KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/859 E., 2025/16209 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/82 E., 2023/256 K.
Karar Metni
1.225 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davalılar ... Enerji Üretim AŞ ve .... İnş. Maden Turz. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...... mahallesinde bulunan ikametgahında arıcılık faaliyetiyle uğraştığını, aynı yerde yapılan HES inşaatında kanal ve tünel kazıları sırasında aşırı gürültü ve dinamit patlamalarından çıkan toz ve kimyasalların taşınmayarak yerinde bırakılması ile çevrede aşırı kirlilik meydana gelmesiyle arıların kovanı terkettiğini ve öldüklerini, davalı şirketlerin gerekli önlemleri almadığını, davacının yaptığı başvuru sonucunda Kaymakamlıkça tutanak tutulduğunu ve 215 adet fenni kovandan 89 adet kaldığı ve kovanların çevresel değişimden etkilenerek zarar gördüğünün tespit edildiğini,
davacının geçimini arıcılık ile sağladığını ve her bir arının senede 15 kg bal yaptığını ifade ederek arıların telef olması sebebiyle fazlaya dair hakları saklı kalarak arı ölümleri nedeniyle 10.000,00 TL ve yavru arı üretiminden gelecek bal gelirinden yoksun kalınması nedeniyle de 1.000,00 TL zararın davalılardan tazminini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 86.424,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekeçsinde; projelerle ilgili olarak ÇED denetiminin yapıldığını ve proje hakkında bakanlıkça ÇED gerekli değildir kararı verildiğini, CESE Elektrik'in yaptığı projenin başka bir yerde olduğunu, davalılara izafe edilecek bir kusur olmadığını, arıların kovanı terkinin inşaat çalışmaları nedeniyle olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu ve arada illiyet bağı olmadığını, arıların kovanı terk nedenlerinin çok çeşitli olabileceğini, davacının iddialarının soyut mahiyette olduğunu ifade ederek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, 22.03.2016 tarih ve 2014/278 Esas, 2016/142 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 97.424,00 TL tazminat miktarının 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 04.12.2018 tarihli ve 2016/9920 Esas, 2018/7573 Karar sayılı ilamıyla, "... davalı ... Elektirik Anonim Şirketi davaya konu alanda bir çalışması olmadığını iddia ettiğine göre bu hususun mahkemece usulünce araştırılması ve adı geçen davalının pasif dava ehliyeti olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken bu durumun gözetilmemesi ... ve ... ziraat mühendisi ve veteriner hekim bilirkişiler tarafından düzenlenen 26.06.20 15... .09.2015 tarihli raporlarda özetle,
arılı kovanların kış aylarında sönmeleriyle ilgili olarak birçok faktörün etkisi olduğu belirtilerek bu faktörler arasında gürültü ve arıların kış aylarında soğuğun etkisini azaltmak için salkım oluşturduğu patlamaların neden olduğu titreşimlerin bu salkımlarda çözülme ve ölümlere neden olabileceği belirtilmiş ve devamında arıların kış aylarında hava sıcaklığı düşük olduğundan soğuğun etkisinden korunmak için mümkün olduğunca kovandan çıkmadıkları bu nedenle de davacının iddia ettiği gibi patlatma bölgesinde yer alan suların ölümlere neden olduğu iddiasına yönelik olarak kış aylarında arıların kovan dışına az çıkması nedeniyle arıların
ölümündeki etkisinin minimum düzeyde olduğu belirtilmiş, sonuç kısmında ise patlatmalar sonucu kovanlarda ölüm olabileceği ancak ölümlerin bu duruma bağlı oluştuğuyla ilgili kesin kanaate ulaşılamadığı belirtilmiştir. Bu durumda, davacının bütün zararının davalıların eyleminden kaynaklandığı kabul edilerek tazminat hesabı yapılması hakkaniyete uygun olmamıştır.
Uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak zarar ve davalıların sorumluluğu tespit edilmeli; buna rağmen de belirlenemezse Türk Borçlar Kanunu 50. maddesi uyarınca, davacının gerçek zararını kanıtlaması gerekirse de, zararın sabit olmasına karşılık miktarının tereddütsüz bir şekilde kanıtlanması mümkün olmadığı takdirde;
hakimin, olayın olağan gelişim şekli ve zarar gören tarafın aldığı tedbirleri gözeterek hak ve nesafet kuralları dairesinde tazminata hükmedebileceği de değerlendirilerek bir karar vermek üzere usul ve yasaya uygun düşmeyen kararın bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle davalıların diğer temyiz itirazları reddedilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı ... Üretim A.Ş.'nin husumet itirazı değerlendirildiğinde, bu davalı şirketin dava konusu edilen ve patlama yapılan alanda herhangi bir inşai ve üretim faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmekle davalının pasif husumet itirazının kabulüne karar verilerek bu davalı yönünden davanın pasif husumeti bulunmadığı,
bozma ilamı sonrası veteriner bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda arı üreticisinin bakım ve besleme koşullarına göre %15 oranında yıllık kayıp olabileceğine dair değerlendirmesi dikkate alınarak bilirkişi heyetince belirlenen toplam 113.400,00 TL zarar hesabından takdiren %15 hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulüne ve taleple bağlı kalınarak 86.424,00 TL'sinin 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... enerji Üretim AŞ. ve .....
İnşaat Maden Turz. Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına, davalı ... Üretim AŞ yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... Enerji Üretim AŞ ve Başfen İnş. Maden Turz. Tic. Ltd.
Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davanın "haksız fiile" dayanmasına rağmen davalı şirketler açısından kusursuz sorumluluk hali söz konusuymuş gibi değerlendirme yapılarak hüküm tesis edildiğini, HES projesinin yapımı sırasındaki işlemler nedeniyle arıların zarar gördüğünün iddia edildiğini, hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi gerektiğini, ilgili HES projesinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi denetiminden geçtiğini ve projenin çevresel etkilerinin olmaması nedeniyle bakanlıkça "Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir" kararı verildiğini,
davalı şirketlerin kusurlu bir işlemi olduğundan söz edilemeyeceğini, davacı tarafça arı kovanları üzerinde herhangi bir delil tespiti yaptırılmadığı gibi keşif esnasında da kovanların başka bir yere taşınmış olduğundan bahisle kovanlar üzerinde bir tespit yapılamadığını, zarar hesabının hatalı yapıldığını, gerçek zararın tespiti için davacının arıcılık faaliyeti için yaptığı/yapması gereken zorunlu giderlerin belirlenmesi ve hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmadan hüküm tesis edildiğini,
son derece farazi bir hesaplama yapılmışken hakkaniyet indirim oranının da çok az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıların haksız eylemi sonucu davacıya ait arı kovanlarında oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına, uyuşmazlığa konu olayın oluş biçimi ve tüm dosya kapsamı ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir.
Mahkemece verilen ilk kararı sadece davalılar temyiz etmiş, bozma sonrası alınan 15.12.2022 UYAP kayıt tarihli bilirkişi raporunda davacının zararı 97.424,00 TL olarak tespit edilmiş ve bu rapora karşı sadece davalılar vekilince itiraz edilmiştir. Davalılar vekilinin itirazı üzerine alınan ikinci raporda ise davacının zararı 113.400,00 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece, son rapor hükme esas alınarak davacının zararı 113.400,00 TL olarak kabul edilmiş ve bu miktar üzerinden %15 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ise de davacı vekilince bozma sonrası alınan ilk rapora itiraz edilmediği halde zarar tespitine davalının itirazı üzerine alınan ve daha yüksek miktarda zarar tespiti yapan ikinci raporun esas alınması hatalı olmuştur.
Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere davacının zararının tamamının davalıların eyleminden kaynaklandığı kesin kabul görmediğine göre hesaplanan tazminattan daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gereğinin de dikkate alınmaması usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/859, K. 2025/16209, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama