KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/2763 E., 2025/8811 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/83 E., 2023/130 K.
Karar Metni
1.402 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’ın ...’nden tüketici kredisi kullandığını, kredinin hayat sigorta poliçeleri ile teminat altına alındığını, murisin ölümünden sonra talebe rağmen ikinci yıl prim taksidinin ödenmemesi sebebiyle poliçenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketinin tazminat ödemekten kaçındığını, buna ilişkin kendilerine ulaşan bir bildirim olmadığını belirterek 84.016,98 TL sigorta bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nin lehdar ve dain-i mürtehin olduğunu, bu nedenle teminatları talep etme hakkının ... ait olduğunu, sigortalı ile akdedilen poliçenin ikinci yıl prim ödemelerinin yapılmamış olması nedeniyle poliçenin tenzil hükümlerine tabi tutulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.02.2016 tarihli, 2014/825 Esas ve 2016/178 Karar sayılı ilamı ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisi olan sigortalı ikinci yıl prim borcunu ödemediğinden dolayı, davalı sigorta şirketince yasanın aradığı şekle uygun olarak sigortalının son bildirdiği ikametgah adresine iadeli taahhütlü bildirim yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin C.10 maddesinde de adres değişikliğinin bildirilmemesinin sonuçlarından sigorta ettirenin sorumlu olacağı hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, davalının bildirim edimini yerine getirdiği,
ilk yıllık sigorta primi ödendiğinden bu haliyle sigortanın prim ödemesinden muaf sigortaya dönüştüğü, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile muaf sigortadan dolayı ödenecek tutarın 15.893,88 TL olduğu ve bu bedelin dain-i mürtehin ... ödenmesi halinde davacıların talep edebileceği ilave bir bedel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 09.02.2016 tarihli, 2014/825 Esas ve 2016/178 Karar kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 05.07.2021 tarihli, 2021/14808 Esas ve 2021/4126 Karar sayılı ilamı ile; ''...Davacılar murisi İş Bankasından Tüketici Kredisi kullanmış ve davalı ile 10 yıl süreli hayat sigorta poliçesi imzalamıştır.
Poliçe gereği ödenmesi gereken ilk yıl prim ödemesinin davacılar murisine ait mevduat hesabından banka tarafından tahsis edilen kredi miktarından mahsup edilerek tahsil edildiği, tarafların kabulündedir.
Davalı sigortacı, ikinci yıl prim taksidinin ödenmediği gerekçesiyle, 27/08/2013 tarihinde sigortalının poliçede yazılı olan adresine, TTK'nın 1502. maddesi gereğince prim borcunun 1 ay içinde ödenmemesi halinde poliçenin prim ödemeden muaf poliçeye dönüşeceğini ve ölüm teminatının kalkacağını bildirerek ... aracılığı ile iadeli taahütlü ihtar göndermiştir.
Ancak sigortalı muris ...’ın adresinin yetersiz olması nedeniyle gönderilen ihtar mektubu iade edilmiş ve sigortalının ihtardan haberi olmamıştır. Sigorta şirketi 1 ay sonunda poliçeyi TTK 1502. maddesi uyarınca "prim ödenmesinden muaf sigorta (tenzil) hükümlerine tabi tutmuş, murisin ölümü ile sigorta şirketine vefat teminatının ödenmesi için başvuran davacı mirasçıların talebini sigorta priminin ödenmediği gerekçesiyle red etmiştir.
Mahkemece, davacıların murisi olan sigortalı ikinci yıl prim borcunu ödemediğinden dolayı, davalı sigorta şirketince yasanın aradığı şekle uygun olarak sigortalının son bildirdiği ikametgah adresine iadeli taahhütlü bildirim yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin C.10 maddesinde de adres değişikliğinin bildirilmemesinin sonuçlarından sigorta ettirenin sorumlu olacağı hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, davalının bildirim edimini yerine getirdiği,
ilk yıllık sigorta primi ödendiğinden bu haliyle sigortanın prim ödemesinden muaf sigortaya dönüştüğü;yaptırılan bilirkişi incelemesi ile muaf sigortadan dolayı ödenecek tutarın 15.893,88 TL olduğu ve bu bedelin dain-i mürtehin ... ödenmesi halinde davacıların talep edebileceği ilave bir bedel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Sigortacının 2. yıl prim takdisinin ödenmesine yönelik ihtarın sigortalıya gönderildiği tarihte yürürlükteki 6102 sayılı TTK'nın 1434/3. maddesine göre "prim taksitlerinin vadesinde ödenmemesi halinde sigortacı sigorta ettirene noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla 10 günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini aksi halde süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder..."yine Hayat Sigortası Genel Şartları C.1.5 maddesinde de "Bir yıldan uzun süreli hayat sigortalarında sigorta ücretinin veya taksitlere bağlanmış olduğu takdirde herhangi bir taksitinin vadesinde ödenmemesi halinde sigortacı,
sigorta ettirenin kendisine bildirmiş olduğu son ikametgah adresine taahhütlü mektupla veya noter kanalıyla ücret veya taksitin bir ay içinde ödenmesini, aksi takdirde sigortanın feshedilmiş olacağını ihtar eder..." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1502 ve (6767 sayılı Yasanın 1325). maddesinde ise "En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödemiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi fesh edemez ve prim isteyemez. Bu halde sigorta, prim ödemeden muaf sigortaya dönüşür..." hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, sigorta poliçesi 10 yıl süreli olup 1. yıl prim taksiti ödenmiştir. Sigorta şirketi 2. yıl prim taksidi ödemesi için sigorta poliçesinde sigortalı adresi olarak "... Mahallesi ... Sokak No:41/2 ... " yazılan adrese gönderilen ihtar adres yetersizliğinden iade edilmiştir. Sigortalı muris işyeri adresi olarak da ... Bölge Müdürlüğü ... adresini bildirmiş. Ancak ilk gönderi iade gelmesine rağmen sigortalının işyeri adresine tebligat gönderilmemiştir.
Yukarıda izah edilen yasal düzenlemelere göre mahkemece;sigortacı tarafından poliçe üzerinde yazan adres bilgilerinin doğruluğu araştırılmadan ve yine Hayat Sigortası Genel Şartları C.1.5. maddesinde belirtildiği gibi primin ödenmesine yönelik ihtarın sigortalının son ikametgah adresine yapılması gerekirken mevzuatın yüklediği şartlarda usulüne uygun biçimde ihtarda bulunmadığı halde, poliçe kapsamı belirlenerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kaldı ki; dosya içerisinde bulunan,davaya konu poliçenin TKSG formunun ödeme talimatı kısmının boş olduğu ancak "Aksini bildirmediğim sürece, prim tahsilatının kredi kartımdan/cari hesabımdan yapılmasını kabul ediyorum" şeklinde şerh olduğu, poliçenin davacılar murisi tarafından imzalandığı, bankaca ilk prim taksidinin, tahsis edilen krediden düşüldüğü, kredi veren kuruluş banka ile sigorta poliçesini yapan davalı şirketin aynı sermaye grubuna dahil şirketler olduğu düşünüldüğünde, banka tarafından bu yolla sigortalıya prim taksitlerinin ödenmesi konusunda güven telkin edildiği,
bu şekilde kalan primlerin tahsili yoluna gidilmemesinin Medeni Kanununun 2. maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralına aykırı olduğu da izahtan varestedir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulü ile 83.125,13 TL'nin 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların miras payları esas alınarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, dava dışı bankadan kullanılan kredinin tamamı ödenmiş olduğundan davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, rizikonun gerçekleştiği 23.11.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ve avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket ile lehtar davacıların murisi ... arasında imzalanan dava konu poliçede ...'nin lehdar ve dain-i mürtehin olduğunu, bu nedenle kabul manasına gelmemek kaydıyla poliçe teminatını talep hakkının da ...'ye ait olduğunu, sigortalı varisi olan davacıların, hayat sigortası poliçesinde lehdar tayin edilmemiş olması nedeniyle dava açma sıfatlarının da bulunmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, hayat sigortası sözleşmesi kapsamında alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmaksızın yargılamaya son verilmesinin hatalı olduğunu,
Hayat Sigortası Genel Şartları C.10 maddesi gereğince ilgili ihtarnamenin sigortalıya ulaşmamasından kaynaklı olarak davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sigortalıya ait sağlık kayıtlarının celbi ile sigortalının poliçe başlangıcından önce mevcut rahatsızlıkları ile vefat nedeni arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiğini ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan kararının ONANMASINA, 6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2.maddesi gereğince davacılardan harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
TTK'nın 1494/2 hükmü "Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur." şeklindedir.
Dava konusu poliçede, lehdar tayin edilmediği durumlarda veraset ilamının dikkate alınacağının düzenlemesi ve TTK’nın 1494/2. maddesi uyarınca sözleşmenin sigorta ettirenin kanuni mirasçıları lehine yapıldığının ve kanuni mirasçıların sigorta tazminatı üzerinde miras hisseleri oranında pay sahibi olacağının kabulü gerekir. Mahkemece hüküm altına alınan tazminatın "davalıdan alınarak davacılara ödenmesine" karar verilmesi, eşit şekilde taksime neden olacağından yeterli olmayıp hükmün "davalıdan alınarak davacılara miras payları oranında ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2763, K. 2025/8811, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama