KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/8355 E., 2025/15074 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/338 E., 2024/338 K.
- Sayısı
- 2024 İHK - 21043
- Sayısı
- K-2024/105011
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 22.03.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu sigortalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maluliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuru sahibinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya sunulan raporun usule uygun olduğunu , ret kararının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 22.03.2018 tarihinde meydana gelmiştir.
Davacı vekili tarafından tahkim yoluna başvuru dilekçesi ekinde sunulan ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 22.05.2023 tarihli raporuna göre davacının sürekli maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre skar izi nedeni ile %3 olarak belirlendiği, raporun 3 adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiği, ancak yara izi konusunda uzman hekimin kurulda bulunmadığı anlaşılmıştır. Anılan bu raporun tanziminde heyet mevzuata uygun teşekkül etmediğinden, raporun karara esas alınması mümkün değildir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılan ve hükme esas alınan 3 adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde ise skarın vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplamadığı, bu nedenle davacının sürekli maluliyeti bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapor yetkili sağlık kuruluşu tarafından hazırlanmadığı için hükme esas alınması mümkün olmayıp ayrıca raporlar arasında çelişki oluştuğu da aşikardır.
O halde İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacı muayene edilerek mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderici, davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya içerisine eklenerek, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi/ cildiye uzmanının da bulunduğu davacının ikametgahına en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8355, K. 2025/15074, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama