihli ve 2012/318 Esas, 2013/412 Karar sayılı kararı ile; aciz vesikasında bahse konu parsellerin müstakilen davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu, bu parsellerin haczedilmesi ve icra yoluyla satılmasının mümkün olduğu, dolayısı ile 5403 sayılı yasaya tabi parsellerin borcu karşılayıp karşılamayacağı belirlenmeden aciz vesikası verilmesinin doğru olmadığı, tasarrufun iptali için zorunlu olan borçlunun aczinin dava tarihi itibari ile gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.01.2016 tarihli ve 2014/8824 Esas, 2016/934 Karar sayılı ilamı ile;
"...
Somut olayda takip konusu alacaklar 2009/1057 sayılı takip dosyasından 21.6.2011 tarihli
kati aciz belgesine göre 23.939,59 TL, 2009/1058 sayılı takip dosyasındaki 21.6.2011 tarihli kat'i aciz belgesine göre 29.138,86 TL olup iptali istenen tasarrufların değeri ise bilirkişi tarafından 140.786,20 TL olarak belirlenmiştir.O halde daha düşük olan alacak miktarı esas alındığında anılan miktarın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırının üzerinde olduğu ve görev hususunun kamu düzeninin ilgilendirmesi ve Mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; davacılar tarafından sunulan 21.6.2011 tarihli kat'i aciz belgelerinin İcra Hukuk Mahkemesince iptal edildiği iddia ve ispatlanamadığından mahkemece kat'i aciz belgelerinin geçersizliğine karar verilmesi ve davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddi doğru görülmemiştir. 21.6.2011 tarihli kati aciz belgelerinin geçerli olduğu kabul edilerek diğer dava koşullarının incelenmesi, varlığı halinde dava konusu tasarrufların İİK'nun 278,279,280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında yakın akraba ilişkisi
bulunduğu, taşınmazların tapudaki devir bedelleri ile gerçek değerleri karşılaştırıldığında aralarında aşırı fark bulunduğu, bu hali ile yapılan devir işleminin yerleşmiş Yargıtay içtihatları dikkate alındığında ivazsız yapılmış sayılması gerektiği, ivazsız yapılan devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya da yönelik olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; Muş İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan 13 parsel ile aynı ilçe ... köyünde bulunan 154,172 ve 182 parsel nolu taşınmazların ...'den ...'a geçişine ilişkin 07.03.2008 tarihinde yapılan tasarrufun iptaline, davacılara Muş 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1057 sayılı ve 2009/1058 sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferilerini karşılayacak şekilde cebir icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde.
İİK 277 ve devamı maddeleri incelendiğinde mülkiyet hakkının korunması sebebiyle iptal davası açılabilmesinin bazı zamanaşamı sürelerine tabi tutulduğunun görüleceğini, Kanunun yapılan işlemde muvazaa iddiası olması durumunda zamanaşımı sürelerinin askıya alınacağına dair bir düzenleme getirmediğini, yalnızca mülkiyete dayalı dava açılması sırasında zamanaşımının işlemeyeceğinin düzenlendiğini, somut davada davacılar malik olmadığından ve davanın türü de mülkiyete dayanmadığından zamanaşımı müessesesinin uygulanması gerektiğini, davaya konu taşınmazların ilk sahibi olan merhum davalı ...'in sağlığında, eşi ve ailesiyle Almanya'da yaşadığını,
tatil yapmak için Türkiye'ye geldiği vakit kısıtlı günlerini akrabalarını ziyaret etmekle geçirdiğini, bu yüzden ...'da kain tarla vasıflı taşınmazlarını ekip biçemediğini ve üretim yapamadığını, tarlanın işlenmesi ve ürün elde edilmesi işlemleriyle davalı ... ile babası ve kardeşinin ilgilendiğini, davalı ... aleyhine başlatılan icra takibinde davalının mülkiyetinde bulunan Muş İli, ...
İlçesi, ... köyü, 147,16,166,17,177,47 numaralı parseller üzerine Muş 1.İcra Müdürlüğünün 2009/1058 sayılı dosyasından hacizler konmuş olup takibe başlanıldığı esnada davalı ...'in aciz halde olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dava konusu taşınmazları devralan davalı 3.kişi ... davalı borçlu ...'in eşinin kardeşi olup, İİK'nun 280/1. Maddesi gereği borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşılmakla; davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7535, K. 2025/3077, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama