KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/2483 E., 2025/4502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1082 Değişik İş, 2022/1163 Karar
Karar Metni
1.182 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.06.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otomobil, davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı araç ve dava dışı diğer iki aracın daha karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını, sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.03.2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 113.438,18 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının tahkim başvurusundan önce davacıya 29.12.2021 tarihinde 22.256,00 TL tazminat ödediğini, davacının ibraname imzaladığını, davacının bakiye tazminata ilişkin talebinin reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dosyaya sunduğu sağlık kurulu raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı, davacının davalıya usulüne uygun hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile başvuru yapmadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ara karar uyarınca alınan sağlık kurulu raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 10 oranında olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, başvurunun kabulü ile 113.438,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının tahkim başvurusundan önce davacıya 29.12.2021 tarihinde 22.256,00 TL tazminat ödediğini, davacının ibraname imzaladığını, davacının bakiye tazminata ilişkin talebinin reddi gerektiğini, kusur ve maluliyet raporunun hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, temerrüt tarihinde hata olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniği tarafından düzenlenen 14.10.2022 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, ancak anılan raporda davacının kazada başından yaralanması sebebiyle nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar kapsamında %5 oranında maluliyetinin bulunduğunun belirlendiği,
bununla birlikte davacıda kaza nedeniyle meydana gelen hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %5 oranında maluliyetin tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzunda yer alan “Deri-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplaması şartı bulunduğu, anılan raporda ise bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin tespit edildiği,
raporun bu nedenle yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde Cildiye/Plastik Cerrahi Bölümü ve Nöroloji uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. Dosya kapsamından davacının davaya konu trafik kazasında meydana gelen yaralanması sebebiyle tahkim başvurusundan önce davalıya başvuru yaptığı, davalının davacıya ibraname karşılığında 29.12.2021 tarihinde 22.256,00 TL kısmi ödeme yaptığı, davacının ödemenin 2918 sayılı KTK’nın 111 inci maddesinin 2 nci fıkrası kapsamında eksik ve yetersiz olduğu gerekçesiyle eldeki tahkim başvurusunda bakiye tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK’nın 111 inci maddesinin 2 nci fıkrasında.
"Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmü mevcut olup huzurdaki dava 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olmakla birlikte, hükme esas alınan 30.11.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, KTK’nın 111 inci maddesi uyarınca yetersiz ödeme olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat tutarından davalının kısmi ödemesinin güncelleştirilmiş halinin mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye tazminat miktarının belirlenmediği,
İtiraz Hakem Heyetince söz konusu rapor benimsenerek davalının kısmi ödemesi dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğu görülmüştür.
Somut olayda, sürekli iş göremezlik tazminatı öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanmalı, ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında 2918 sayılı KTK’nın 111 inci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmelidir. Şayet ödenmesi gereken sürekli iş göremezlik tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa, davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek, rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat tutarından, davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesi sonucunda oluşan duruma göre karar verilmesi gerekmektedir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davalının davacıya yaptığı kısmi ödemeye ilişkin evraklar temin edilmek suretiyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında 2918 sayılı KTK’nın 111 inci maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
4. İtiraz Hakem Heyetince avans faizine hükmedilmiş ise de; sigortalı aracın ruhsat bilgileri temin edilip aracın kullanım amacının ticari olup olmadığı araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, herhangi bir araştırma yapılmaksızın sadece aracın cinsi dikkate alınarak avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
5. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2483, K. 2025/4502, 17 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama