KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/1626 E., 2025/6902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/206 E., 2024/225 K.
Karar Metni
764 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu müvekkili şirkete sigortalanan aracın 19.06.2011 tarihinde ehliyetsiz ...'nin sevk ve idaresinde iken 2918 sayılı KTK'nın 7. maddesine aykırı hareket ederek seyir halinde olan 35... plakalı araca çarparak maddi hasara ve çok sayıda kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin kazada yaralanarak sürekli olarak sakat kalan ...'a başvurusu neticesinde aktüer incelemesi ile tespit edilen 69.155,00 TL hasar tazminatının 28.08.2014 tarihinde ödendiğini, davalı ... poliçesi genel hükümlerini ihlal ettiğinden müvekkili şirketin ödemiş olduğu tazminat nedeni ile davalıya rücu hakkı doğduğunu belirterek 69.155,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazada zarar gören ... ile davalı ... ve sürücü ...'nin bir araya gelerek, ...'ya 30.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiklerini ve bu bedeli ödediklerini, ...'nın maddi ve manevi zararlarının kendilerince karşılandığını ve ...'nın Menderes Asliye Ceza Mahkemesinde haklarındaki ceza davası şikayetinden de vazgeçeceğini, 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi gereği ibra belgesi niteliğinde olan bu belgenin iptalinin iki yıl içinde istenebileceğini, ibra tarihinin 24.12.2012 olduğunu,
davacının ödeme yaptığı tarihin ise 28.08.2014 olması nedeniyle bu sürenin geçtiğini ve bu nedenle ödenen bedelin kendilerinden rücuen talep edilemeyeceğini, ehliyetsiz araç kullanmanın tek başına rücu sebebi olamayacağını, rücu şartlarının oluşabilmesi için ağır kusurlu sayılmaları gerektiğini beyanla davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2016 tarih ve 2015/3186 Esas, 2016/1449 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 69.155,00 TL'nin ödeme tarihi olan 28.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2018 tarih ve 2017/51 32... /4185 Karar sayılı ilamıyla, "..Dava; sigorta şirketi tarafından sigortalısı aleyhine açılmış olan ve zorunlu trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat davasıdır.
Mahkemece Sigorta Hukuku bilirkişisinden alınan rapor hükme esas alınmış ise de bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece tarafların kusuru bakımından değerlendirme yapılmak üzere dosya içerisinde gerekçeli karar örneği bulunan Menderes Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/483 esas, 2013/649 karar sayılı dosyasının getirtilerek kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve kazanın meydana gelmesinde tarafların ne oranda kusurlu olduğu konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; kaza neticesinde ...'nın maruz kaldığı yaralanma nedeniyle herhangi bir maluliyet raporu da alınmaksızın davacı tarafça ibraz edilen 26.06.2014 tarihli engelli sağlık kurulu raporu ve yine davacı tarafça ibraz edilen 12.08.2014 tarihli Adli Tıp Uzmanı Uz. Dr. ... tarafından düzenlenen rapordaki %22 maluliyet oranına istinaden hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca tazminata hükmedilmiştir.
Bu durumda, mahkemece kazayla ilgili varsa dosya içerisinde bulunmayan diğer tedavi evrakları da celbedilerek yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden elverişli bilirkişi raporu alınarak maluliyet oranının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla,Yargıtay bozma ilamına uyularak kusur ve maluliyet raporu alınmış ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan aracın ehliyetsiz sürücünün sevk ve idaresindeyken kazaya karıştığı ve kaza neticesinde ...'nın sürekli olarak malul olduğu ve bu duruma istinaden 69.155,00 TL ödemenin ... hesabına yapıldığının sabit olduğunu, kusur bilirkişi raporuyla yapılan değerlendirmeler neticesinde davalının maliki olduğu araç sürücüsünün, ehliyetsiz bir şekilde kazada asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davanın ispatlanmadığından bahisle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle ödenen tazminatın rücuan tazmini talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1626, K. 2025/6902, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama