KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/519 E., 2025/16331 K.·Birleşen Dava Dosyası
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/122 Esas - 2024/387 Karar
- Mahkemesi
- Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2009/437 Esas - 2013/561 Karar
Karar Metni
1.124 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait olan MG ... 405 plakalı tır ve MG ....
263 plakalı dorsenin 02.04.2007 tarihli yediemin tutanağı ile davalı ...'a teslim edildiğini, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararı ile araçların müvekkiline teslimine karar verildiğini, kararın Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün 2007/16426 esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, ancak davalının yedieminlik görevini suistimal ettiğini ve icra takibinden netice alınmadığını,
dava konusu araçların Avrupa-Türkiye arası nakliye hizmetlerinde kullanıldığı göz önüne alındığında araçların davalıya teslim tarihinden Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/684 Karar sayılı kararına kadar geçen sürelerde kazanç kaybı söz konusu olduğunu, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararına ve Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün 2007/16426 esas sayılı icra dosyasına rağmen davalı tarafından araçların suç oluşturacak şekilde yasa dışı yollardan satıldığını,
bu nedenle de müvekkilinin zararı oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere satılan araçlar için 5.000,00 TL, kazanç kaybı için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL maddi tazminatın ilam tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 07.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.152.031,46 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve temsile yetkili olduğu .. ...... .... şirketi adına kayıtlı olan MG ... 263 plakalı çekici ve MG ...
405 plakalı aracın Almanya'dan Türkiye'ye giriş yaptığı sırada şirketin diğer ortağı olan davalının araç sürücüsünü tehdit ederek araca el koyduğunu, sürücünün davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, devamında da araçların yediemin olarak davalıya teslim edildiğini, davalının araçlara el koymasının ve yediemin olarak araçların davalıya teslim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında şirket içi ihtilaf olduğu kabul edilse dahi bu hususun çözüm yerinin Alman Mahkemeleri olduğunu,
kaldı ki arada araçlara el konulmasına sebebiyet verecek bir ihtilaf olmadığını, davalının şirkette herhangi bir yöneticilik vasfı ya da imza yetkisi olmadığını, savcılık tarafından araçların davalıya yediemin olarak teslim edilmesi nedeniyle araçları teslim alamadıklarını belirterek Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/10856 soruşturma sayılı dosyasında verilen karar gereğince haksız nedenle yediemin olarak araçların davalıya teslimi hususunda yapılan muarazanın menine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava konusu olayla ile ilgili olarak Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı dosyasının mevcut olduğunu, bu nedenle desdestlik itirazları olduğunu, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davanın ........... adına açıldığını, oysa ..........'nin ayrı tüzel kişiliği olduğundan husumet itirazları olduğunu, davacının şirkete ait araçları müvekkilinin haberi olmadan çalıştırdığını ve navlun bedellerini aldığını, müvekkilinin de şirket ortağı olduğundan bedellerinden alması gerektiğini,
davacının buna yanaşmaması nedeniyle müvekkilinin Alman Mahkemelerinde dava açtığını, bu olay nedeniyle savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Alman Mahkemeleri tarafından verilen bir kararda davacı ... ... aleyhine karar verildiğini, davacının Almanya'da kendisine karşı açılan davalardan dolayı eldeki davayı açtığını, müvekkilinin Türkiye'de yaşaması nedeniyle şirket yetkilerinin davacıya verildiğini, davacının yetkilerini kötüye kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/437 Esas sayılı dosyasında davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.05.2022 tarihli, 2021/7 Esas ve 2022/164 Karar sayılı kararıyla asıl davada ıslah talebine karşı zamanaşımı definin kabulü ile kazanç kaybı yönünden 1.000,00 TL, araçların değerine yönelik 5.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL'nin dava tarihi olan 23.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 31.05.2022 tarihli, 2021/7 Esas ve 2022/164 Karar sayılı kararının süresi içinde asıl davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 05.06.2023 tarihli, 2022/15333 Esas ve 2023/7472 Karar sayılı kararı ile mahkeme kararının gerekçesinde asıl davada ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın hüküm kısmında bu gerekçeye uygun hüküm tesis edilmediği,
ayrıca birleşen davaya yönelik olarak ise gerekçe bölümünde birleşen davada muarazanın önlenmesine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında yalnızca "Mahkememizin Birleşen 2009/437 E sayılı davasının KABULÜNE" denilmekle yetinildiği, kabul edilen kısmın ne olduğu hususunda infaza elverişli bir hüküm tesis edilmediği,
bu hali ile kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluştuğu, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamayacağı, karardaki bu çelişkinin bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemece önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararıyla karar verildiği, hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile; kazanç kaybı yönünden 1.000,00 TL, araçların rayiç değeri yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL bedelin dava tarihi olan 23.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ıslah taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen 2009/437 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada talebin mülkiyet hakkına dayandığını, Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramayacağını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle alacağın tespit edilmesinden sonra ıslah hakkının kullanılabildiğini, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, birleşen dava yönünden mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, birleşen davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada mülkiyeti davacı şirkete ait olduğu iddia edilen tır ve dorsenin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde satılması nedeniyle araç değeri ve kazanç kaybından oluşan maddi tazminat, birleşen davada da ....... Şirketine ait olduğu iddia edilen tır ve dorseye davalı tarafından fiilen el konulması nedeniyle muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/519, K. 2025/16331, 8 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama